Nov 182012
 

Adlî antropoloji ve adlî odontoloji (diş hekimliği) insan kalıntılarının değerlendirilmesi açısından son on yılda büyük aşama kaydetmiştir. Adlî antropoloji ve adlî odontolojide kullanılan yöntemler yüz fotoğrafları, parmak izleri, kan grubu tayini, diğer vücut lekeleri ya da fiziksel tanımlama gibi rutin olarak kullanılan yöntemler ile birlikte çok yararlı sonuçlar vermektedir. Gömülmüş, yanmış ya da ileri derecede tahrip olmuş bedenlerin tanımlanmasında ya da bazı kalıntıların incelenmesinde bu yöntemlere başvurulmaktadır.

Kalıntılara dayanarak iki tip tanımlamaya gitmek mümkündür. Bunlardan ilki kişinin cinsiyetinin, olası yaşının, boyunun, geçirilmiş hastalıklara ilişkin ipuçlarının ait olduğu yapının ortaya konulmasıdır. Diğeri ve adlî tıp açısından daha önemli olanı kişinin gerçek kimliğinin ortaya konulmasıdır.

Yapılan araştırmanın en önemli sonuçlarından biri ölü kişinin kimliğinin ortaya konulmasıdır. Suç mahallinde, yaşayan bir kişinin kimliğinin tanımlanması işlenen suç ve şüpheli kişi arasında önemli bir ilişkinin kurulmasına neden olabilir. Aynı şekilde ölünün kimliği ya da kim olmadığının ortaya konulması araştırmaya bir boyut getirebilir. Öldürülen kişilerin büyük çoğunluğu akrabaları ya da tanıdıkları tarafından öldürüldüğünden ölen kişinin kimliğinin bilinmesi suçlunun ortaya çıkarılmasında büyük önem taşımaktadır.

Pek çok yargı sistemine göre, insan kalıntılarından kimliklendirme için kullanılması kabul görmüş üç metod vardır:

• Görsel kimliklendirme,

• Parmak izi veya ayak izinden kimliklendirme,

• DNA bulguları.

Görsel kimliklendirme, akraba ve yakınların içinde bulundukları stres ve subjektif faktörler nedeniyle en az güvenilir metottur. Parmak izi yöntemi güvenilir olmakla birlikte, ölüm öncesi parmak izlerinin bir dosyada mevcudiyeti veya birtakım kişisel etkilerden sonra
postmortem parmak izinin tekrar elde edilip edilemeyeceği gibi sorunlar vardır. Travma ve yangın olaylarında bazen parmak izleri ve ayak izleri postmortem bozulmaya uğrayabilirler.

Dental yapılar ise, bu tür tahribatlara karşı oldukça dirençlidirler. Fakat dental kimliklendirme ancak ölüm öncesi dental kayıt ve radyografilerin mevcut olması ile mümkündür. Antemortem ve postmortem radyografilerin karşılaştırılması ile oldukça yeterli kanıtlar elde edilmiş olur.

DNA analizleri ise yasal olarak kabul edilmiş olup ancak ölüm öncesi karşılaştırma verilerinin mevcudiyeti sorunu nedeni ile bazı hallerde sınırlı olarak kullanılmaktadır. Adli çalışmalarda aceleye yer yoktur. Nitelikli bir çalışma için zaman gereklidir ve bu da sağlanmalıdır .

En sık karşılaşılan kitlesel felaketler uçak kazalarıdır. Uçak kazaları araştırmaları kazanın sebebini saptamak amacını da kapsar. Kazanın nedenin saptanması, gelecekteki uçak kazalarını önlemek ve uçuş güvenliğini arttırmak açısından önemli yararlar sağlayacaktır.
Uçak kazalarında çeşitli faktörler rol oynar. Bunların yaklaşık %70’i insan faktörüdür, geri kalanı ise mekanik ve çevresel faktörlerdir. Büyük bir bölümü kapsayan insan faktörünün değerlendirilmesinde üç unsur düşünülür:

Görsel kimliklendirme, Parmak izi veya ayak izinden kimliklendirme, DNA bulguları.

• Fizyolojik,

• Psikolojik,

• Patolojik faktörler.

Postmortem dental inceleme ve dental radyografi alt birimi, üç alt birim arasında en az komplike olan ve en doğru sonuç verebilen birimdir. Ekip içinde postmortem incelemelerin fotoğraflanması için bir adli fotoğrafçı da bulunmalıdır. Önemli yanıkların olduğu geniş çapta bir kitle kazası durumunda, ekip kendi arasında gruplara ayrılarak iş bölümü yapabilir. Adli diş hekimliği bölümüne ceset kalıntıları ulaştığı zaman ekibin ilk bölümü, oral incelemeyi yapar, oral kaviteyi görünür hale getirmek için gerekli diseksiyonları hazırlar ve röntgenleri çeker. Büyük kitle kazalarında zamanın ve koşulların yetersizliği ve yasal sorunlar nedeni ile maksilla ve mandibulayı çıkarma girişiminde bulunulmaz. Diseksiyon görülmeyen bölgeleri açığa çıkarmak için yapılan bir otopsi tekniğidir . Ciddi yanık olgularında fasyal diseksiyon yapmak esastır. Fasyal diseksiyon tamamlandıktan sonra ceset, postmortem dental inceleme bölümündeki röntgen servisine gönderilir. Taşınabilir bir röntgen cihazı ile tüm ağız grafisi çekilir. 50kVP dental radyografi aleti genellikle yeterlidir. Ancak ciddi yanık olguları üzerinde çalışırken vücuttaki su kaybından dolayı normal görüntüyü elde
etmek için dozun biraz yükseltilmesi gerekebilir. Adli diş hekimliğinde dental röntgenlerin kullanılması bir gerekliliktir. Ölümden önce ve sonra dental röntgenlerin karşılaştırılması, kişinin pozitif identifikasyonu için ağız yapılarının anatomisi, mevcut restorasyonlar,
patolojiler, kök kanal tedavileri, önceden yapılmış cerrahi girişimler, kırıklar ve protezler gibi özelliklerinin görülebilir hale getirilmesini sağlar. Normal dentisyonu olan ve hiçbir restorasyonun mevcut olmadığı olgularda ise, kişinin dişlerinin yapısı ve pozisyonunun özellikleri genellikle kimliklendirmeye açıklık getirir. Kişisel anatomik bir özelliğin mevcut olduğu veya restorasyonu olan tek bir diş bile, kimliklendirme yapmak için yeterli olabilir. Tüm ağız dental radyografileri alındıktan sonra cesetler dental incelemeye gönderilir.

Dental yapılar seyreltilmiş çamaşır suyu solüsyonu ile temizlendikten sonra, üç diş hekiminden oluşmuş ekip olgu üzerinde inceleme yapar ve tüm dental bulguları daha önceden hazırlanmış olan ölümden sonraki dental kayıt fişine geçirir. Bilgisayara kolaylıkla
aktarılabilinmesi bakımından uluslararası numaralandırma sisteminin kullanılması yerinde olur. Ekipteki ilk uzman 1 nolu dişi inceler, radyografi ile karşılaştırır ve değerlendirir. İkinci uzman da aynı inceleme ve değerlendirmeyi yapar. Üçüncü uzman ise, diğer iki uzmanın görüşünü onaylayarak kayıt fişine işler. Bu işlem 32 diş için teker teker yapılır. Uyuşmazlıklar kontrol edilir, hata varsa düzeltilir. Postmortem inceleme sırasında dental retorasyonlar, eksik dişler, protezler, patolojiler, anatomik özellikler, yaş, cinsiyet ve ırk tahminleri gibi bulgular kayda geçirilir. Kaza sırasında meydana gelen bir travma nedeni ile oluşmuş olan diş eksikliği kesinlikle ayırt edilmeli, çekim veya konjenital diş eksikliği ile karıştırılmamalıdır .