Nov 192012
 

İnsan Hakları kavramı

İnsanlık tarihi ile özdeş bir kavram olmasına karşın konuya ilişkin duyarlılığın her geçen gün dünyada yükselerek artması ilginçtir. Çünkü dünya üzerindeki insan haklarının toplumda var olma kriterlerine bakıldığında insan haklarının her toplumda çok farklı düzeylerde var oldukları dikkati çekmektedir. Özellikle insan hakları ihlalleri açısından yaklaşıldığında konunun çok daha ciddi problemleri içerdiği görülmektedir.

Eğer insan hakları ihlalinin işlendiği bir olay söz konusu ise ya da başka bir deyişle bir kişi haklarının ihlaline maruz kalmış ve bunu yaşamışsa o zaman bunun objektif ve bilimsel tespiti nasıl yapılabilir? Bu soru insan hakları ihlallerinin önlenebilmesinde, yaşanmamasında çok temel ve kilit bir sorudur. Bu sorunun cevabı da hak ihlallerine
bağlı meydana gelmiş vücut üzerindeki bulguların bilimsel ve objektif yöntemlerle tespitidir. Bunun yapılabilmesi , haklarını arayan ve uğramış olduğu hak ihlalleri yüzünden adalete başvurmuş kişilerin doğru ve adil bir şekilde adalete ulaşabilmesini sağlar.

Bu noktada Adli Tıp bilimi önem kazanmaktadır. Adli tıp böylesine önemli bir misyonu üstlenen bir bilim dalıdır. Bu bilimin uygulayıcıları olan Adli tıp uzmanları almış oldukları eğitim ve bilginin sonucunda hak ihlallerinin uç noktasını oluşturan işkence olguları başta olmak üzere tüm şiddet olgularında vücuttaki lezyonları tespit eden
ve yorumlayabilen kişilerdir. İşte bu misyon da , Adli tıbba ; bilirkişilik fonksiyonunu en iyi şekilde uygulayan ve bilimsel doğruları objektif olarak, yansız bir şekilde değerlendirebilen bir kurum ve bilim dalı mensubu olma zorunluluğunu getirmektedir.

İşkence ve kötü muamele sonucu meydana gelen olayların yarattığı saptanması ve muayenesinin Ceza Muhakemesi Usul Kanunlarına göre görevini üstlenmiş olan Adli Tıp uzmanlarının görevi olduğu görülmektedir.

Adli Tıbbın önemi dürüst yargılamanın yapılabilmesini sağlamasıdır. Dürüst yargılama, insan hakları perspektifinde sanık ve mağdurun haklarının ihlal edilmeksizin yapıldığı yargılamadır. Sanık açısından Ceza muhakemesi hukuku değerlendirildiğinde tüm çağdaş ilkelerin, onun haklarını kapsadığı görülmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
m.6’ya göre, bu hakların başlıcaları, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma, makul sürede yargılanma, aleni yargılanma, iddia ve savunmanın karşılıklı olması, isnadı öğrenme, savunma hakkına sahip olma ve kesin hükme kadar masum sayılma ilkeleridir.

İşkenceye karşı 1975 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen işkenceye karşı olan sözleşmeye göre işkence, bir insana, kendisinin veya başkasının işlediği ya da işlediğinden şüphe edilen bir fiil nedeniyle, cezalandırılması amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya başka bir nedenle, bir kamu görevlisi veya bu sıfatla hareket eden bir başka kişi ya da bunların teşviki veya rızası veya onayıyla üçüncü bir kişi tarafından uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ıstırap veren bir fiildir.

Adli Muayene:

Klinik olarak tanı koymak ve bunu belgelemek; işkencenin saptanmasında hekimlere düşen çok önemli bir görevdir. Adli tıp raporu, adli makamlarca hekimden istenilen ve kişinin tıbbi durumunu yansıtan, sorulan soruları yanıtlayan, hekimin görüş ve kanaatini bildiren raporlardır.

İşkencenin Muayenesi ve Rapor Edilmesi:

İstanbul Protokol’ü, bireyleri işkenceden korumanın en temel unsurlarından birine, yani etkili belgelendirme konusuna katkı sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler dökümanı olarak hazırlanmıştır. Etkili belgelendirme sayesinde işkence ve kötü muamelenin kanıtları ortaya çıkartılarak, suçluların işledikleri fiillerden sorumlu tutulması ve adaletin yerini bulması sağlanabilir.

Sağlık çalışanları, hastaları muayene etmeden önce muayenenin ve tedavinin amacını açıkça anlatmalıdırlar. İşlemin sonuçları hasta açısından ne kadar ağırsa, usülune uygun bilgilendirilmiş onam almanın ahlaki yükümlülüğü de o denli büyüktür. Muayene ve tedavi, kişilere sonuçları belirgin bir yarar sağlayacaksa, hastanın yapılacak işlem için işbirliği yaparak, örtülü onay vermesi yeterli olacaktır. Ancak muayenenin temel amacının terapötik bakım olmadığı durumlarda (a) hastanın durumu bilip, onay vermesine (b) uygulanacak işlemin hiç bir şekilde hastanın çıkarına ters olmamasına büyük özen gösterilmelidir.

Soruşturmacı, işkence gördüğü iddia edilen kişinin tıbbi muayeneden geçmesini sağlamalıdır. Bu muayenenin zamanında yapılması özellikle önemlidir. İşkencenin üzerinden ne kadar zaman geçtiğine bakılmaksızın tıbbi muayene yapılmalıdır; ama işkencenin son altı hafta içinde yapıldığı iddia ediliyorsa muayenenin akut belirtiler kaybolmadan önce, acilen
yapılması gerekir. Muayene, yaraların ve hastalıkların tedavisi için gereken psikolojik yardım, tavsiyeler ve izleme ile ilgili bir değerlendirmeyi içermelidir. İşkence gördüğü iddia edilen kişinin psikolojik yönden değerlendirilmesi her zaman gereklidir. Bu durum fiziksel muayenenin bir parçası olabileceği gibi fiziksel izlerin bulunmadığı durumlarda kendi başına da uygulanabilir.

İşkencenin fiziksel ve psikolojik delillerini raporlama amacıyla, klinik izlenimler açıklanırken sorulması gereken altı önemli soru vardır:

1-Fiziksel ve psikolojik bulgular, yapıldığı iddia edilen işkence ile uyumlu mu?

2-Klinik tabloyu hangi fiziksel koşullar desteklemektedir?

3-Psikolojik bulgular beklenen bulgular mı, yoksa kişinin içinde bulunduğu kültürel ve sosyal ortamın getirdiği aşırı strese bağlı olarak verilen tipik tepkiler midir?

4-Travmaya bağlı ruhsal bozuklukların, zaman içindeki değişken seyri göz önüne alındığında işkence olayıyla bağlantılı zaman çerçevesi nedir? Kişi, iyileşme sürecinin neresindedir?

5-Kişiyi başka ne türlü stres faktörlerinin etkisi altındadır? (örneğin süregelen baskı, göç, sürgün, aile ve toplumsal rol kaybı vs.)

6-Klinik tablo işkence iddiasının yanlış olduğuna mı işaret etmektedir?

İşkence gördüğünü iddia eden kişilerin yaralarının, işkencenin yapıldığı iddia edilen (iç ya da dış) mekanların ve oralarda bulunan diğer fiziksel delillerin renkli fotoğrafları çekilmelidir. Fotoğraflar için bir ölçüm bantı ya da ölçeği gösterecek başka araçlar da gereklidir. Bazı fiziksel bulgular çok çabuk kaybolduğu ve çeşitli yerlere müdahale edilebileceği için, fotoğraflar çok basit bir kamerayla da bile olsa hemen çekilmelidir.

Adli Muayene Raporu adli makamın yazısının tarihi, sayısı ve muayeneye getiren güvenlik görevlisi ile ilgili kısımlar eksiksiz doldurulmalıdır. Muayenesi yapılacak kişinin kimlik bilgileri kaydedilmeden önce, kişinin ön kolunda muayeneyi talep eden makamın resmi mühürünün olup olmadığı kontrol edilmeli, kimlik bilgileri, nüfus hüviyet cüzdanı
veya geçerli başka bir kimlik belgesine göre doldurulmalıdır. Geçerli bir kimlik belgesi sağlanamadığında; bilgiler kişinin beyanına göre kaydedilmeli, ancak muayene edilen kişinin tıbbi kimliği (kişiyi tanıtıcı boy, kilo, yaş, saç rengi, göz rengi, varsa vücudundaki özel işaretler, nedbe, tatuaj vb. bilgiler) tanımlanarak kaydedilmelidir.

Olgu öyküsü, fiili işkencenin tarihlerini, kaç kez yapıldığını ve kaç gün sürdüğünü, her bir bölümün süresini, askı (baş aşağı, kalın bez/battaniye vb. ile örtülmüş olarak ya da doğrudan bir iple bağlanmış olarak, ayaklara ağırlık asılarak veya aşağı doğru çekilerek) ya da başka bir yöntemin tipini de içermelidir.

Fiziksel ve psikolojik işkence arasındaki ayrım çok kolay değildir. Örneğin, cinsel işkence, fiziksel bir saldırı olmadığında bile genellikle hem fiziksel hem de psikolojik belirtilere yol açmaktadır. İşkencenin yarattığı klinik tablonun bütünü, bir listedeki yöntemlerin her birinin yol açtığı lezyonların basitçe toplamından çok daha fazlası olduğu için yöntem-sıralama yaklaşımı zararlı olabilir. Dikkate alınması gereken işkence yöntemlerine aşağıdakiler
dahildir, ama yöntemler bunlarla sınırlı değildir:

– Künt travma: Yumruk, tekme, tokat, kamçı, tel, jop, düşme

– Pozisyon işkencesi: Askı, kolların/bacakların çekilip gerilmesi, uzun süreli hareket kısıtlanması, belli bir pozisyonda durmaya zorlanma

– Yanıklar: Sigara, ısıtılmış alet, kaynar sıvı, tahriş edici madde

– Elektrik şoku

– Soluksuz bırakma: Sulu ve kuru yöntemler, suyun altında, ağzı/burnu kapatarak, boğazı sıkarak, kimyasal maddelerle

– Ezilmeye bağlı yaralanmalar: Parmak ezme, kalçaya/sırta ağırlık yükleme

– Delici yaralanmalar: Bıçak ve kurşun yaraları, tırnakların altına sokulan teller

– Kimyasal maddelere maruz bırakma: Tuz, biber, gazyağı vb. (yaralara ve beden boşluklarına)

– Cinsel: Cinsel organlara yönelik şiddet, sarkıntılık, alet kullanma, tecavüz

Ezilmeye bağlı yaralanma veya parmakların ve kol/bacağın travmatik koparılması

– Tıbbi: Parmakların veya kol/bacağın kesilmesi, organların cerrahi olarak çıkarılması

Farmakolojik işkence: Toksik dozda verilen uyuşturucular, nöroleptikler, felç edici/küntleştirici (paralitik) ilaçlar

İşkence mağdurunun yaşadıklarını belgeleyerek mahkemede hakkını arayabilmesi ancak adli tıp raporuyla mümkündür.

Sorry, the comment form is closed at this time.