Nov 212012
 

dli tıp prosedürü içerisinde en önemli konulardan birini akıl sağlığı ve yaş ile ilgili problemlerin yer aldığı Adli Psikiyatri oluşturmaktadır. Adli Psikiyatrinin temel konularını tefrik ve temyiz etme yani belli yaş sınırına kadar ve belli akıl ile ruh sağlığı düzeyinde kişilerin yapılan eylemlerin, olguların özellikle suçların anlam ve mahiyetini kavrama, sonuçlarını evvelden sezme yetisine sahip olup olmadıklarını kapsamaktadır.

Başlıca çalışılan konular şunlardır:

– Suça karşı ceza ehliyeti

– Alkol ve madde bağımlılığı

– Medeni hukukla ilgili problemler

İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği:

Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Kanuna göre “12 yaşını bitirmemiş bir çocuk herhangi bir suç işlediği taktirde suçun tipi ve işleniş tarzı ne olursa olsun ve sanık çocuğun ruhsal, zihinsel gelişimi ne kadar mükemmel olursa olsun çocuk kanun gözünde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği yoktur ve dolayısı ile hakkında herhangi bir ceza tayin edilemez. Ancak 12 yaşını doldurduktan sonra 12-15 yaşlarında bir çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine , suçtan dolayı sorumlu tutulup tutulmayacağına bakılır.”

Burada suçun tipi ve işleniş koşullarıyla çocuğun göstermekte olduğu zeka gelişmesi ve ruhsal sağlık düzeyi ile tesiri altında bulunduğu sosyokültürel ortam tüm olarak değerlendirilir. Bu konuda hafif derecede debilite derecesindeki zeka geriliklerinin önemi büyüktür.

Özetle kanuni açıdan genelde herhangi bir zeka geriliği veya çocukluk devresi psikiyatrik sendromlarından birine ait bulgu göstermeyen ve 12 yaşını bitirmiş bir çocuk, işlemiş olduğu suçun cinsi ve işlenişinde psikopatolojik bir öge olmadığı taktirde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olduğu kabul edilir. 12 yaş her suç için geçerli genel bir limit olarak kabul edilmiş bulunmaktadır.

Suça Karşı Ceza Ehliyeti:

15 yaşını bitirmiş 16 yaşından gün almış suç işlediğinde sorumlu tutulması ana prensip olmasına rağmen 16-18 yaşlarda işlenen suçlar için tayin edilen cezalarda, yaşa uygun olarak nispi azaltılmaya gidilir. Bu yüzden bunlara yaşına uygun ceza ehliyeti tanımı kullanılmaktadır. Ancak 18 yaşını bitirdikten sonradır ki Türk Ceza Kanunu gözünde ceza ehliyetine tesir edecek nitelik ve derecede psikopatolojik bir bulgu göstermeyen bir suçluya, suçuna karşı kanunun öngördüğü ceza, hukuki bir başka neden yoksa tam olarak tayin edilir.

Ceza ehliyeti daima bir kişinin belirli bir tarihte işlemiş bulunduğu belirli bir suça karşı tayin edilir. Daha önce verilmiş kararlar yargıyı direkt etkilemez ama göz önüne alınır. Ayrıca kişideki akli bozukluklarla da ceza ehliyeti arasında direkt bir ilişki vardır.

Ceza ehliyeti tespitinde 3 özellik göz önüne alınarak şu kararlara varılabilir.

1- Tam ceza ehliyeti,

2- Azaltılmış ceza ehliyeti,

3- Ceza ehliyetinin bulunmaması,

Bir kişinin işlemiş bulunduğu bir suça karşı ceza ehliyetinin olması için o kişinin söz konusu suçu işlediğinde irade ve şuur serbestisini elinde bulundurması, olayları açıklıkla anlayabilip onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme kabiliyetine sahip olması gerekir. Kişinin neleri ne için yaptığı ve bu yaptıklarının sonuçlarını bilmemesi, eylemine bilerek girişmesi gerekir. Bu gibi durumlarda tam ceza ehliyeti söz konudur.

Ceza ehliyetine sahip olmadığının kabulü için, o kişinin yaptığı eylemin fiziksel mahiyetini bilemeyecek veya bildiği taktirde, eyleminin yanlış olduğunu anlayamayacak düzeyde akıl hastası olması gerekir. Ağır seyreden akıl hastalıkları, ağır zeka gerilikleri ve şuur kaybıyla seyreden epilepsi nöbetleriyle böyle nöbetlerin öncesi ve sonrasında ortaya çıkan konfüzyon devrelerinde işlenen suçlarda ceza ehliyetinden bahsedilemez.

Yukarıda anlatılan tıbbi olaylarda hastanın işlemiş bulunduğu suçlarına karşı ceza ehliyeti yoktur. Bu gibi durumlarda sanığa ceza tayin edilemez, ancak hasta iyileşene kadar ağır cezayı gerektiren suçlarda 1 seneden az olmamak koşulu ile bir akıl hastanesinde tedavi altına alınır. Hastane kurulundan iyileştiğine dair bir karar alındığında, belirli bir süre düzenli aralıklarla kontrole gelmesi koşulu ile rapor düzenlenir ve mahkemece alınan bir kararla serbest bırakılır.

Bazen de psikiyatrik hastalıklarda kişinin irade ve şuur serbestliğini tam olarak ortadan kaldırmasa da bunları önemli ölçüde etkileyerek azaltır. Yani kişi hastalığından dolayı olayları tam ve net olarak anlama, değerlendirme kabiliyetinden yoksun olup, bulunduğu girişimlerin anlamını ve bunların doğuracağı sonuçları tam olarak sezemez, kavrayamaz. Çevredeki olayların kendisinde yaratmış bulunduğu impulsları kontrol altında tutamaz, bu gibi hallerde azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur. Hafif seyirli psikozlar, orta derecede zeka gerilikleri ile ağır nevroz veya kişilik bozuklukları, kişilik yıkımına varmış bulunan epilepsinin neden olduğu belirgin karakter bozukluklarının ve kronik stres reaksiyonları olaylarında azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur ve ceza belirli bir oranda azaltılır.

Bazı olaylarda organik hastalığa bağılı olarak kişinin ceza ehliyeti tartışmalı olabilir. Örneğin tifo esnasında oluşan ateşli hastalık dönemi, yüksek üreminin konfüzyonel durumu, ağır bir hipoglisemi, kişinin haberi olmadan başkaları tarafından içki veya herhangi bir toksik madde içilmesi halinde işlenen suçlara karşı ceza ehliyeti olup olmaması da değerlendirilir.