Nov 232012
 

Takip etme (stalking) son yıllarda artarak karşımıza çıkan bir suç türüdür. Buradaki en önemli öge olguların çoğunda birbirini bilen,ilişkide olan kişilerin birbirini habersiz olarak izlemesidir. Takip etme olgusu bir süre sonra takip edilen kişi için yaşamın çekilmez ve dayanılmaz bir boyuta dönüşmesine neden olur.

Bunlar içinde takip etme saplantısı, aile içi şiddet ile ayrılmaz ikili oluşturur, aynı kontrolcülük baskın olma davranışının başka bir uzantısıdır. Sevme saplantısı olan kişiler, belli bir mesafeden sürekli olarak sevdikleri kişiyi takip ederler. Burada kıskançlık ön planda gelmektedir. Kişinin kendine olan güvensizliği karşısındakine de güvenmeme ve bir süre sonra paranoyak hezeyanlar şeklinde aldatılma kompleksine doğru sürüklenir. Bazı olgularda aile dışında ünlü bir kişiye odaklanarak izleme şeklindedir. Takip etme olgularında suçlunun duygu bağımlılığı iyice artarak, patlama noktasına geldiğinde, obsesyonun derecesi yıllardan haftalara ve hatta daha kısa aralıklara inebilir hale gelir.

Kurbanla izleyen arasında uzun süreli ilişki olan olaylarda suçlunun istismarcı davranışlarının onu daha da tehditkar yaptığı öyküsü vardır. O kurbanının zayıflıklarını bilir. Hatta daha korkunç ve tehlikelisi, onun kurbanı ile geçmişteki ilişkisi ona ihtiyaçları konusunda akıl verir. Hatta onun gidişatını, planlarını, parasını nerede sakladığını, doktorunun kim olduğunu kime saygı duyduğunu ve acil durumda nereye gideceğini de bilir.

Aslında uyarıcı belirtiler vardır ama ne yazık ki bunlar kurban tarafından potansiyel suçlu ile bir şeyler karışıncaya kadar ortaya çıkarılmamaktadır. Neden zeki, başka türlü kendini iyi koruyan kadınlar kendilerini bu tip bir durumda bulurlar? Başlangıçta suçlu oldukça çekici olabilir, tercih edilebilir bir ilk izlenim yaratabilir. Zaman ilerledikçe gerçek yüzlerini ortaya çıkarırlar. Onlar kendilerine uygulanan sosyal kurallara inanmazlar, bu nedenle yalan söylemekte, istediklerini almak veya çalmak için kanunlara karşı gelmekte sakınca görmezler.

Takipçilerin gerçekte aile içi istismarcıları olduğu, tipik şekilde onların iyi eğitim almamış, işsiz veya sıra dışı işlerde çalışan ve yoksulluk sınırında yaşadıkları gibi yanlış bir algılama vardır.

Gerçekte bu, herhangi birinin suçlu veya kurban olabileceği, her sosyoekonomik alt yapı ve hatta her cinsten insanın işleyebileceği değişik bir suçtur. Bir kanıya göre, ortalama erkeklerin 1/3’ü karısını ve kız arkadaşını istismar etmekten yargılanmaktadır ki, bunlar hatırı sayılır mesleklerinde profesyonel ve kendi topluluklarında yetkili, doktor hatta bakan olabilmektedirler.

Başarılı bir işadamı, araları bozulan karısını veya liseden ilk ciddi kız arkadaşını izleyebilir, suçlunun kendi öz saygısını desteklemek için kurbanını kontrol etmek ve baskın hale gelme ihtiyacı suça yönelik davranışları büyür, gelişir. Bu suçlu güvensizlikten yakınır, özel ve aşk ilişkilerini başkaları gibi sürdüremez. Bazılarının psikolojik problemleri vardır, fakat çoğunluğu için sorun kişilik bozukluğudur; uyumsuz davranış ve sosyal becerilerde zayıflık olarak kendini gösterir. Bu tip insanlar günlük hayatta kendilerini güçsüz hissederler; bu yetersizlikleri ile birleşince doğru bildikleri duygu ve davranışları diğer insan ilişkilerinde kullanmalarını sağlar.

Bir kanıya göre bu suçlular hayali ilişkiler dünyasında yaşarlar . Kurbanları ile aktif bir ilişkileri olduğu halde gerçek üzerinde ısrarla durdukları şey, kurbanın kendisi değil, ilişkiden duydukları güç duygusudur.