Nov 182012
 

Asfiksi, yaygın kullanımda oksijen eksikliği olarak tanımlanmaktadır. Solunumun temel amacı, atmosferdeki oksijeni çevre doku hücrelerine taşımaktır. Oksijen transferini etkileyen herhangi bir olay asfiksiye neden olabilir. Ancak bununla beraber hipoksi ve anoksi gibi terimler daha kesindir. Vücut dokularına gelen oksijenin azalmasıyla hipoksi meydana gelir. Oksijen gelişi tamamen kesilirse, o zaman anoksi oluşur. Anoksi terimi aynı zamanda vücut dokularına gelen oksijenin fizyolojik düzeyin altına düştüğü durumlarda kullanılan bir sözcük olup, daha çok bu anlamıyla kullanılmaktadır.

Adli tıptaki kullanımında ise asfiksi, havasızlık olguları ve buna bağlı ölümler olarak tanımlanmaktadır.

Tüm sistemler sağlıklı çalışırken ve hiçbir dış etkiyle havayolunun kapanması söz konusu değilken bile, eğer solunulan havadaki O2 miktarında çeşitli etkenlere bağlı olarak azalma söz konusuysa o zaman asfiksi ortaya çıkabilir. Burada hava kirliliği ya da başka bir kaynaktan çıkan oksijenin yerini alabilecek gazların bulunması gibi etkenler rol oynar.

İkinci aşama solunulan dış hava yeterli oksijen içermesine karşın havanın vücuda girmesini sağlayan dış solunum yollarında bir tıkanıklık vardır. Ağız ve burunun kapatılması veya kapanması sonucu dış havanın solunum yollarına girmesi engelleneceğinden, havasızlığa bağlı ölümler yani asfiksi ortaya çıkar.

Yeterli oksijen içeren ortamda ağız ve burun yani dış solunum yollarından solunulan hava trakea ve solunum yollarından akciğerlere iletilir. Asfiksi bu solunum yollarının çeşitli düzeylerinde tıkanıklığının görüldüğü durumlarda ortaya çıkar. Bir yabancı cismin bu bölgede oluşturduğu tıkama-tıkanmadan, elle veya bağla boğmayla oluşturan hava yollarında hava geçişinin engellenmesi de bunda rol oynar.

Dördüncü aşama ise oksijenin bulunduğu ortamda gerek solunumla gerekse akciğerlere bu solunulan havanın ulaşımı ile problem olmamasına karşın, akciğerlerde görülebilecek problemler havanın O2 – CO2 değişimini yapmaya ve gerekli oksijenin dokulara taşınabilmesi işlevinde problemlere neden olurlar. Burada göğüs kafesinin basıncında etkilenmelere yol açan travmatik asfiksi olarak isimlendirilen olguları da saymak gerekir.

Travmatik asfiksilerde kalabalık ortamlarda aniden paniğe bağlı ortaya çıkan olaylarda kişilerin ezilmesi ve göğüse yoğun bası olması söz konusudur. Bu durumda göğüsteki hava alış- verişinde rol oynayan basınç değişikliği oluşacağından asfiksi ortaya çıkabilir.

Son olarak da tüm dış ortam, hava yolları ve akciğerlerde problem olmamasına rağmen taşınan oksijenin dokulara transferinde, geçişinde problemler olabilir. O zaman dokular kendilerine gerekli oksijeni alamadıkları için asfiksi ortaya çıkar.

Bütün bu sistemlerdeki problemler sonucu asfiksi ortaya çıkabilmektedir. Adli Tıp mekanik olarak dışarıdan etki sonucu meydana gelen, zorlamalı olgulardaki asfiksiyi incelemekte, patolojik olarak oluşanlardan ziyade mekanik asfiksiler temel konusunu oluşturmaktadır. Asfiksiye bağlı ölüm olgularında her olaya özgü bulgular olduğu gibi bazı ortak bulgular da söz konusudur.

Asfiksileri ayrıca etyolojilerine, yani meydana geliş şekline göre de sınıflamak gerekir. Burada asfiksinin meydana geldiği olaya göre olgular sınıflandırılır. Buna göre;

1- Yetersiz oksijen içeren havayı soluma,

2- Ağız ve burun tıkanması ile gelişen asfiksiler,

3- Naylon torba ile boğulmalar,

4- Yabancı cisim aspirasyonuna bağlı asfiksiler,

5- Travmatik asfiksi,

6- Asılar,

7-Bağla boğmalar,

8- Elle boğmalar,

9- Karbonmonoksit zehirlenmeleri,

10- Suda boğulmalar,