Nov 192012
 

Boşanmalar modern yaşamın en sık karşılaşılan problemlerinden birisidir. İki kişinin anlaşamayıp ayrılmasında eğer çocuk varsa faturayı ödeyen de çocuk olmaktadır. Boşanan anne de baba da, çocuğun kendilerinde kalmasında ısrar etmekte, çocuk üzerinden hesaplaşmaya girmektedirler.

Dışarıdan sadece hukuksal bir sorun gibi duran bu olay aslında çocuk odaklı olaya yaklaştığımızda bu durum çok daha önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. 1989 yılında Kabul edilen, bugün tüm dünya ülkelerinin kabul ettiği Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi her olayda ve yaklaşımda çocuğun yüksek yararının temel ilke olduğunun altını çizmektedir.

Günümüzde, Katolik ilkelere sıkıca bağlı olan ve yasaları boşanmaya izin vermeyen İrlanda Cumhuriyeti gibi az sayıda ülke dışında, boşanma yasalarla düzenlenmiştir. Bu konuda iki ana eğilim vardır. Kimi ülkeler evlilik birliğinin bozulduğunu ortaya koyan ve yasalarda belirtilen belirli durumlarda boşanmaya izin verir. Boşanma konusunda daha hoşgörülü davranan öteki ülkeler tarafların isteği ile boşanmaya olanak tanır. Birçok Avrupa ülkesi ve sosyalist ülke böyle bir görüşü benimsemiştir. A.B.D.’de boşanma her eyaletin kendi yasalarıyla düzenlenir. Bunların bir bölümü kolayca boşanmaya olanak verirken, ötekiler boşanmak için belirli koşulların varlığını gerekli görür.

Türkiye’de, Medeni Kanun’da sayılan boşanma nedenlerinden birinin varlığı durumunda, mahkemeler boşanma kararı verebilir. Günümüzde boşanmayı kolaylaştırma yönündeki bir eğilim güçlenmektedir. Eşlerin karşılıklı isteği durumunda, yargıçlar kolayca boşanma kararı verebilir.

Ancak çocuğun kimin yanında kalacağı kolay çözülebilecek bir durum değildir. Aile mahkemelerinde büyük problemlerin yaşandığı izlenmektedir. Özellikle de yabancı birisiyle elenildiğinde boşanma sonrasında çocuğun başka ülkeye götürülmesi gibi olaylar durumu daha karmaşıklaştırmaktadır.

Velayet olgularında yapılacak her girişimin çocuğun yüksek yararına olması e ilk gözetilmesi gereken prensip olduğunun unutulmaması önemlidir. Bunun sağlanması ve çözümlenmesi için adli bilirkişi raporunun psikolog eşliğinde düzenlenmesi önemlidir.