Nov 192012
 

Kadına karşı şiddet dünyada yaygın olarak görülen ve her ülkede karşılaşılan bir olgudur. Yapılan çalışmalar dünyada her üç kadından en az birinin dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da başka şekilde istismar edildiğini göstermektedir.

Kadına yönelik şiddetin etkilerinin kadının fiziksel ve ruhsal sağlığını çok olumsuz etkilediği saptanmıştır. Şiddet yaralanmalara neden olmasının dışında , kadının uzun dönemde, kronik ağrı, fiziksel yetersizlik, narkotik ilaç ve alkol kötüye kullanımı ve depresyon gibi bir dizi başka problemi yaşama riskini de arttırır. Cinsel şiddete maruz kalan kadınlarda planlanmamış hamilelik, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve hamileliğin ters sonuçları sıklıkla rastlanan olgulardır.

Kadınlara karşı şiddet fiziksel cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet ve istismarı içerir. Bu genelde “cinsiyete dayalı” şiddet olarak bilinir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik bağımsızlığını kazanamayan kadınların toplumdaki edilgen statüsünden dolayı bu tip olguların sıklıkla yaşandığı görülmektedir. Pek çok kültürde, kadına karşı şiddeti haklı gösteren ve dolayısıyla da daimi hale getiren inançlar, normlar ve sosyal kurumlar vardır. Bir patrona, komşuya ya da tanıdığa yöneltildiğinde cezalandırılabilecek aynı davranışlar erkekler tarafından kadınlara, özellikle de aile içinde, kadına yönelik olarak uygulandığında çoğunlukla karşılıksız kalmaktadır.

Kadına karşı şiddetin en yaygın görülen şeklinden ikisi-çocuklukta, ilk gençlikte ya da yetişkinlikte olsun- erkek partnerler tarafından istismar ve cinsel ilişkiye zorlamadır. Partnerin istismarını-aile içi şiddet, eşin dövülmesi ve hırpalanması olarak da bilinir- neredeyse her zaman psikolojik istismar ve olguların dörtte biri ile yarısı arasında da cinsel ilişkiye zorlama izler. Partnerleri tarafından istismar edilen kadınların büyük çoğunluğu bu duruma pek çok kez maruz kalmıştır. Gerçekten de, istismarın yaşandığı ilişkiye çoğunlukla bir terör atmosferi hakimdir. Bunlar bütün dünyadaki kadınların ve kızların hayatlarındaki en yaygın istismar tiplerini yansıtmaktadır. Diğer istismar şekilleri- kadın satışı ve savaş sırasındaki tecavüzler, kız çocuklarını öldürme de ayrıca önemlidir.

Kadına karşı şiddet, dünyada çok yaygın olan, fakat en az tanınmış bir insan hakları istismarıdır. Bu aynı zamanda, kadının enerjisini tüketen, fiziksel sağlığını tehlikeye atan ve öz-saygısını kemiren bir sağlık problemidir.

Şiddete maruz kalan kadın için bu çok zor ve içinden çıkılması güç bir durumdur. Hukuksal yollara başvurabilmek için ilk adım yaşanan şiddetin saptandığı, hasarın gösterildiği bir adli raporun alınmasıdır. Bu rapor çok önemlidir, çünkü mahkeme aşamasında yaşanan olayın tek somut kriteri bu rapor olacaktır.

Aile içi şiddet ve kasına yönelik şiddet olgularında adli bilirkişiye başvurarak görüş almak, adli kılavuzluk hizmeti almak olayı yaşayan şiddet mağduru için çok önemlidir.

Sorry, the comment form is closed at this time.