Nov 232012
 

‘’Mobbing’’ terimi ilk kez Heinz Leymann tarafından organizasyonlarda çalışan insanlara yönelik saldırıları özetleyen bir terim olarak kullanılmıştır. Alman endüstri psikoloğu Heinz Leymann’ın 1984 yılında hazırladığı raporda, mobbing işyerinde psikolojik şiddet, işyeri zorbalığı anlamında kullanılmış ve bugün de bu anlamda kullanılmaktadır.

Bir işyeri hastalığı olan mobbingin tanısını koyabilmek için mobbing davranışlarının en az altı ay süre ile haftada en az bir kez gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu süreçte kişinin sağlığını, üretkenliğini, verimini etkileyecek şekilde doğrudan ya dadolaylı olarak saldırı yapılması gerekir. Ne kadar sürdüğü ve ne sıklıkta yapıldığının değerlendirilmesi de çok önemlidir.

Leymann’a göre bu davranışlar, en az haftada bir sıklıkla ve en az altı aydan beri uygulanıyor olmaları gerekir.Mobbing sürecinin uzunluğu ile mobbbingin neden olduğu zarar orantılıdır. Mobbinge maruz kalama günlük sıklıkta ise kurbanların %50’den fazlasında tedavi gerektiren hasara yol açmaktadır. Ayda birkaç kez gerçekleşen mobbing ise kurbanların %30’unda zarara neden olmaktadır .

Her mobbing olgusunda bu davranışsal belirtilerin hepsinin bulunması şart değildir. Ancak bu davranışların kasıtlı ve sürekli olarak tekrarlanması, mobbingin ortaya çıkmasına ve sonuç olarak bireyin iş yaşamından uzaklaşmasına neden olur.

Bir işletmede mobbingin varlığına çalışan bireylerde (kurbanlarda) gözlenen bir takım belirtiler de işaret edebilir.

Bunlar:

Panik Atak

Depresyon

Uykusuzluk

Deride Kaşınma, Kızarma, Ürtiker

Titreme,Terleme

Bulimia Nevroza

Mobbing uygulayan kişilerin ve kurbanların kişilik özellikleri ile işyeri şartları mobbingin nedenlerini açıklar.

Sınıflama şöyledir:

1. Kişileri grup kuralını kabul etmeye zorlamak

2. Düşmanlıktan hoşlanmak

3. Can sıkıntısı içinde zevk arayışı

4. Önyargıları pekiştirmek

5. Psikolojik taciz uygulayanın kötü kişiliği ve patron olarak bunu hak olarak görmesi, şişirilmiş benmerkezcilik, narsist kişilik, çocukluk travmaları…

Mobbinge maruz kalan kişinin hukuk yoluna başvurması ve hakkını araması gerekir. Ancak bunu doğru yöntemlerle yapmazsa haklı olduğu bir durumda bile haksız konuma düşmesi ve zararı çıkması olasıdır.

İlk adım bu olayın olduğunu ispatlayan bir görüşü içeren bir adli raporun alınmasıdır. Bu amaçla bir adli tıp öğretim üyesinin psikiyatrist ya da psikologla birlikte iki imzalı hazırlayacakları bir durum gösteren raporun hazırlanması sonraki aşamalarda kurbanın mahkemede kendi durumunu ispatlaması için çok önemlidir.

Taraf bilirkişiliğinin ülkemizde de uygulanmaya başlamasıyla mağdurların hakkını arama konusunda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Mobbing mağdurları özellikle bu olanağı kullanarak mahkemeye gitmeden önce bir adli tıp öğretim üyesinden psikiyatrist destekli rapor alması halinde mahkemede durumunu çok daha rahat anlatabilecektir.