Nov 192012
 

Çocuk Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilerek 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe konulmuştur. Kongre hem sivil hem de politik alanda ekonomik sosyal ve kültürel haklar açısından Uluslararası İnsan Hakları’nın uygulamalı tek çalışmasıdır. Anlaşmaya göre devletler bu haklara saygı göstereceklerini imza koyarak kabul etmektedirler. Çocuk Hakları Sözleşmesi halen var olan en geniş uluslararası kabul görmüş ve katılımlı sözleşmedir . Devletlerin büyük çoğunluğunun bu sözleşmenin prensiplerine katılmış olduğu görülmektedir.

Anlaşmanın 1. maddesine uygun olarak, kanun ve düzenlemelerde bir çocuğun tanımı ile ilgili konuları içeren bilgi yer almaktadır. Özellikle yeteneklerinin çoğunun elde ettiği yaş ve değişik amaçlar için belirlenmiş minimum yasal yaş konusunda bilgi sağlanması önemlidir. Şu temel problemleri içerir:, Ebeveynin rızası olmadan yasal ve tıbbi danışmanlık, zorunlu eğitimin bitiş yaşı, yarı zamanlı iş sahibi olma, tam zamanlı iş sahibi olma, zararlı işler, cinsel rıza, evlilik, ordu kuvvetlerine gönüllü yazılma, ordu kuvvetlerine zorunlu çağrı, mahkemede gönüllü tanıklık, suç sorumluluğu, haklardan mahrumiyet, hapsedilmek alkol kullanımı bulunmaktadır.

Bundan sonraki bölümlerde genel başlıklar altında ilgili maddelerin nelerle ilgili olduğu anlatılmıştır.

GENEL PRENSİPLER:

a) Fark gözetmeme (Madde 2)

b) Çocuğun yüksek yararı (Madde 3)

c) Yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6)

d) Çocuğun görüşlerine saygı (Madde 12)

SİVİL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER:

a) Adı ve milliyeti (Madde 7)

b) Kimliğin korunması (Madde 8)

c) İfade özgürlüğü (Madde 13)

d) Doğru bilgiye ulaşma (Madde 17)

e) Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (Madde 14)

f) Barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü (Madde15)

g) Gizliliğin (Kişiselliğin) korunması (Madde 16)

h) İşkence veya diğer zulüm, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele ve cezalara maruz kalmama hakkı (Madde 37 (a))

AİLE ÇEVRESİ VE ALTERNATİF BAKIM:

a) Ebeveyn rehberliği (Madde 5)

b) Ebeveynin sorumlulukları (Madde 18, Parag.1-2)

c) Ebeveynden ayırma (Madde 9)

d) Ailenin yeniden birleştirilmesi (Madde 10)

e) Çocuk için nafakanın iyileştirilmesi (Madde 27, Paraf. 4)

f) Çocuğun aile ortamından yoksun bırakılması (Madde 20)

g) Evlatlık edinme (Madde 21)

h) Kanuna aykırı nakletme ve geriye döndürme (Madde 11)

i) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünlük bakımından (topluma kazandırma) istismar ve ihmal (Madde 39)

j) Yerleştirilenlerin periyodik kontrolü (Madde 25)

TEMEL SAĞLIK VE REFAH:

a) Hayatın devamı ve gelişim (Madde 6, Parag.2)

b) Özürlü çocuklar (Madde 23)

c) Sağlık ve sağlık hizmetleri (Madde 24)

d) Sosyal güvenlik ve çocuk bakım servisleri ile olanakları (Madde. 26 ve 18, parag3)

e) Yaşam standardı (Madde 27, parag.1-3)

EĞİTİM, BOŞ VAKTİ DEĞERLENDİRME VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER:

a) Mesleki eğitim ve rehberlik içeren eğitim (Madde 28)

b) Eğitimin amaçları (Madde 29)

c) Boş vakti değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler (Madde 31)

ÖZEL KORUMA ÖNLEMLERİ:

a) Tehlike içindeki çocuklar

i) mülteci çocuklar (Madde 22)

ii) fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmede (topluma kazandırma) (Madde39), silahlı çatışma içindeki çocuklar (Madde 38)

b) Kanun ile çatışan çocuklar

i) çocuk yargılamasının yöntemi (Madde 40)

ii) özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar-her türlü tutuklama, hapse atma veya koruma evlerine yerleştirme, (Madde 37 (b), (c), ve (d))

iii) gençlerin mahkum edilmesi-özellikle ölüm cezasının yasaklanması ve hapishanede tutulması. (Madde 37 (a) )

iv) fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşme (topluma kazandırma) (Madde 39)

c) İstismar edilme durumundaki çocuklar-fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmeyi (topluma kazandırma) sağlama (Madde 39)

i) çocuk işçiliğini içeren ekonomik sömürü (Madde 32)

ii) ilaç (uyuşturucu) bağımlılığı (Madde 33)

iii) cinsel istismar ve kötüye kullanma (Madde 34)

iv) diğer çeşitli istismarlar (Madde 36)

v) satışı, trafiği ve kaçırma (Madde 35)

d) Bir azınlık veya bir yerli grup içindeki çocuklar (Madde 30)

Temel iki kavramın altının çizilmesi gerektiği özellikle çocuk hakları sözleşmesinden sonra ortaya çıkmıştır.

1- Çocuğun birey olarak var olduğu ve hakları bulunduğu ,

2- Çocuğun yararları ilkesinin temel ilke olarak değerlendirilmesi gerekliliği,

TÜRKİYE’DE ÇOCUK HAKLARI

Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesine ilk imza koyan ülkelerden birisidir. Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 29-30 Eylül 1989 tarihleri arasında toplanan ” Çocuklar için Dünya Zirvesinde ” ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın imzalamasıyla Türkiye sözleşmeye ilk imza koyan devletler içinde yer almıştır.

Ancak yasanın yürürlüğe girmesi için ikinci aşama olan sözleşmenin ülke meclislerinde onaylanarak yürürlüğe girmesi işlemi ancak 5 yıllık bir bekleme döneminden sonra gerçekleşmiştir. Bu meclisten onaylama işlemi ancak 9 Aralık 1994 de gerçekleştirmiştir. Türkiye ilk imza koyan ülkelerden birisi olmasına karşın sözleşmenin tümüne imza koymamış ve sözleşmenin 7., 29. ve 30. maddelerini Lozan antlaşması ve T.C. Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkını saklı tutarak onaylamıştır. Yani bu maddelerin uygulanmasına çekince koymuştur. Sözleşmeyi belirli maddelerine çekince koyarak imzalayan ülkelerin sayısı çok fazla değildir ve genellikle gelişmemiş ülkeler grubundan çıkmaktadır. Çekince sürülen 17.,29. ve 30. maddelerde etnik azınlık ve yerli halktan olan çocukların konuşma dillerini , televizyon ve radyo gibi kitle iletişim araçları ile okullarda kullanmaları öngörülmüştür. Türkiye açısından azınlık sıfatı sadece uluslararası anlaşmalarla kendilerine bu nitelik tanınan Rum, Ermeni ,Bulgar ve Musevi topluluklarına aittir. Türkiye bunların dışında milli azınlık tanımamaktadır. Bu yüzden bu maddelere çekince konularak sözleşme imzalanmıştır.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 27 Ocak 1995 tarih ve 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanmasıyla iç hukuk kuralına dönüşen sözleşmenin ülkemizdeki uygulanması ve uygulamaların izlenmesinden sorumlu koordinatör kuruluş Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu olmuştur.

Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalamış olmasına karşın çocukların durumuna baktığımızda çocukların korunma , yaşatılma ,geliştirilmesi ve katılımları için yeterli düzeye gelemediği görülmektedir. Çocukların yüksek yararı için olması gereken koşulların ülkemizde hala oluşmamış olduğu açıktır . Ancak bugüne kadar geçen 10 yılda kanunların uyum yasaları çerçevesinde düzenlenmesi ve çocuk hakları sözleşmesine uyumlu hale getirilmesi ile ilgili değişiklik çalışmalarının en iyimser şekliyle söyleyecek olursak bununla ilgili değişikliklere gerektiği kadar yer verilmediği görülmektedir. Özellikle medeni kanun , iş kanunu , ceza kanunu ve özel koruma tedbirlerine ihtiyaç duyan çocuklar konularında yapılması gereken acil birçok değişiklik olmasına karşın bu konudaki girişimlerin yeterli olmadığı da aşikardır.

Türkiye’de çocuğun özellikle özel korunmaya muhtaç çocukların durumunu etkileyen makro ve mikro sebeplere baktığımızda makro sebeplerin başında nüfus artışı ve göçlerin geldiği görülmektedir. İç göç, bozuk gelir dağılımı, yetersiz eğitim, hızlı nüfus artışı, atıl işgücü ve işsizlik oranlarındaki yükseklik, nüfusun büyük bir bölümünün halen kırsal kesimde istihdam ediliyor olması gibi etmenler özel korunma tedbirlerine muhtaç çocukların sayısının artmasında başlıca nedenler arasında sayılmaktadır.