Nov 192012
 

Adli tıp prosedürü içerisinde en önemli konulardan birini akıl sağlığı ve yaş ile ilgili problemlerin yer aldığı Adli Psikiyatri oluşturmaktadır. Adli Psikiyatrinin temel alanları içinde kişinin cezai ehliyet ve hukuki ehliyetinin olup olmadığı açısından ruh sağlığı değerlendirmesi yapılmaktadır.

Suça karşı ceza ehliyeti

Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu çocuklar hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir (TCK 31-1). Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK 31-2). İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, yaşa uygun azaltılmış ceza verilir.

Kişinin İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olduğunun kabul edilebilmesi için suçunu ve suçunun mahiyet ve sonuçlarını tefrik ve temyiz etmesine mani olacak derecede ve nitelikte herhangi bir zeka geriliği veya çocukluk devresi psikiyatrik sendrom belirtisi göstermemesi gerekmektedir. Burada suçun tipi ve işleniş koşullarıyla çocuğun göstermekte olduğu zeka gelişmesi ve ruhsal sağlık düzeyi ile tesiri altında bulunduğu sosyokültürel ortam tüm olarak değerlendirilir. Bu konuda hafif derecede debilite derecesindeki zeka geriliklerinin önemi büyüktür.

12 yaş her suç için geçerli genel bir sınır yaş olarak kabul edilir. Psikoseksüel olgunluk olarak ta tam bir geçiş çağı içindeki çocukta bu dönemde meydana gelen cinsel suçlarda çocuğun gelişiminin değerlendirilmesinde dikkatli olmak gereklidir. Sağır ve dilsizlerde ise bu yaş limiti T.C.K 33.maddesine göre 15 yaştır.

Özetle kanuni açıdan genelde herhangi bir zeka geriliği veya çocukluk devresi psikiyatrik sendromlarından birine ait bulgu göstermeyen ve 12 yaşını bitirmiş bir çocuk, işlemiş olduğu suçun cinsi ve işlenişinde pisikopatolojik bir öge olmadığı taktirde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olduğu kabul edilir. 12 yaş her suç için geçerli genel bir limit olarak kabul edilmiş bulunmaktadır.

15 yaşını bitirmiş 16 yaşından gün almış suç işlediğinde sorumlu tutulması ana prensip olmasına rağmen 16-18 yaşlarda işlenen suçlar için tayin edilen cezalarda, yaşa uygun olarak nispi azaltılmaya gidilir. Bu yüzden bunlara yaşına uygun ceza ehliyeti tanımı kullanılmaktadır. Ancak 18 yaşını bitirdikten sonradır ki Türk Ceza Kanunu gözünde ceza ehliyetine tesir edecek nitelik ve derecede psikopatolojik bir bulgu göstermeyen bir suçluya, suçuna karşı kanunun öngördüğü ceza, hukuki bir başka neden yoksa tam olarak tayin edilir.

Ceza ehliyeti daima bir kişinin belirli bir tarihte işlemiş bulunduğu belirli bir suça karşı tayin edilir. Daha önce verilmiş kararlar yargıyı direkt etkilemez ama göz önüne alınır. Ayrıca kişideki akli bozukluklarla da ceza ehliyeti arasında direkt bir ilişki vardır.

Ceza ehliyeti tespitinde 3 özellik göz önüne alınarak şu kararlara varılabilir.

1- Tam ceza ehliyeti,

2- Azaltılmış ceza ehliyeti,

3- Ceza ehliyetinin bulunmaması,

Bir kişinin işlemiş bulunduğu bir suça karşı ceza ehliyetinin olması için o kişinin söz konusu suçu işlediğinde irade ve şuur serbestisini elinde bulundurması, olayları açıklıkla anlayabilip onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme kabiliyetine sahip olması gerekir. Kişinin neleri ne için yaptığı ve bu yaptıklarının sonuçlarını bilmemesi, eylemine bilerek girişmesi gerekir. Bu gibi durumlarda tam ceza ehliyeti söz konudur.

Ceza ehliyetine sahip olmadığının kabulü için, o kişinin yaptığı eylemin fiziksel mahiyetini bilemeyecek veya bildiği taktirde, eyleminin yanlış olduğunu anlayamayacak düzeyde akıl hastası olması gerekir. Ağır seyreden akıl hastalıkları, ağır zeka gerilikleri ve şuur kaybıyla seyreden epilepsi nöbetleriyle böyle nöbetlerin öncesi ve sonrasında ortaya çıkan konfüzyon devrelerinde işlenen suçlarda ceza ehliyetinden bahsedilemez.

Yukarıda anlatılan tıbbi olaylarda hastanın işlemiş bulunduğu suçlarına karşı ceza ehliyeti yoktur. Bu gibi durumlarda sanığa ceza tayin edilemez, ancak hasta iyileşene kadar ağır cezayı gerektiren suçlarda 1 seneden az olmamak koşulu ile bir akıl hastanesinde tedavi altına alınır. Hastane kurulundan iyileştiğine dair bir karar alındığında, belirli bir süre düzenli aralıklarla kontrole gelmesi koşulu ile rapor düzenlenir ve mahkemece alınan bir kararla serbest bırakılır (TCK 32-2).

Bazen de psikiyatrik hastalıklarda kişinin irade ve şuur serbestliğini tam olarak ortadan kaldırmasa da bunları önemli ölçüde etkileyerek azaltır. Yani kişi hastalığından dolayı olayları tam ve net olarak anlama, değerlendirme kabiliyetinden yoksun olup, bulunduğu girişimlerin anlamını ve bunların doğuracağı sonuçları tam olarak sezemez, kavrayamaz.

Çevredeki olayların kendisinde yaratmış bulunduğu impulsları kontrol altında tutamaz, bu gibi hallerde azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur. (T.C.K. 32-2) Hafif seyirli psikozlar, orta derecede zeka gerilikleri ile ağır nevroz veya kişilik bozuklukları, kişilik yıkımına varmış bulunan epilepsinin neden olduğu belirgin karakter bozukluklarının ve kronik stres reaksiyonları olaylarında azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur ve ceza belirli bir oranda azaltılır.

Bazı olaylarda organik hastalığa bağılı olarak kişinin ceza ehliyeti tartışmalı olabilir. Örneğin tifo esnasında oluşan ateşli hastalık dönemi, yüksek üreminin konfüzyonel durumu, ağır bir hipoglisemi, kişinin haberi olmadan başkaları tarafından içki veya herhangi bir toksik madde içilmesi halinde işlenen suçlara karşı ceza ehliyeti olup olmaması T.C.K. 34. maddesine göre ele alınır.

Hukuki Ehliyet

Türk Medeni kanununa göre fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir (TMK-Madde 9).Kişinin aktif fiil ehliyetini kullanabilmesi için üç şartı bulunmaktadır: a-Ergin olma b-Ayırt etme gücüne sahip olma c-Kısıtlı olmama Akıl hastalığı ve zeka geriliği gibi durumlar fiil ehliyetini kullanmaya engel durumlardır.

Uygulamada bilirkişii kişinin fiili ehliyetini değerlendirirken akıl hastalığı, zeka geriliği, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı olup olmadığını araştırır.