Nov 232012
 

İntihar, kişinin kendine yönelik olan en büyük şiddet davranışıdır. İntihar, kişinin kendi yaşamına son vermesi şeklinde tanımlanabilir. Bu konuda önemli çalışmalar yapmış olan Emile Durkheim’e göre; ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağı bilerek yapılan olumlu ya da olumsuz bir eylemin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir.

İntiharlar sonucu olmuş ise bu gruba giren olgular tamamlanmış intiharlar, ölümle sonuçlanmadan, durdurulan olgular ise intihara kalkışma veya intihar girişimi olarak isimlendirilmektedir.

İntihara kalkışanlarda şu ortak özellikle saptanmıştır.

1- Kişi kendinden nefret etmektedir.

2- Kişi çelişkiler içerisindedir. Kafasında ölümü planlarken aynı anda kurtarılmayı da ummaktadır.

3- Ölüm fikri genellikle belli zaman diliminde çok yoğunlaşmakta sonra azalmaktadır.

4- İntihara kalkışanlarda umutsuzluk tek duygudur. Kişi artık başka çıkış yolu olmadığını düşünür.

Toplumsal değişimlerin insanın toplumsal statü ve rolünü olumsuz biçimde etkilemesi sonucu ortaya çıkan ruhsal çöküntülerde, intihar olgularının arttığı görülmektedir. İşsizlik, geçim zorluğu, beklenmedik olaylara tepki risk attırıcı faktörlerdir. Aile çevresi de çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ailedeki psikopatolojiye ek olarak aile içi anlaşmazlıklar ve ailenin dağılması faktörleri de intiharda temel etkenlerdir. Çocuk ve gençlerde boşanma veya ölüm nedeniyle ebeveyn kaybı özellikle 12 yaşın altında gerçekleştiğinde bu durumun çok önemli bir risk faktörü oluşturduğu görülmektedir. Gerçekte de bu çocuklar psikiyatrik veya toplum kontrolü altında bulunanlardan çok daha fazla olarak fiziksel ve cinsel istismar kurbanı ve aile içi şiddete maruz kalan kişilerdir. İstismarın şiddetli ve yeni olması ile intihara eğilimin çok yakın bir ilişkisi vardır. İstismar ve intihar davranışı arasında en güçlü ilişki küçük çocuklarda görülmesidir.

İntihar olaylarının görsel ve yazılı medya aracılığıyla teşhir edilmesi, intihara kalkışma davranışının artmasında bir risk faktörü olabilmektedir. Yapılan bir çalışma, intihara kalkışmış lise öğrencilerinin böyle bir eyleme kalkışmamış yaşıtlarına oranla çok yüksek bir yüzdeyle aile içinden veya dışından intihar etmiş veya kalkışmış tanıdıklara sahip olduklarını göstermektedir.

İntihara kalkışan kişilerde, bu davranışın tekrarlama riski her zaman vardır. Tekrarlama riski kendini özellikle ilk 3 ayda gösterir. Daha önce birkaç kez intihara kalkışma, yüksek intihar eğilimleri, depresyon, düşmanlık ve agresivite, ümitsizlik, sosyal izolasyon ve okul performansının düşüklüğü, ailede uyuşmazlık, istismar ve ihmal, ana-babada psikiyatrik hastalıklar gelecekte intihar girişiminin tekrarlayabileceğinin göstergeleridir.

İntihar fikri veya intihar hakkında düşüncelere intihardan daha sık rastlanır. İntihar fikri önce spesifik olmayan şekillerde “Hayat yaşamaya değmez”, “Keşke ölmüş olsaydım” cümlelerindeki gibi görülür. Daha sonra spesifik bir hal alır. İntihara eğilim, intihar planı yapma dönemi başlar.

Bütün dünyada, her gün yaklaşık 2000 kişi yaşamına son vermektedir. Bu, saatte 80 ve yılda 750.000 kişi yapmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, intihar nedeniyle her gün 80 den fazla ölüm veya her yıl yaklaşık 30.000 ölüm gerçekleşmektedir. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde tahmini olarak yılda 300.000 (veya daha fazla) kişi intihar girişimi sonucunda hayatta kalmaktadır. Bunların büyük bir çoğunluğu bir acil odası tedavisinden başka bir tedavi gerektirmeyen bir zarar görmektedir. Bununla birlikte, yaklaşık 116,000 kişi hastaneye yatırılmaktadır ve bunlardan 110.000’i hayatta kalmaktadır. Bu kişilerin %17’si, başka bir deyişle 19.000’i daimi olarak sakat (özürlü) kalmaktadır.

İntihar girişimlerinin sadece 10 ya da 20 de 1 i ölümle sonuçlanır. Ölüme sebebiyet verme olasılığı çok yüksek yöntemlerin kolaylıkla erişilebilir olduğu göz önünde bulundurulduğunda; bundan çıkarılacak sonuç, intihar girişiminde bulunan çoğu kişinin ölmek istemediğidir. Ne var ki, ölme niyetinde olmayan kişilerin birçoğunun intihar girişimleri de ölümle sonuçlanmaktadır. Bu kişilerden çoğu ilaçlar hakkında bilgi sahibi değildir ve bilmeden öldürücü dozlar alabilmektedirler; bazıları kişilerin kendilerini kurtarmasını ümit etmektedirler. Gerçekten ölmeye çalışan bir diğer grup ta, intihar girişimleri sonucunda hayatta kalmaktadır. Bir çokları, 5. kattan aşağı atladıktan veya gazını açıp başlarını fırının içine soktuktan sonra hayatta kalmıştır. Çok az kişi, seçtikleri yöntemin ne kadar tehlikeli olduğu veya girişimleri başarısız olursa karşı karşıya kalacakları sonuçların ne olacağı hakkında kesin bir fikre sahiptir.

İntihar girişimlerinin sayısı da tartışma konusudur. Bazı çalışmalara göre, her ölümle sonuçlanan intihar olayı başına olasılıkla 10 ve 20 arasında girişim, veya her yıl kabaca 300,000 ila 600,000 girişim söz konusudur . Ne var ki, intihar olaylarının yarısından fazlasında yaşamın son bulması ilk girişim sonucunda gerçekleşmektedir. Erkeklerin kadınlara olan 3 veya 4’e 1 intihar oranı, intihar girişimi için tersine dönmektedir. İntihar girişimlerinin yüzde 70 ve 90 arasındaki (çalışmalar farklılık göstermektedir) bir bölümü yüksek dozda ilaç/hap yoluyla gerçekleşmektedir; yaklaşık %15’inde de bileklerin kesilmesi yöntemi kullanılmaktadır.

İntihar girişiminde bulunanlar genellikle şu dört gruptan birinde yer almaktadırlar:

(1) Çözümü mümkün olmayan bir problemle (genellikle ölümcül bir hastalık) karşı karşıya kalan akıl sahibi kişiler;

(2) Çoğunlukla genç, gerçekten fakat devamlı sürmeyecek bir derdi olan, çoğunlukla sarhoş, 6 ay sonra intiharı bile düşünmeyecek impulsif kişiler;

(3) Çoğunlukla alkolik, şizofrenik veya depresyon geçiren muhakeme kabiliyeti olmayan kimseler;

(4) Birinin dikkatini çekmeye veya yardım istemeye çalışan çaresizlikten deliye dönmüş kimseler.

Özellikle genç intiharları her geçen gün artarak dikkat çekmektedir.