Nov 212012
 

Cinayet suç kapsamı içindeki en üst noktadaki şiddettir. En büyük suçtur. Ancak her geçen gün artması korkutucu bir boyuttur. Cinayetlerin o andaki öfkeye yenilerek meydana geldiği olgular ya da kendini savunabilmek için yapılan bir davranış sonrası öldürme gibi kategorileri planlanmış ve tasarlanarak işlenen cinayetlere göre daha az korkutucu ve dehşet uyandırıcıdır. Cinayetlerin tasarlanmasının bir üst aşaması da bir çok cinayetin tasarlanarak işlenmesidir. Bu da seri cinayet ismini almaktadır. Cinayeti işleyen kişi yakalanamadığı her olayda daha da cesaretlenmekte ve daha fazla sayıda cinayet işlemektedir. Şiddetin dozu da artmaktadır.

Dürtü bazında suç sınıflandırması kılavuzu cinayetleri dört ana gruba ayırır. (Crime Classification Manual)

Cinai Yatırım Cinayeti =) Maddi hedefler için cinayet işlemek zorunluluğu doğmuştur. Bu para, eşya, yer, destek gibi kişi için değeri olan herhangi bir şey olabilir. Bu kategori; sözleşmeli cinayet, çete cinayeti, rekabet cinayet, çocuk/adam kaçırma cinayeti, rüşvet almak için cinayet, ilaç cinayeti, bilinçsiz minor nedenli ölüm (kişisel kazanç cinayeti, ticari kazanç cinayeti) ve ağır suç cinayeti (gelişigüzel ve durumsal ağır suç cinayeti) diye alt gruplara ayrılabilir.

Kişisel Nedenli Cinayetler =) Birbirini tanımayan kişi ya da kişilerin kişisel agresyonu ile cinayetle sonuçlanan durumdur. Bu cinayet, maddi kazanç veya seks güdümlü gerçekleşme ve herhangi bir grup tarafından da onaylanmaz. Burada altta emosyonel bir çatışma yatar ve bu suçluyu öldürmeye iter. Bu kategori =) erotomani-güdümlü ölüm veya aile içi cinayet şeklinde (kendiliğinden (spontan) veya kurgulanmış aile içi cinayet), tartışma/çatışma cinayeti, otorite cinayeti, intikam cinayeti, non-spesifik nedenli cinayet, siyasi düşünce ölümü (politik, siyasi, ırksal, sosyoekonomik), acıma/kahramanlık cinayeti ve tutsak cinayeti şeklinde bölünebilir.

Seksüel Cinayet =) Seksüel bir temele dayalıdır. Seksüel unsurun tipi suçluya göre değişir. Aksiyon tecavüzden, sembolik seksüel saldırıya kadar değişik tarzda sıralanabilir. Bu kategori organize, dezorganize, mixt ve sadistik cinayet olarak ayrılabilir.

Çete Cinayeti =) İki veya daha fazla insanın ortak bir ideolojisi ve onayı sonucu, bir veya daha fazla üyesi tarafından sonu ölüm olan eylemidir. Mezhep cinayeti, siyasi cinayet, grup heyecanlı cinayet gibi alt gruplara ayrılabilir.

Bu bölümün amacına göre, cinayet sınıflandırmaları ve alt grupların derinliğine inmek gerekli değildir. Çoğu kendi içinde açıklayıcıdır ve durumun kendisine bakmak hekim ve koruyucu sağlık çalışanlarına konunun aciliyeti açısından bir fikir verir. Belki de suçluların organizasyon yada dezorganizasyonunun genel özelliklerine kısa bir bakışla ki, o bireysel suç sınıflandırmasını aşar, o anlayış çoğalacaktır.

Dezorganize tip agresiftir ve sıklıkla duygusunu acı, öfke ve korku davranışları ile yaratır. Onda büyüklük görüşü vardır ve başkaları tarafından sorun çıkarıcı olarak tarif edilir. Genellikle onun çok sayıda seks partneri olmuştur, kendisine, ailesine ve toplumun geneline öfkelidir, bu öfkenin ortaya çıkışı 13-17 yaşlarda veya yirmili yaşların başında olur; hayvanlara işkence, ciddi kundakçılık gibi.

Kurbanlarını yönetebileceği, baskın olabileceği ve kontrol edebileceği kişilerden seçer.

Bu kişi, sorumsuz, egoist, kuralcı ve kurnaz, toplumun refahına ilgisiz, her girdiği topluma uyum gösteren bukalemun benzeri bir kişilikte olabilir. Zeka bakımından ortalamanın üzerinde orta sınıftan, temiz görünümlü, iletişim becerileri iyi fakat iç geçmişinde kopukluklar gösteren bir öyküsü vardır. Onun suça dair birikimleri vardır. Suç geçmişinde parasal veya mal-mülk cinayetleri olabilir. Öldürmeye karar verdiğinde seçtiği kurbanlar, rastgele seçilmiş izlenimi verir; onları bulmak için dolaşır, sıklıkla çalıştığı veya yaşadığı yerden çok uzaklara gidebilir.

Dezorganize tip öfke ve şiddetini göstermez, içine atar, bu nedenle toplumdan uzak, yalnız yaşar. Kendisini reddettiklerini sandığından oda toplumu reddeder, bundan dolayı kendini yalnız hisseder. O genellikle utangaç, sakin, yardımsever ve insanlarla iletişimi zor kuran biri olarak tanımlanır. Zayıf görünümü, emosyonel yetersizliği ve/veya fiziksel güçsüzlüğü ve beceriksizliği ile başarısız biridir. Görünüşü dağınık olabilir, işsizdir veya sıradan bazı işlerde çalışır.

Normal sekse aday biri için o, fantezi resimleri, yazıları, pornografi, fetiş madde hırsızlığı, çıplaklık, teşhircilik gibi aktiviteleri vardır. Onun davranışları mazoşistik olabilir ve onun suçları daha çok kendinden zayıf, çaresiz, genç, yaşlı ya da hayvanlara karşıdır. Kundakçılık yapabilir, onun vukuatları ciddi, insan ve parasal içerikli olanlardan daha can sıkıcıdır.

Öldürmeye karar verdiğinde, bu işi evine veya daha güvenli başka bir yere yakın bir yerde yapar. Bu cinayet bilgi ve zekadan yoksundur, bir çılgınlık anında işlenmiş bir cinayet gibidir. Organize tipten farklı olarak cinayet hakkında gazete yazılarını takip eder, cinayet sonrası şehri terk edebilir, ismini değiştirebilir, yaşam tarzında değişiklikler yapabilir.

Olay yeri incelemesinde, suçlunun organizasyon derecesini gösteren birçok ipucu bulabiliriz.

Organize tip suçlu, kurbana ait kişisel verileri alıp götürerek manzarayı değiştirebilir. Kurbana ait hatıraları, kafasında cinayeti tekrar yaşamak için veya kendisi için önemli birine vermek için alır. Bu daha çok mücevherlerde önemlidir. O cinayeti planlamıştır, silahını ve diğer malzemelerini daha önce olay yerine götürür, ancak onları orada bırakmaz. Eğer bu açık havada yapılan bir cinayetse, cesedi saklamak için veya ceset üzerinde sembolik davranışlarda bulunabilmek için plan yapılır.

Eğer bu, suçlunun birinci veya ikinci cinayeti ise eve daha yakın bir yerde işlenmiş olabilir. Yöntemini geliştirdiğinde denetimden uzaklaşmak için bulunduğu yerden çok daha uzaklara gidecektir. Aynı nedenden ötürü, kurbanı bir yerde öldürüp, başka bir yere taşıyabilir. Tanınmasını geciktirmek için cesedin kol-baş veya bacaklarını kesebilir, giysilerini çıkarabilir.

Dezorganize suçlunun cinayeti daha çok spontan işlenir. Ani atak stiline benzerlik vardır, kendini kontrol etmekte zorlandığı için, kurban ile az ya da hiç iletişim kurulmaz. Silah rastgele bir şey olabilir,Ölüm sonrası (postmortem) ceset saklanmaz ve kanıtları yok etmek için çaba çok azdır. Kendine ait aracı yoktur, bisiklet veya toplu taşıma araçlarından yararlandığı için cesedi cinayet yerinden başka bir yere götüremez. Bir hatıra alırsa, bu cinayeti değil de fantezisini tekrar hatırlamasına yardımcı olması içindir, sonra onu kurbanın evine tekrar götürebilir.

Ceset çılgınca bıçaklanıp yarıldıktan sonra, meme, baldır, boyun uyluk ve karında(abdomen) postmortem ısırık izleri olabilir. Suçlu ölümden sonra cesedi, kanıtları yok etmek için değil merak ettiği için kesmiştir. Kurbanın kanını kendisine ve etrafa sürmek gibi, oral veya vaginal boşluğa yabancı cisim sokmak gibi, bu merak yüzünden, vampirlik, yamyamlığa kadar uzanan davranışlarda bulunabilir. Son durum penil penetrasyonun yerine geçer. Ceset, dini veya sembolik bir şekilde terk edilir, ancak bu yalnızca katil tarafından anlamı bilinen bir şeydir.

Organize suçlu cinayet sonrası üzerini değiştirir, yıkanır, arabasını yıkar. Hemen bir mazeret uydurur. Onun davranışlarındaki, tansiyon, uykusuzluk, depresyon, öfke, sinir atakları, alkol veya ilaç alımını artırması, dine yönelme, medyaya karşı kaygılı olması gibi değişikliklere dikkat etmeliyiz. O, kurbanın cenaze töreninde ve gömülmesi sırasında orada olacak, hatta yaklaşabilirse araştırmacılarla işbirliği içinde görünecektir. İş arkadaşları, iş alışkanlığında hastalık uydurma, rahatsızlık, bırakıp gitme gibi değişiklikler olduğunu belirteceklerdir. Cinayet mahalline gidecektir, eğer polis baskısını hissederse orayı terk etmek için mantıklı bir neden bulacaktır.

Dezorganize suçlu da olay yerine ve mezarlığa gelebilir, fakat bu kurbanla daha fazla birlikte olmak içindir. Kendini kaybedecek hale gelir, işinden ayrılır veya kaybeder, cinayet işlediği için değil kurbanın gitmiş olmasından pişmanlık duyar. Fanatik bir dindar olabilir, hemen hemen organize suçluya benzer bir şekilde öldürmeye devam eder.

Farklı amaçlar için de olsa, her iki tip arasında benzerlikler olduğunu görüyoruz. Örneğin her ikisi de kurbanla bir “deneyim” yaşıyor, organize olan ölüm öncesi yaparken, dezorganize ölüm sonrası yapıyor. Her ikisi de öldürürken kanıtlarda öfke sergiliyor, organize olan katil kontrol edilebilirken, dezorganize katil kontrol edilemiyor, kanıtlar rastgele ve dağınık olabiliyor. Her ikisi de kurbanın vücudunu sembolik bir amaç için kullanırlar, organize suçlu kurbanına, bunu, onu küçük düşürmek için yaparken, dezorganize suçlu yalnızca kendisi tarafından ayırt edilebilen bir sembol için yapar.

Bunları söylemekle birlikte, bir organize suçlunun olay sırasında dezorganize hale gelmesi mümkündür. Bu dönüşüm için, kişinin genç ve deneyimsiz olması, alkol veya ilaç almış olması, birden fazla suçlunun varlığı, beklenmedik bir şeylerin olması (başka biri tarafından görülmek gibi), mental dekompanzasyon gibi faktörlerin olması gerekir. Tam tersi bir dönüşüm çok daha azdır.

Park cinayetlerinde işaret edildiği gibi, önceden belirlenen oyuklara derli toplu oturtabilme nadirdir. Bu nedenle eğer bir olayın içinde organize ve dezorganize suçluların her ikisine dair bulgular varsa biz mixt terimini kullanırız. Her iki tip davranışa eşlik eden oranları tartarak ve değerlendirerek, sonunda faili meçhul olaylardaki yaklaşık profil ve davranışı tarif ederiz.

Nov 212012
 

Tecavüz silahı seks olan bir şiddet eylemidir. Herhangi bir tecavüz olayı korkunçtur, cinsel saldırı kurbanı, onun partnerini, arkadaşlarını ve sevenlerini çok üzer ve etkiler.

Cinsel suçlar ilk kez 1992’de Amerika’da farklı bir suç kategorisinde değerlendirilmiştir.Daha önceleri cinayet ,şiddet kullanma ve diğer suçlarla birlikte değerlendirilirken suç kategorileri içinde tek başına değerlendirmeye alınmıştır. Davranış Bilimleri ve FBI’ın Quantico ve Virginia’daki akademilerinin, araştırma birimlerinin on yıldan fazla süren araştırma ve çalışmasından sonra, Pensilvannia Üniversitesi Psikiyatrik Bakım Profesörü Dr.Ann Bungess’in öncülüğünde cinsel suçlar , benzer bozukluklar gösteren cinayet ve kundaklama suçları ile birlikte kategorize edilerek suç klasifikasyon kılavuzu içinde yer almıştır.

Analizler sonucu tecavüz suçluları 4 temel gruba ve 50’den fazla alt gruba ayrılmıştır . Yıllar içinde değişik araştırmacılar kendi tiplendirmelerine göre isimlendirmeler yapmışlardır .

Tecavüzcü eğer,kadın gönüllü olarak ilişkiye razı olursa rahatlama ve istediğine kavuşma duygusuna ulaşmaz , erkek kendini yetersiz hisseder. Bu duygularını kadını sekse zorlamakla doyurmaya (kompanse etmeye) çalışır. Tüm bu süreçte, o kendi gücü ve potansiyelini sınamakta ve isteğinin yatışmasını gözlemektedir. Bu tiptekiler, kimi zaman centilmen tecavüzcü olarak anılır veya bencil olmayan tecavüzcü olarak sınıflandırılır . Çünkü, suçu travmatik olmakla beraber, diğer seks suçlarına göre kurbana daha az fiziksel hasar vermektedir.

Bu tipler yalnızlığı seven, bu deneyden kurbanının hoşlandığı ve hatta kendisine aşık bile olabileceğini hayal etme eğilimindedirler. Saldırı sonrası kurbanı ile ilişki kurup kendisi ile birlikte gitmesini bile önerebilir. Tabii ki tecavüz gerçeği onun fantezilerini yaşatmaz, yalnızca istenmeyen bir sevgili kazandırır, masum bir insanı korkutan, yaralayan ve kızan biri ortaya çıkar. Birçok tecavüzcü kurbanları ile seks yapmaktan hoşnut kalmadıklarını itiraf ederler. Deneyim, altta yatan saplantıyı tatmin etmez, bu nedenle başka bir kadınla tekrar dener.

Kurbanların seçimi genellikle saldırganla aynı yaşta veya daha küçük yaşta olanlardır .Eğer arkadaşlık (flört) ediyorsa, flört ettiği kadın kendinden daha küçük ve kültür düzeyi daha düşük olur ki o zaman yetersizliğinden ötürü kendisini eşit hisseder, sürprizleri kontrol ederek kazanır, kendine güveni olmadığı için kurbanın evine doğrudan girmez, örneğin gecenin bir yarısında girer. Bu tip bir saldırganın geçmişine derinlemesine baktığımızda, sıklıkla teşhircilik (voyeurism) , karşıt giyim ve/veya telefonda müstehcen konuşmalar gibi olağandışı bir öykü veya acayip masturbasyon fantezileri olduğu görülür. O erişkin kitapevlerini, sinemaları sık ziyaret eder ve pornografi koleksiyonu yapar. Daha önceki ilişkilerinde açığa çıkan erken boşalma gibi seksüel disfonksiyonu varsa, bunu kurbanın bir suçu olarak bildirir.

O gücünü ispatlamak için, işlediği suç ve kendisi ile ilgili medyada çıkan haberleri kesip saklar. Aynı nedenle, kurbanın iç çamaşırı gibi kendisine hatıra şeyler alır. Daha sonra kendini suçlu ve pişman hissedebilir. Bu yalnızca ilk deneyimidir ve bir daha yapmayacağına söz verir ancak tekrar deneyecektir.

Yakalanıncaya, hapsedilinceye veya öldürülünceye kadar tecavüzlerine devam edecektir. O yalnız veya ailesi ile birlikte ya da başka bir bağlantısı ile birlikte yaşamaktadır. Eğer annesi varsa, muhtemelen dominant yani baskın kişiliktir. Kendisine yeteneklerinin altına iş verilmiştir ve halkla ilişkisi fazla değildir. Bu en az tehlikeli tecavüzcü tipidir. Fakat, eğer o bir seri girişim sonrası başarılı olursa kendine güveni artar ve fiziksel olarak daha agresif hale gelir. Bu tipleme sayısal olarak, bu en yaygın tecavüzcü tipidir.

Cesur tecavüzcü daha ataktır. Onun suçları, fantezisini herhangi bir zamanda uygularken tesadüfen yakalanma ile sonuçlanır. Onun kurbanlarına yaklaşımı hile ile veya direkt zorbalıkla, ani saldırı şeklinde olabilir. Gücünü tatmin etmek isteyen tecavüzcünün aksine, bu tipin, kurbanın rahatı konusunda kaygısı yoktur. O fiziksel ve cinsel olarak bencildir. Herhangi bir seksüel disfonksiyonu vardır, bu ya karısıyla birlikteyken veya kız arkadaşı ya da kurbanına güç uyguladığında ortaya çıkmıştır. Cinsel yetersizlik ejakulasyonda zorlanma veya orgazma ulaşmada güçlük şeklindedir.

Kurbanlarını kendi akran çevresinden seçer. Tesadüfen ya barda veya komşu çevrede kurban avına çıkar. Önceleri, kontrolü altında bir kadını vardır, onun ilgilendiği şey, bu kadının cinsel olarak ona tabi olmasıdır. Onun gerçek heyecanı budur. Sekste doyum, onun için cinsel olarak mutlu olmak yerine, dominant olmak ve kontrolün elde olması ile ilgilidir. Önce boyun eğmeye zorlar, bu bir kez oldu mu deneyim tamamdır.

Fakat bu süreçte kurbana bir çok saldırıda bulunacaktır. Anal girişimler sıktır. Maske, görünümünü gizlemek gibi sorunu yoktur. Bu tip tecavüzcülerde her iki olay arasında bir gün-6 ay gibi bir zaman vardır ve önceki gibi tekrar ava çıkar. Bir önceki tipten (gücü hakkında şüphelerini gidermeye çalışan) farklı olarak, cesur tecavüzcü kurbanı ile bir daha bağlantı kurmaya çalışmaz, hatta eğer kurban olayı polise bildirmiş ise geri geleceği tehdidini savurur.

Bu tip suçlular bilinçli ve planlayarak davranırlar.Fazlası ile kendindedir. Maço erkek ünü yapmak ve kaba adam olarak bilinmek ister, böylece fiziksel olarak yönlendiği işlerde çalışmaktan hoşlanır. Sporla ilgilenir. Aracı da bu imajı yansıtır. Bu, ülkenin bazı bölümlerinde çok pahalı bir spor araba , başka yerlerde avcılık için iyi donanımlı bir jeep olabilir. Otoriteye ve eleştiriye açık değildir.

Lise veya üniversite eğitimi iyi değildir. Eğer evli ise karısını aldatıyordur ve çocuklarına karşı ilgisizdir. Bu tip suçlunun alt yapısına bakıldığında, babasının da annesine onun kadınlara davrandığı gibi davrandığı görülür. Gücünü tatmin etmek isteyen tecavüzcü tipinden sonra, en sık görülen, bu tip tecavüzcü örneğidir.

Sinirli tecavüzcü, tam da adının anlamını yansıtır. Onun cinsel saldırısı içindeki öfke ve kızgınlığın bir ifadesidir, öfke ile misilleme yapan tecavüzcü de denebilir. Bu tip tecavüzcü için kurban nefret ettiği bir kişi veya bir grup insanı temsil eder. Bu bir anne, eş, kız arkadaş hatta yalnızca kadın olabilir. Onun öfkesi veya küskünlüğünün nedeni, kendisine karşı yapılmış mantıklı bir yanlışa bağlı değildir.

Bu tip için, bir kadınla ilişkisinin iyi gitmemesi, beklenmeyen bir durum değildir. Çünkü o öfkesi ile idare edilmektedir. Öfkeli tecavüzcünün saldırısı, sözel istismar, ciddi saldırı veya cinayetten her hangi birisi olabilir. O bilinçli veya bilinçaltından içindeki öfkeyi söküp atmak ister, bu nedenle bu tip genellikle öldürmez. Onun saldırıları epizodiktir, tahmin edilebilir aralıklarda değildir, doğrudan öfke duyduğu kadına veya kadınlara karşı öfkesinin tetiklenmesi ile ilgilidir.

Hemen her olguda yerine geçmenin manası, onun, o kişiye saldırmayacağı anlamına gelir. O bildiği başka birine saldırır, silahı da yerine göre bir mutfak bıçağı, hatta yeterince güçlü ise kendi yumruğu olabilir. Çünkü o hedefine üstün gelmek değil onu aşağılamak istemektedir, o nedenle oral seksi takip eden anal seks onun davranışındaki asıl niyetin küçük düşürmek olduğundan, kurbanın suratına ya da giysilerine boşalır.

Böylece hastanın vücudunda ve giysilerinde kesin DNA ve başka delillerin olabileceğini araştırıcının bilmesi önemlidir. Bir olasılık olması halinde bile, çok nazik olan bu konunun direkt sorgulamasında, kurbanın iyi olmasını sağlamak ve kanıt zincirlerini korumak, birlikte iki ana hedef olmalıdır. Bu tip, önceki diğer iki tipten daha az yaygındır; olasılıkla tecavüzcünün % 5’i kadar bir azınlıktadır.

Sadist tecavüzcü, her yönü ile cinsel suçluların en tehlikelisidir. Onun saldırıdaki amacı, sekse istekli olmayan kurbanında sadist cinsel fantezilerini gerçekleştirmektir. Bu tipte cinsel fantezi ve agresyon içi çedir, öyle ki öfkeli-heyecanlı tecavüzcü diye de anılır. Agresyon ve sadist fantezi birbirini besler, böylece agresyon düzeyi yükselince, buna bağlı olarak saldırganlık düzeyi de yükselir. Onun agresyonu, önceki kategorideki gibi öfke kaynaklı değildir. Avını ağına düşürmeyi planladığında, çekici hatta baştan çıkarıcı olabilir. O tamamı ile ben merkezcidir. Onun dikkat ettiği yalnızca kendi mutluluğu ve tatminidir. Ve o tatmini insanları inciterek, onlar üzerinde güç uygulayarak sağlar.

Uzun bir zaman sonra, saldırı yapacağı kesinleşince kurbanı için rahatsız edilmeyecekleri bir yer hazırlar. Bu ormanda gizli bir kulübe ya da özel donanımlı ses geçirmeyen bir kamyonet olabilir. Kurbanına, eğer söylediğini yaparsa onu incitmeyeceğini hatta serbest bırakacağını söyler ama bu sırf iletişimi sağlamak için, onu kontrol altında tutabilmek içindir. Çünkü onun tatmin olması, kurbanına karşı baskın durumda olması ve ona açı vermesi ile mümkündür, durumu fotoğraf veya video ile kayıta alabilir. Hatta aynı sebeple, kurbanın kendisinin olduğunu anımsamak için ve deneyimini hatırlamak için kurbandan hatıra bile alır. Bu hatıralar mücevher, çamaşır, iç çamaşırı hatta vücudun bir parçası olabilir.

Sadistik tipler genellikle normalin üzerinde zeka düzeyi, üniversite eğitimli ve orta-iyi sınıfta bir işe sahiptirler. Baskın bir kişiliği vardır, kölelik ve sadomazoşistik pornografi koleksiyonu yapar. Aynı zamanda bıçak, silah, Nazi anıları biriktirir, askeri, hukuki, hayata dair literatür okur. Büyük saldırgan köpekler besleyebilir, bu Alman shepard, dobermen veya rotveiler olabilir. Planına ve zekasına göre anlaşılması güç olmalıdır. Bu, tecavüzcülerin en az görülen tipidir.

Eğer suçlu maske giymiş veya görünüşünü saklıyorsa bu iyiye işarettir. Birçok olguda bu, kurbanını canlı bırakacağı ancak tanınmak istemediği anlamına gelir. Eğer görünüşünü gizlemek için bir çaba göstermiyorsa bu en azından iki anlama gelir ki hiç biri de iyi değildir. İlki; o da altüst olmuştur, nereye gideceğini kendisi bile bilmez. İkincisi; daha korkunçtur, eylemi gerçekleştirdikten sonra, tanınmamak için, kurbanı canlı bırakmayacağı anlamına gelir. Kurban gösterebileceği kadar direnç göstermelidir. Ne yazık ki bu kurbanın incinmeyeceği anlamına gelmez, ancak direnç göstermemesi durumunda sonuç daha riskli olur. Eğer suçlu kurbanından arabaya binmesini isterse, her şey mümkün olabilir, dirençli olmanın bir diğer nedeni de budur. Çünkü öncelikle araçtaki kurban kontrolünü yitirir ve başkalarını uyarmak için şansı kalmaz, böylece müdahale edilmek için tüm şans kaybolur.

Nov 212012
 

Adli psikoloji kökenini aldığı iki bilim gibi adli tıp ve psikoloji gibi geçmişi çok kısa olan bir bilim dalıdır. Geçmişine baktığımızda ilk kez 1908 de Hugo Münstenberg’in ilk kez bir olayda psikolojik araştırmaları bulguları sayesinde cezai adalet sistemini görgü tanıklarının bildirdiklerinin güvenilir olup olmadığını ölçme olanağı verdiğini göstermiştir.

Ancak gelişimin çok da hızlı olmadığı gözlenmektedir. Psikologların görgü tanıklığının güvenilirliğini ölçmek için belirli testler geliştirmesi 65 yıl sonra gerçekleşir. Örneğin, 1974 yılında Buckhout, çanta çalma suçuna şahit olan deneklerden suçluyu belirlemelerinin istendiği bir deneyin sonuçlarını yayınlamıştır.

Bu deneyin sonuçları, hafızanın bir kopyalama işlemi değil, seçici nitelikte olduğunu göstermiştir. Aradan zaman geçmesi olayın hatırlamada yanlışlıklar ortaya çıkarmakta ve hatırlama işlemi inançlar, nereden hareket edildiği, stres, ortama dayalı faktörler, beklentiler ve kalıp yargılardan etkilenmektedir. Bu araştırmanın sonuçları, görgü tanıklarının suçluyu yaklaşık %90 oranında olmak üzere yanlış belirlediğini göstermiştir.

Görgü tanıklarının suçluyu belirlemedeki kesinlikleri açısından söz konusu olan problemler iki kaynağa dayanmaktadır:

1-İnsan bilgi-işleme sisteminin güvenilir olmayışı

2-Görgü tanıklarından bilgi alma yöntemleri.

Kassin ve diğ. (2001) görgü tanıklarının suçluyu belirlemedeki kesinliklerini ciddi şekilde etkileyen, çok sayıda “cezai adalet prosedürü” belirtmektedir:

– Soruların ifade şekli,

– yönergelerin sıralanışı,

– güvenirliliğin saptanması,

– önyargı,

– olay sonrasına ait bilgi,

– çocuk görgü tanıklarının kolaylıkla tesir altında kalması,

– tutumlar ve beklentiler,

– hipnoza yatkınlık,

– alkol etkisinde olma,

– silaha odaklanma,

– kesinlik ve güven arasındaki korelasyon,

– unutma eğrisi,

– maruz kalma süresi,

– hangi formatta anlatıldığı (presentation format)

– bilinçaltı karşı aktarım.”

Bir asırlık psikolojik araştırmaya rağmen, mahkemeler görgü tanıklığı ile yapılan belirlemenin güvenilir bir yol olmadığını kabul etmeye yanaşmamışlardır. Ancak, bu yaklaşım DNA kanıtının ortaya gelmesi ile değişmiştir. Bu kanıt, pek çok yanlış suçlamanın gerçekleştirildiğini ortaya çıkarmıştır.

Psikolojideki bu araştırma çalışmaları işitme tanıklığı için de gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmalardan bazıları (Ollson ve diğ., 1998) işitme tanıklığı ile yapılan belirlemelerin sonuçlarının görgü tanıklığı ile yapılandan bile daha kötü olduğu bulgusunu elde etmiştir.

Sonuç olarak, bir asır önce laboratuarda başlayan psikoloji araştırmaları bugün cezai adalet sistemindeki bazı prosedürlerin değişmesine yardımcı olmuştur.

Freud’a (1959) göre birçok suçlunun bilinçaltında suçluluk duyguları vardır; bu nedenle, cezalandırılmak için suç işler. Bazı yanlış itirafların böyle bir psikodinamikler ile bağlantısı vardır. İşin içine giren başka psikolojik faktörler de vardır (Gudjonsson,1999). Örneğin, sorgulama sırasında yorulan veya korkan zayıf kişiler, suçun failleri kendileri olmasa bile itirafta bulunma arzusu taşıyabilirler.

Klinik Adli Psikoloji

1909 yılında William Healy ilk mahkeme kliniğini oluşturmuştur. Adolesan (Juvenil) adalet sistemi daima, ceza değil, rehabilitasyonu vurguladığından, adolesanlara (juvenillere) psikolojik müdahale doğal bir başlangıç noktasıdır. 1914 yılında, ilk yetişkin mahkeme kliniği kurulmuştur ve yakın zamanda da çoğunluğu psikiyatristler olmak üzere, ruh sağlığı çalışanları rutin olarak adli vakaların değerlendirme ve tedavisini sürdürmeye başlamıştır.

İşledikleri suçlar madde kötüye kullanımı ve diğer psikolojik problemlerden kaynaklanan adolesan (juvenil) ve yetişkin suçlular ya daha ağır bir ceza olan hapis cezası yerine ya da hapisten çıkış sonrası ayaktan tedavi için sevk edilmiştir.Bazı ruh sağlığı kliniklerinde saldırganların tedavisi için özel programlar oluşturulmuştur. Mahkemeler bu kişilerin gösterdiği gelişmeler hakkında bilgi istemeye başlamışlardır.Hapisten iyi hali nedeniyle salıverilmiş/tahliye edilmiş suçluların da hapishaneye geri dönmeleri veya tahliye durumlarının devam etmesi geniş ölçüde tedavinin gidişatına göre belirlenmekteydi.

Psikologların toplum tarafından bağımsız bir uzmanlık olarak geniş olarak kabul görmesi durumu televizyon ve film dahil olmak üzere medyanın bütün şekillerinde kendini göstermiştir.

Adli ölçme: Klinik ve adli yaklaşım arasındaki ayrım

Klinik psikologlar, psikiyatristler ve diğer ruh sağlığı uzmanları hastalarını görüşme, psikolojik test, bazen aile ve hastane ve okul kayıtlarından alınan bilgiler ve önceki terapistlerden alınan bilgiler yoluyla değerlendirirler. Değerlendirmeyi takiben bir tanı konur.

Klinik uygulama yapanlar, ayrıca hastalarını dinlemek ve hastanın belirtileri ve anlattıklarını geçerli olarak kabul etme yönünde bir yaklaşıma sahiptirler. Yalan söyleme, abartma ve hasta taklidi yapma klinik uygulamada karşılaşılan durumlardır, fakat vurgu teşhis ve tedaviye yönlendirmedir.

Adli uygulamada ise, değerlendirmeyi yapan kişi ne olduğuna ilişkin olarak davacının anlattıklarını otomatik olarak kabul edemez, çünkü davacının yalan söyleme, abartma veya saptırma için doğal bir motivasyonu vardır.

Bu nedenle, geleneksel klinik yaklaşım adli ölçmelerde kullanılamaz. Ne yazık ki, klinik ve adli ölçme arasındaki farklılıklar adli psikoloji ve psikiyatri kitaplarında yeterince vurgulanmamıştır.

Psikolojik testler: Geleneksel ve özel adli testler .Objektifliğe olan vurgu nedeniyle (normlar ve standartlar içermesi nedeniyle), psikolojik testler adli ölçümlerde geniş ölçüde kullanılmaktadır.

Bilincin Farklı durumlarında görüşme yapma

NARKOANALİZ

Bazı psikologlar, psikiyatristlerle veya diğer uzmanlarla işbirliği halinde sanıklara sodyum amytal gibi bir madde intravenöz olarak verildikten sonra (Narkoanaliz) veya hipnotik transa geçtikten sonra görüşme yaparlar. Genel narkoanaliz teorisine göre, savunmaların ve kişiyi engelleyen diğer durumların azaltılması ile (maddenin verilmesi sonucunda) normalde soruları cevaplamayan kişi konuşacaktır.

Ancak, sodyum amital bir “doğruluk serumu” değildir. Narkoanalitik görüşme öncesinde yanlış bilgi verme, ve yanıltma konusunda kararlı bir kişi ilacın etkisinde de aynı şekilde davranacaktır (Mac donald, 1954; Reidlich ve diğ., 1951). Ancak, bazı saldırganlar ilacın etkisi altında suçlarını itiraf etmişlerdir. Narkoanalizin doğru sonuç vermesi geniş ölçüde uzmanın beceri ve deneyimine bağlıdır.

Hipnozun doğru sonucu verip vermediği konusunda da kesin bir şey söylenememektedir. Bazı durumlarda, görgü tanığının olayın detaylarını hatırlamasında yardımcı olduğu görülmektedir. Zonana (1979) narkoanalizle bir sonuç elde edememiş, fakat hipnoz altında itiraf elde etmiştir.

Ancak, pek çok diğer durumda (Revitch ve Schlesinger, 1981) başarı elde edilememiştir. Bu problemleri aza indirgemek için, Relinger ve Stern (1983) adli hipnotik ve narkoanalitik teknikleri standardize etmeye yardım edecek bazı genel kurallar belirlemiştir. Ayrıca, hem hipnotik hem de narkoanalitik teknikler ancak belirleme için oluşturulan izole durumlarda uygun olabilirr.

Adli ölçmeleri karmaşık hale getiren faktörler: Kandırma/hile yapma semptomları

Adli ortamlarda, semptomların saptırılması ve abartılması genellikle meydana gelen bir durumdur. Sonuç olarak, adli uzmanın bu popülasyonda yanıltılmaya çalışıldığından şüphelenmesi eşiği düşük olmalıdır.

Yaygın görülen bir yanıltma şekli kendini hastaymış/ruh sağlığı hastasıymış gibi göstermektir. Diğer bir yanıltma şekli, ruh hastalığı belirtilerini azımsama ya da inkar etmedir.

Suçun faili, ceza ehliyetinin olmadığını kanıtlamak için kendisini ruh sağlığı bozukmuş gibi gösterebilir veya hapishane ya da hastaneden çıkmak için ruh sağlıklarının bozuk olduğunu inkar edebilirler.

Bazı durumlarda, bu durumun belirlenmesi “üçüncü kulak”’la dinlenilmesi ile gerçekleşebilir. Örneğin, kendisini bir hastalık belirtisine sahipmiş gibi çoğunlukla, çifte kişilik bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu gibi “trendi” bir hastalığın belirtilerini seçer; ancak klinik tabloyu çok abartır.

Bununla birlikte, varmış gibi gösterilen psikotik belirtiler çok uzun süre boyunca korumak çok zordur.

Shneck (1962) “pseudo-malingering” adını verdiği bir durumu şöyle açıklar: ruh hastalığı bulunan bir hasta zaten yaşadığı bir hastalığı varmış gibi göstermeye çalışmaktadır. Benzer bir olgu, Ganser (1898) tarafından gözlenmiştir. Ganser, tedavi etmekte olduğu belli mahkumların 2+2=5 ve 10-1=8 gibi basit sorulara doğru olmayan, yaklaşık cevaplar vermişlerdir.

Bu hastaların kendilerini gerçekte yanlış yapıyor gibi göstermeye çalışmadıklarına; aksine öyleymiş gibi göstermeye çalışma görüntüsünü veren gerçekte bir bozukluğa sahip olduklarına inanmaktadır.

Bu sendrom 100 yıldan uzun bir süredir bilinmektedir. Farklı kültürlerde ve farklı ülkelerde gözlenmektedir. Eğer hastalar olmayan bir hastalığı varmış gibi göstermeye çalışıyorlarsa korkunç bir iş yapmaktadır ve hangi ruh hastalığı tablosunu çizmeye çalıştıkları da açık değildir. Her ne kadar seyrek görülse de, Ganser’in sendromu adli psikologların gözden kaçırmamaları gereken bir durumdur.

Akılcı olmayan hareketlerde bulunmuş olan bazı saldırganlar işledikleri suçta akılcı bir nedenin söz konusu olduğunu iddia edebilir. Schlesinger ve Revitch (1999) cinsel haz amaçlı obje çalan bazı hırsızların patolojik nedenlerle orada olmadıkları, fakat amaçlarının sadece hırsızlık yapmak olduğu konusunda kendilerini inandırmak için önemi olmayan şeyleri çaldıklarını tespit etmiştir. Kendilerinde bir hastalık varmış/yokmuş gibi göstermeye çalışanların seçtikleri bu yollara ek olarak, bu kişilerden çoğunun sadece yalan söyleme yolunu seçtikleri görülmektedir.

Nov 212012
 

dli tıp prosedürü içerisinde en önemli konulardan birini akıl sağlığı ve yaş ile ilgili problemlerin yer aldığı Adli Psikiyatri oluşturmaktadır. Adli Psikiyatrinin temel konularını tefrik ve temyiz etme yani belli yaş sınırına kadar ve belli akıl ile ruh sağlığı düzeyinde kişilerin yapılan eylemlerin, olguların özellikle suçların anlam ve mahiyetini kavrama, sonuçlarını evvelden sezme yetisine sahip olup olmadıklarını kapsamaktadır.

Başlıca çalışılan konular şunlardır:

– Suça karşı ceza ehliyeti

– Alkol ve madde bağımlılığı

– Medeni hukukla ilgili problemler

İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği:

Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Kanuna göre “12 yaşını bitirmemiş bir çocuk herhangi bir suç işlediği taktirde suçun tipi ve işleniş tarzı ne olursa olsun ve sanık çocuğun ruhsal, zihinsel gelişimi ne kadar mükemmel olursa olsun çocuk kanun gözünde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği yoktur ve dolayısı ile hakkında herhangi bir ceza tayin edilemez. Ancak 12 yaşını doldurduktan sonra 12-15 yaşlarında bir çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine , suçtan dolayı sorumlu tutulup tutulmayacağına bakılır.”

Burada suçun tipi ve işleniş koşullarıyla çocuğun göstermekte olduğu zeka gelişmesi ve ruhsal sağlık düzeyi ile tesiri altında bulunduğu sosyokültürel ortam tüm olarak değerlendirilir. Bu konuda hafif derecede debilite derecesindeki zeka geriliklerinin önemi büyüktür.

Özetle kanuni açıdan genelde herhangi bir zeka geriliği veya çocukluk devresi psikiyatrik sendromlarından birine ait bulgu göstermeyen ve 12 yaşını bitirmiş bir çocuk, işlemiş olduğu suçun cinsi ve işlenişinde psikopatolojik bir öge olmadığı taktirde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olduğu kabul edilir. 12 yaş her suç için geçerli genel bir limit olarak kabul edilmiş bulunmaktadır.

Suça Karşı Ceza Ehliyeti:

15 yaşını bitirmiş 16 yaşından gün almış suç işlediğinde sorumlu tutulması ana prensip olmasına rağmen 16-18 yaşlarda işlenen suçlar için tayin edilen cezalarda, yaşa uygun olarak nispi azaltılmaya gidilir. Bu yüzden bunlara yaşına uygun ceza ehliyeti tanımı kullanılmaktadır. Ancak 18 yaşını bitirdikten sonradır ki Türk Ceza Kanunu gözünde ceza ehliyetine tesir edecek nitelik ve derecede psikopatolojik bir bulgu göstermeyen bir suçluya, suçuna karşı kanunun öngördüğü ceza, hukuki bir başka neden yoksa tam olarak tayin edilir.

Ceza ehliyeti daima bir kişinin belirli bir tarihte işlemiş bulunduğu belirli bir suça karşı tayin edilir. Daha önce verilmiş kararlar yargıyı direkt etkilemez ama göz önüne alınır. Ayrıca kişideki akli bozukluklarla da ceza ehliyeti arasında direkt bir ilişki vardır.

Ceza ehliyeti tespitinde 3 özellik göz önüne alınarak şu kararlara varılabilir.

1- Tam ceza ehliyeti,

2- Azaltılmış ceza ehliyeti,

3- Ceza ehliyetinin bulunmaması,

Bir kişinin işlemiş bulunduğu bir suça karşı ceza ehliyetinin olması için o kişinin söz konusu suçu işlediğinde irade ve şuur serbestisini elinde bulundurması, olayları açıklıkla anlayabilip onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme kabiliyetine sahip olması gerekir. Kişinin neleri ne için yaptığı ve bu yaptıklarının sonuçlarını bilmemesi, eylemine bilerek girişmesi gerekir. Bu gibi durumlarda tam ceza ehliyeti söz konudur.

Ceza ehliyetine sahip olmadığının kabulü için, o kişinin yaptığı eylemin fiziksel mahiyetini bilemeyecek veya bildiği taktirde, eyleminin yanlış olduğunu anlayamayacak düzeyde akıl hastası olması gerekir. Ağır seyreden akıl hastalıkları, ağır zeka gerilikleri ve şuur kaybıyla seyreden epilepsi nöbetleriyle böyle nöbetlerin öncesi ve sonrasında ortaya çıkan konfüzyon devrelerinde işlenen suçlarda ceza ehliyetinden bahsedilemez.

Yukarıda anlatılan tıbbi olaylarda hastanın işlemiş bulunduğu suçlarına karşı ceza ehliyeti yoktur. Bu gibi durumlarda sanığa ceza tayin edilemez, ancak hasta iyileşene kadar ağır cezayı gerektiren suçlarda 1 seneden az olmamak koşulu ile bir akıl hastanesinde tedavi altına alınır. Hastane kurulundan iyileştiğine dair bir karar alındığında, belirli bir süre düzenli aralıklarla kontrole gelmesi koşulu ile rapor düzenlenir ve mahkemece alınan bir kararla serbest bırakılır.

Bazen de psikiyatrik hastalıklarda kişinin irade ve şuur serbestliğini tam olarak ortadan kaldırmasa da bunları önemli ölçüde etkileyerek azaltır. Yani kişi hastalığından dolayı olayları tam ve net olarak anlama, değerlendirme kabiliyetinden yoksun olup, bulunduğu girişimlerin anlamını ve bunların doğuracağı sonuçları tam olarak sezemez, kavrayamaz. Çevredeki olayların kendisinde yaratmış bulunduğu impulsları kontrol altında tutamaz, bu gibi hallerde azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur. Hafif seyirli psikozlar, orta derecede zeka gerilikleri ile ağır nevroz veya kişilik bozuklukları, kişilik yıkımına varmış bulunan epilepsinin neden olduğu belirgin karakter bozukluklarının ve kronik stres reaksiyonları olaylarında azaltılmış ceza ehliyeti söz konusudur ve ceza belirli bir oranda azaltılır.

Bazı olaylarda organik hastalığa bağılı olarak kişinin ceza ehliyeti tartışmalı olabilir. Örneğin tifo esnasında oluşan ateşli hastalık dönemi, yüksek üreminin konfüzyonel durumu, ağır bir hipoglisemi, kişinin haberi olmadan başkaları tarafından içki veya herhangi bir toksik madde içilmesi halinde işlenen suçlara karşı ceza ehliyeti olup olmaması da değerlendirilir.

Nov 212012
 

DNA teknolojisindeki son gelişmeler yargıya çözümsüz olduğu düşünülen olayları çözme olanağı getirmiştir. Gözle görülemeyen kanıtlar hırsızlığı, cinsel saldırıları veya çocuk cinayetlerini çözmede anahtar rol oynayabilmektedir. Ayrıca bu kanıtlar küçük bir yerleşim biriminde olduğu gibi tüm ülke çapında da değişik olay yerleri arasında bağlantı kurabilmektedir. Tehdit mektubunun pulundaki tükürük veya bağlanmış bir kurbanın bağlandığı ipteki deri hücreleri, şüphelinin kan veya tükürük örneği karşılaştırılabilir. Benzer şekilde bir tecavüzcünün olay yerine çıkarıp attığı şapkasındaki terden elde edilen DNA, değişik tecavüz kurbanlarındaki ısırık izlerindeki tükürükten elde edilen DNA ile karşılaştırılabilir.

DNA, eşleştirilmesi işlemi parmak izi analizine çok benzer. Şüpheliyi teşhis etmek için DNA veya parmak izi kullanılırken, olay yerinden elde edilen deliller, “bilinen” izlerle karşılaştırılır.

Adli kullanımda DNA kimliklendirme testinin parmak izinden bu yana kriminal araştırmada en önemli gelişme olduğu görülmektedir. Tükrük, deri, kan, saç DNA analizi ve teknolojisi suçla suçluları ayırmada polis, savcı, davalı ve mahkemelerde geniş bir şekilde kullanılmaktadır. DNA delilinin güvenilirliği daha önce yanlışlıkla tutuklanan bazı insanların aklanmasını sağlamıştır.

Bu yüzden DNA kimliklendirmesi sadece suçluları yakalama yöntemi değil aynı zamanda ciddi suçlardan tutuklanmış şüphelileri de aklamaktadır. Kriminal olgularda DNA teknolojisi adlî kullanımı 1986’da polisin Dr. Alec J.Jeffreys (DNA fingerprint terimini bulan) Leicester Üniversitesi, İngiltere’de iki zorla ırza geçip öldürme olgusunda şüphelinin tanımasını istemesiyle başladı. Testler suçları şüphelinin işlemediğini gösterdi. Polis şüpheliyi bölgede kan örnekleri alarak aramaya başladı. 1987 İngiltere’de bir olguda, Robert Melias DNA deliliyle ırza geçme suçundan suçlanan ilk insan oldu.

DNA nın ilk kullanımlarından birinde Amerika, Florida Orange şehri Cirent Mahkemesi 1987 Kasım’da bir suç olgusunda kan örneğinden elde edilen DNA’sı ırza geçilen kurban semenindekine uymasıyla Tommy Lee Andrew ırza geçmeden tutuklanmıştır.

DNA nedir?

DNA veya deoksiribonükleik asit, bireysel tüm genetik özelliklerin temel yapı taşıdır.DNA insan vücudundaki hemen hemen tüm hücrelerin komponentidir. Ayrıca, bir insanın tüm hücrelerindeki DNA aynıdır. Örneğin bir insanın kanındaki DNA ile, deri hücresindeki, spermindeki veya tükürüğündeki DNA aynıdır. DNA çok güçlü bir araçtır, çünkü tek yumurta ikizleri hariç her insanın DNA’sı birbirinden farklıdır. Bu farklılıktan dolayı, aynı parmak izinde olduğu gibi, olay yerinden toplanılan DNA ile olayla bir şüphe bağı kurabilir ya da şüpheyi elimine edebilir. Kimse bulunmasa dahi, akrabalarının DNA’sından kurban tanımlanabilir.

DNA delilleri olay yerinde nerelerde bulunabilir?

DNA delilleri canlı olan her yerden toplanabilir. Hayal gücü yüksek araştırmacıların sıra dışı kaynaklardan topladıkları DNA delilleriyle bir çok olayın çözülmesine yardımcı olmuşlardır. Bir cinayet diş kalıbındaki tükürükten alınan şüphelinin DNA’sı ile kurbandaki ısırık izinden alınan DNAnın karşılaştırılması sonucu çözülebilmiştir. Zorla oral ilişki sanığı maskeli bir tecavüzcü penisinden, olaydan 6 saat sonra alınan DNA materyali ile kurbandan alınan DNAnın karşılaştırılması sonucunda tutuklanmıştır.

Birçok olay, sigara izmaritlerindeki, posta pulundaki ve kayak maskesinin ağız bölgesine denk gelen yerlerinden alınan DNA analizleri ile çözülmüştür. Bir olayda da kurbanın boğazından çıkan köksüz bir kılın DNA analizi, katilin tutuklanmasında çok kritik bir delil olmuştur.

Delil toplanması ve korunması:

En olası delil parçalarını belirlemede ve önceliklerin saptanmasında araştırmacılar ve laboratuar çalışanlarının birlikte çalışmaları gerekir. Biyolojik materyaller potansiyel ölümcül hastalıklara yol açabilen AIDS virüsü (HIV) ve Hepatit B virüsü gibi zararlı patojenler içerebilirler. Bu yüzden DNA delillerine gereken hassasiyet gösterilmeli ve her zaman kendi laboratuar personelleri veya delil toplama teknisyenleriyle uzmanlar kontak halinde olmalıdırlar.

Kontaminasyon (Bulaşma):

Çok küçük DNA örnekleri delil olarak kullanılabilmesine karşın, bunu belirlerken, toplarken ve korumaya alırken bulaşma olabileceğinden çok dikkatli olunmalıdır.

Bazen de DNA delili kontamine olabilir, olguyla ilgili DNA, başka kaynaktan gelen DNA ile karışabilir. Bu bazen birinin delilin yakınında hapşırması veya öksürmesi ya da birinin ağzına, burnuna veya yüzünün bir parçasına dokunduktan sonra delile de dokunması sonucu meydana gelebilir. Bu olaylar yeni DNA teknolojisi olan “PCR” kullanımında delilin içerdiği DNA kopyalanmakta ve buna karışan diğer yabancı ve tanımlanamayan DNA’lar problem yaratabilmektedir. Özellikle bu kopyalama anında, kontaminasyonu önlemek için çok dikkat edilmelidir. DNA örneği test için teslim edildikten sonra, PCR işlemi örnekte hangi DNA’lar mevcut ise onları kopyalar, şüphelinin DNA’sı ile başka kaynaktan karışan DNA’yı ayırt edemez.

Taşıma ve Saklama:

DNA içeren delil taşınırken ve saklanırken, delili kuru ve oda ısısında tutulmalıdır. Öncelikle delil bir kağıt poşet veya zarf içinde muhafazaya alınmalı, sonra mühürlenmeli, etiketlenmeli ve bu yolla taşınmalıdır. Bu güvenli, etkin bir kimliklendirme ve etkin bir muhafaza zinciri sağlar. Deliller kesinlikle plastik poşete konulmamalıdır. Çünkü bu delillere zarar verici olan nemin oluşmasına sebep olur. Direkt güneş ışığı ve sıcak ortam da delillere zarar verebilir. Bu yüzden deliller klimasız oda veya araba gibi sıcak ortamlarda tutulmamalıdır. Uzun süreli saklama, depolama gerektiğinde, en yakın laboratuar ile temasa geçilmelidir.

Birleşik DNA Indeks Sistemi (CODIS)

Birleşik DNA Indeks Sistemi CODIS şüphelileri DNA profillerini kullanarak ayırt etmeye yarayan elektronik veri tabanıdır. Bu sistem otomatik parmak izi belirleme sistemi AFIZ’in benzeridir. Bu veri tabanı tecavüz, cinayet veya çocuk istismarı gibi suçlardan hüküm giymiş suçluların verilerinden oluşmuştur.

Aynı olay yerinde bulunan parmak izlerinin AFIZ’e dahil olup şüphelinin araştırılmasında veya başka olay yerleriyle ilişki kurulmasında kullanılması gibi olay yerinde bulunan DNA’ların profili de CODIS’e dahil olmaktadır.

Nov 212012
 

Suç ve suçlu her zaman ilgi çekmiş bir konudur. Çünkü ünlü bir hukukçunun söylediği gibi nerede suç var orada insan da vardır . Suçun türü ise o denli çeşitli ve farklı olabilmektedir ki uzun zaman bu konuda çalışanlar standart tek bir tanım yapabilme konusunda başarılı olamamışlardır.

Suçun başlangıcının insanın var olmasına kadar dayandığını söylemek çok iddialı ve yanlış olmayacaktır. Her zaman için farklı boyutlarıyla çok farklı disiplinlerden çalışmacıların ilgisin çeken suç kavramı ile ilgili yapılan çalışmaların artmasıyla birlikte tüm bu çalışmaların tek bir başlık altında toplanması Kriminoloji bilimini yaratmıştır. Kriminoloji suç işleyen ve suça maruz kalan insanı inceleyen bilim daldır. Suçun işlenme yöntemleri ve ortaya çıkarılabilmesi ,ispatlanması için gereken çalışmaları kapsayan bilim dalı ise Kriminalistiktir.

Kriminolojinin temel tanımı suç ve suçlunun incelenmesidir. Kriminologlar bu temel iki terimin tanımında fikir birliği içinde değildirler. Bu da suç ve suçlu terimleri kullanıldığında bu terimlerin alternatif tanımları bulunması sonucunu getirmektedir. Ancak geniş anlamda suç ceza kanununun ihlalidir. Suçlular hüküm giymiş kişilerdir ve bu da kriminolojinin konusudur. Öte yandan, kriminoloji insan haklarının ihlallerin ve tüm şiddet olgularını kapsamaktadır.

Kriminoloji şu konuları da kapsamaktadır;

– Suç ve suçluların çeşitli şekillerinin boyutları, niteliği ve dağılımı ve analizi,

– Suçun nedenlerinin analizi ve ilgili teoriler,

– Ceza kanunları,

– Polisiye işlemler, tutuklama gibi kanun ve cezai adaletin çeşitli süreçlerinin incelenmesi.

– Cezalandırmada farklı politika ve uygulamaların çeşitli şekillerinin analizi.

Penoloji, farklı ceza tedbirlerin etkililiği ile farklı ceza rejimlerinin toplumsal bakış açısıyla analizini kapsamaktadır. Örneğin suçun meydana geldiği durumların çeşitli boyutlarını değiştirerek, suçluları tedavi ederek veya genel sosyal politikaları uygulayarak suçu kontrol etme, azaltma ve önleme girişimi çalışması bu kapsamdadır.
Viktimoloji, suç kurbanlarının incelenmesi-kurban durumuna düşürülmenin boyutları, dağılımı ve niteliği; suç ve cezai adaletteki rolleri ve onlarla ilgili politik boyutları kapsamaktadır.

Multidisipliner bir yaklaşım

Kriminoloji multidisipliner çalışmalar yapan bir bilim dalıdır. Kriminoloji başka farklı disiplinlerden yararlanmaktadır. Bunlardan öne çıkanlar Adli tıp , sosyoloji ,psikoloji, psikiyatri, hukuk, tarih ve antropolojidir. Bu disiplinlere biyoloji, coğrafya, ekonomi ve politik bilimler eklenebilir. Çeşitlilik olumlu bir durum olabilir, ancak bu disiplinlerin her birinin kendi varsayımları, temel fikir ve kavramları, paylaşılan bir bilgi kümesi, incelemede belli bir odak noktasının bulunması, tercih ettiği inceleme yöntemleri ve politikalarını belirleyen, dünyaya bakış açıları vardır. Disiplinler, aynı zamanda da kendi içlerinde de farklılıklar gösterebilirler. Bütün bunlar kriminolojiyi entelektüel olarak zorlu bir disiplin haline getirmektedir. Kriminolojinin, belli bir konuya diğer disiplinlerin uygulanması olduğunu savunan görüş bunun bir disiplin değil bir çalışma sahası olarak görülmesinin daha uygun olacağını öne sürmektedir.

Bu yüzyılın ortalarından itibaren kriminoloji kendi bilimsel dergileri, uzmanlık birlikleri, profesörlük ve enstitüleri vb. ile farklı bir kimlik ortaya koymuştur. Bu disiplin üniversiteler ve devletler tarafından desteklenen onaylanan bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Bugün yöntemlerin incelendiği kriminalistik ile insanın incelendiği kriminoloji tüm boyutlarıyla en önemli bilim dallarından birisi olmuştur.

Suç nedir? Suçlu kimdir?

Michael ve Adler (1933) suçun yasal tanımını “ Suçun en kesin ve en az belirsizlik içeren tanımı onun ceza kanunu tarafından tarafından yasaklanan davranış olduğudur. ” şeklinde yapmışlardır. Ayrıca “ suçluları suçlu olmayanlardan ayırt etmenin en kesin yolu suçlu bulunma ve bulunmama işlemidir’ şeklinde bir kategorizasyona gitmişlerdir. Suçun tanımı farklı zamanlara ve farklı toplumlara göre farklılık gösterebilir. Bu da, evrensel tanımlar kullanan araştırmacıların işini güçleştirmektedir. Bu açıdan son yıllarda ortak tanımlar üzerinde birleşilmeye başlanmış ,bu da çalışmaların anlaşılmasını kolaylaştırmıştır.

Kriminoloji bilimi suç ve suçlu davranışlarını araştırma amacıyla çalışmaların yapıldığı bilim dalıdır. Başlangıcından itibaren çalışmaların büyük oranda suçlu popülasyonu üzerinde olduğu gözlenmektedir. Pratikte, uzun yıllardır kriminologlar cezaevindekiler ile araştırma yapmışlar; cezaevi araştırmalar için uygun bir örneklem sağlamıştır. Ancak, cezaevindekilerin sadece suçlu bulunanlardan bir örneklemi oluşturduğu ve kanunu ihlal eden bütün kişileri temsil etmedikleri unutulmamalıdır.

Suç kavramının genişletilmesi

“Suç, ceza kanununun ihlali yönündeki, savunma veya mazeret olmaksızın yapılan ve devlet tarafından ağır veya hafif suç olarak cezalandırılan kasıtlı bir harekettir”.

Edwin Sutherland işadamları ve uzman kişilerin meslek yaşamları boyunca işledikleri suçları beyaz yakalılar suçu olarak tanımlamıştır. Sutherland, yanlış reklam yapma, anti-tröst faaliyeti, emek/işçi sınıfı ilişkileri ve patentlerin, telif hakları ve patent haklarının ihlali konusunda mahkemelerin ve komisyonların aldıkları kararlar hakkında 70 tane büyük şirkette araştırma yapmıştır. Bu tip ihlaller konusunda 547 karar alınmıştır. Ancak, bu kararlardan sadece 49’u ya da % 9’u mahkemeler tarafından alınmıştır. Sutherland, geri kalan kararların işaret ettiği davranışların aslında suç davranışı olduğunu gösterme girişiminde bulunmuştur.

Bunu, suçun tanımını genişleterek yapmıştır. Sutherland’a göre bu tanım iki şeyi içine almaktadır: ‘bir hareketin sosyal açıdan zararlı olarak yasal tanımı ve söz konusu hareket için verilecek cezanın yasal açıdan oluşması ’ Bu tanıma göre, pratikte suç olarak işlem görmeseler de, şirketlerin bu geri kalan davranışları suç teşkil etmekteydi.

Sutherland, suçun tanımındaki sınıf önyargısına işaret etmektedir . Beyaz yakalılar hem yakalandıklarında daha yumuşak muamele görmekteydi hem de bu tip suçluların çoğu asla hemen tutuklanmamaktaydı. Ayrıca, eğer kriminologlar dikkatlerini genel olarak yapılan suç tanımı ile sınırlı tutarlarsa çalışmaları bir tip sınıf önyargısı içerebilir. Ayrıca, sözü edilen suçlar ve suçlular resmi suç istatistiklerinde nadir olarak yer aldıklarından kriminologlar tarafından da göz ardı edilme olasılıkları daha fazla olacaktır.

Ayrıca, Tapan ( 1947) mahkum edilmiş suçluların bütün suç işleyenleri temsil etmeyeceğini öne sürmektedir. Bunun nedeni, suçluların bulunması, aleyhlerine dava açılması ve haklarında hüküm verilmesindeki seçici işlemlerdir. Ayrıca, “mahkum edilmiş suçlular gerçekte kanunları ihlal etmiş olanlara en yakın kişileri temsil etmektedirler ve bu nedenle de çalışmanın odağı olmalıdırlar” Birini (ya da bir şirketi) bir suçtan mahkum edilmedikçe suçlu diye belirlemek yanlış olur.

Ancak, Tappan’ın görüşü anahtar niteliğinde bir sorun içermektedir: mahkum edilmiş suçluların ceza kanununu bile ihlal edenleri temsil etmeme olasılığı olabilir ve bu suçlular hakkında genellemeler yapma girişiminde bulunanlar için ciddi bir problem oluşturabilir. Kanunu ihlal edip yakalanmamış olanların, kişinin kendi beyanlarına dayanan araştırmalar aracılığıyla (self-report studies) bulup çıkarılması girişiminde bulunulabilir. Ayrıca, bu şekilde kanun uygulayıcıları ve cezai adaletin işleyişlerine bakılarak hangi yönlerden seçici olduklarını tespit etme girişiminde bulunulabilir.

İnsan hakları ihlali olarak suç

Herman ve Julia Schwendinger (1970) suçu tanımlama yolu olarak yasal kurallardan çok temel insan haklarını (örneğin, kişisel güvenlik) belirleme yaklaşımı içerisindeydiler. Bu yazarlara göre, suçun tanımı kaçınılmaz olarak politiktir. Devletçe tanımı yapılan, kanuna tıpatıp riayet eden suç yaklaşımını kabul edenler belli bir devlet, statüko ve hizmet ettiği menfaatlerin işine yarama riskini almış olurlar. Örneğin, belli grupların insan haklarına saldırıda bulunulduğu 1930’ların Nazi Almanyası’ndaki bir kriminoloğun konumu buna iyi bir örnektir. İnsan hakları bakış açısından, devlet suçu tanımlayan bir otorite değil, suçun faili olarak kabul edilebilir.

Bir sosyal yapı olarak suç

Eğer suç ceza kanunu tarafından belirleniyorsa, bunun nasıl ortaya çıktığı sorusu araştırılabilir. Ceza kanunun kendisi de sosyal olarak, özellikle sosyal, ekonomik ve politik olarak oluşturulduğu göz önünde bulundurularak incelenebilir. Bu bakış açısından suç, çeşitli güç derecelerindeki amillerin faaliyetlerinin sonucu olarak, belli tarihsel koşullar ile tanımlanır.

Eğer ceza kanunu sosyal bir yapı olarak inceleniyorsa, suç ve suçlu da bu şekilde incelenebilir. Bazı hareketler ve kişiler cezai adalet sistemi tarafından olası adaylar arasından suçlu olarak nasıl belirlenmişlerdir? Bu bakış açısından, suç ve suçlu üzerinde, geleneksel yaklaşımdan çok daha farklı bir şekilde odaklanılmaktadır. Örneğin, ırk, sınıf veya cinsiyetin kişinin bir suçun şüphelisi durumuna gelmesi üzerinde ne gibi bir etkisi olduğu gibi sorular sorar. Bu yaklaşım suçlu hale getirme (criminalization) süreci ile ilgilidir. Böyle bir yaklaşım, kuralları kimin ihlal ettiğinden çok kimin koyduğu, kimin zorunlu kıldığı üzerine odaklanır.

Bu yaklaşımın başlıca odak noktası suçlu hale getirme (criminalization) süreci olduğundan suçlunun ilk hareketini, anlamını ve arkasındaki nedenleri ihmal edebilir. Suçlu hale getirme (criminalization) çalışmasının geleneksel cezai adalet sisteminin ve çoğu kez de kriminolojinin dikkatinden çoğu kez kaçan alanların (çocuk istismarı, aile içi şiddet, beyaz yakalı suçu ve işkence, ortadan yok olmalar, etnik temizlik ve soykırım gibi devlet suçları) çalışılması ile desteklenmelidir. Belki de, tartışmalarda çoğu kez birbirleriyle karıştırılan üç soruyu ayırt etmek yararlı olacaktır:

Suç nedir?

Suçlu kapsamına ne girmelidir?

Kriminoloğun çalışma kapsamına ne girmelidir?

Bu sorular çağdaş kriminolojide hala önemli bir yer tutmaktadır ve özellikle politik olarak radikal bir konumdan çalışan ve beyaz yakalı suçu gibi alanlarda çalışanlar tarafından sıklıkla yeniden gündeme getirilmektedirler. Kriminoloji her geçen gün kriminalistik yöntemlerle birlikte en çabuk gelişen ve dinamik bilim dalı olma özelliği göstermektedir.

Nov 212012
 

Aile içi şiddet son döneme damgasını vurmuş bir olaydır. Aslında eskiden beri var olmasına karşın son dönmelerde aile şiddetin çok yüksek oranlarda yaşandığı ortaya çıkmıştır. Aile içi şiddet fiziksel, cinsel ve duygusal istismar boyutlarında görülebilir.

Fiziksel veya duygusal istismar başlamadan önce, suçlu çok kibar görünebilir, sonradan ortaya çıkan duygu, sahip olma duygusu ve hoşlanmak yerine kıskançlıktır. Dostlarının veya kız arkadaşının yaşamlarını her yönü ile kontrol altına almayı dener, kıyafetlerini seçmek, kendisinden uzakta geçirdiği zamanı kısıtlamak gibi istismarcı koca ya da erkek arkadaş, kurbanını küçük düşürebilir, görünüşüne kusur bulur, becerisini annesi ya da başarılı bir profesyonel gibi eleştirir. Kadın ilişkilerinde içerde veya dışarıda hangi rolde olursa olsun, kadına güven duyduğu, değer verdiği hissini verir. Kadını dengeden uzak tutabilse, kendi de daha fazla güç bulacaktır.

Bazı zamanlarda sevecen ve hassas, bazen de kızgın ve şiddetlidir, değişken ruh hali en başarılı olduğu şeydir. Partneri hiçbir zaman hangisi ile birlikte olduğunu bilemez, onun davranışlarından bir kısmından korkar ve tiksinir, diğer yanına ilgi gösterir ve onun gösterdiği özenle iyileşir.

Kontrolünü arttırmak için, kurbanını ekonomik olarak ona bağımlı hale getirir. Eğer ortada birde çocuk varsa işi daha da kolaydır, çünkü kadın kendine ve çocuğa tek başına bakabilmeyi göze alamaz. Eğer terk ederse, açıkça veya gizlice çocuğunu kaçıracağını, onu/onları hiçbir zaman göremeyeceğini ve onu/onları adamdan koruyamayacağı korkusu vardır. Çok korkutulmuş annelerin, evden kaçarak sığınma evlerine kaçtığına dair, bir çok dava vardır. Ancak istismarcı hakları için dava açtığında, problem daha da büyümektedir. Düzenlerinin kaybolması yanı sıra ekonomik sıkıntılarda kadını çok zor durumda bırakmaktadır.

Böylece, aile içi istismara uğrayan kurbanlar, sığınma evinde bile eşlerinin baskısından kurtulamayabilirler. Burada bile istismarcıları/takipçileri tarafından aynı sistemle yine kontrol altına almaya ve onun yaşamında varlığını sürdürmeye kadının fiziksel olarak evden kaçmasına rağmen devam edecektir. Üzülerek, neden bazı kurbanların, sonsuz bir yasal savaş için parasal kaynaklarının olmaması nedeni ile ya boş verip daha fazla istismar ile karşı karşıya gelmek pahasına geri döndüklerini veya çaresizlikten gözden kaybolarak, işini, aile ve arkadaşlarını terk ettiklerini sormak kolaydır.Ama koşulların kadının lehine olmadığını da belirtmek gerekmektedir.

İstismarcı bir ilişki devam ettiğinde suçlu, kurbanın ailesi ve arkadaşları içinde gittikçe artan bir tehlike oluşturacaktır ve kendisinden ayrı geçirdiği zamanlar için kıskançlığı arttıkça artacaktır. Kadın arkadaşları ve akrabalarını görmekte, kavga etmemenin mümkün olacağı bir noktaya gelecek, eğer dövüldüyse ve izleri görünüyorsa, başkalarını görmekten utanacaktır.

Bazı durumlarda istismarcı kurbanından her anının bir kaydını tutmasını ister. Bazıları arabasının kilometresinin hesabını tutar, hatta kurbanının parasını sayar, kurbanın yaşamının en ince ayrıntısın kadar onu yönetir, onu tümüyle kontrol etmeye çalışır. İstismarcı bu ilişkide bağımlılıklarının gerçek nedenini kabul etmez, tam olarak bağımlı olduklarını bile kabul etmez, davranışlarındaki herhangi bir sorumluluğu kurbanına yansıtır.

Kontrole ihtiyaç duymalarını, ya iyi bir koca olmak ya da kendi doğruları olarak görürler. Onun kafasında, eğer kurbanın yaptığı yanlış bir davranış olmasa şiddet ortaya çıkmayacaktır, çünkü o davranışları ile başa çıkmada başarısız olacak ve kontrolünü kaybedecektir.

Böyle bir ilişkide kadın kaçarsa, bundan sonraki enerjisini ve gücünü onu geri döndürmek için harcayacaktır; öncelikle çekici olmaya çalışır, kadını kazanmak için çiçekler ve hediyeleri kullanır veya kadın onu kararlı bir şekilde terk ettiyse kızgınlık gösterecektir.

Tüm istismarcılarda, bir kadının kendilerini terk ettiğinde, oldukça tehlikeli durumlar yaratacak kadar kişilik bozukluğu vardır. Kendi yetersizlik ve empotansına yenik düşerek, kadının onu terk etmesi ve kontrolü ele almaya çalışmasına öfke duyar, terk edilmekten korkar ve öç alma yoluna gider.

Yaşamında kendini güçlü ve kontrolde hissettiği yegane yönünü kaybetme tehdidi altındaki istismarcı çaresizliğini büyütür. Ona ben sahip olmazsam, kimse sahip olamaz gibi şeyler söylerler. İstismarcı ihtiyacı olanı vermekteki kadının isteksizliğini algıladığında kendisini engellenmiş hisseder, daha fazla usandırıcı ve tehditkar olur ve alışılmış abartılı davranışlarını zorlamakta devam eder. Eğer kurban bu aşamada onu yaşamından çıkarmayı denerse, o ilişkide kontrolü sağlamak için öfkelenecek ve hakkını alabilmek için son çabayı gösterecektir.

Kadın istismarcıyı terk ettiğinde iki şey görülür, gözdağı ve daha fazla şiddet, rollerini sürdürürlerse de, bu zaten vardır. İstismarcının tehditkar olmasının nedeni, kurbanın gidişatı değiştirmesidir. O oyunda değişiklik yapılmasından hoşlanmaz ve kadının oyunu değiştirmesinden de hoşlanmaz.

İstismarcının kadına sahip olmak için öldürmekten başka çaresi kalmadığında bunu yapar, ancak başka gidebileceği yeri yoktur, bu nedenle sıklıkla kendini de öldürür.

Takip edilmek, kurban için uzun süreli uğraşması gereken ve önceden tahmin edilemeyen korkunç bir durumdur. Diğer aile içi suçlardan farklı olarak burada kurban ve suçlu dakikalar, saatler, günler yerine yıllarca iç içedirler. 20 yıl – veya belki yirmi gün – sabah kalktığında; “Bu gün mü beni dövecek ” veya “Bu gün mü çocuklarımı öldürecek” diye düşünmek, gittiği her yerde, etrafında onu görmeye alışmak korkunç yıpratıcı bir süreçtir.

O,pencerenin dışında durmuyorsa, çocuklara yemek yaparken sizi seyretmiyorsa bile, kadın onun oralarda bir yerde olduğuna ve izlediğine inanır.İlginç olanda gerçekten saldırgan bir şekilde onu izlemektedir. Her telefon çaldığında karşıda sessizlik de olsa o telefonun saldırgandan olduğu ve taciz telefonu olduğu bilinir. Kadınla ilgili derlenmiş bilgilerden ve poliçelerden oluşan bir posta gelebilir veya onun etrafta olmadığından emin olunan bir yerde kadının çekilmiş bir resmi gelebilir. Belki saldırganı, polise şikayet etmekle tehdit etmek mümkündür. Bu onu bir süre sakinleştirebilir, ancak bu onun hala beklemediğinin seyretmediğinin garantisi değildir. İstatistiksel olarak elinde olmadan o geri dönecektir.

Yaşananların bir sonucu olarak, kurbanların çeşitli sorunları olabilir; depresyon anksiyete atakları, fiziksel güçsüzlük, uzun süreli öfke, stres, korku, çaresizlik gibi duygular, gece kabuslarına hatta postravmatik stres bozukluklarına neden olabilir.

Tecavüze uğrayan kurbanların tecavüz travma sendromu gibi, gözetim altında kalanlar kendilerine karşı tekrarlayan ve tahmin edilemez kişisel terör ile bağlantılı olarak sürekli stres altında ve travmatize olmaktan etkileneceklerdir.

Gözetlenen kurban için yapacağı ilk iş bir yetkiliye ulaşmaktır. Kurbanın şikayet sonrası prosedürlerden haberi olması gerekir. Bir çok olguda erken müdahale çok önemlidir.Bir uzman “Gözetlemenin erken dönemlerinde alınan pozitif sonuç geç dönemlerine göre daha iyidir. Eğer biri sizi açıkça şiddetle tehdit ediyorsa, seçme şansınız oldukça dardır.” Demiş ve eklemiştir; “Belki de en doğrusu yargı gücü ile suçlunun alıkonmasıdır. Fakat geri döndüğünde içerde geçirdiği zaman için daha da öfkelenecek ve başka kızgınlıkları olacaktır.”

Herhangi bir aile içi şiddet olayında istismarcıyı kurbanından sürekli ve tamamen ayırmadan, şiddetin devam etmesi ve yenilenmesi potansiyeli vardır. O zaman bile, o başka kurbanlarla istismarcı davranışlarına devam edecektir.

Nov 212012
 

Olay yeri incelemesi suçun ortaya çıkarılmasında temel rol oynayan ögelerden birisidir. Kanunlar temelde suçu fiziksel kanıtın olayla ilişkilerini tanımlayarak ortaya çıkarmaktadır.

Olay yeri incelemesi veya dökümantasyonu olay yerine varmadan önce dikkatlice düşünülüp sistematik bir şekilde yürütülmelidir. Eksiksiz bir tutanak ve soruşturma mahkemede sonradan kanıt olarak kullanmak için çok önemli bir belgedir. Olay yerinde ceset hareket ettirilebilir ve eşyalar kaydırılabilir; bu nedenle ceset keşfedildiği andan itibaren görsel ve yazılı tutanak tutulması önemlidir. Olay yeri incelemesinin nerede sonlandığını söylemek zordur ancak belgeleme çoğunlukla ceset morga taşındığında bitmiş olur; uygun durumda vücudun bulunduğu konumun fotoğrafları çekilir.

Teknolojinin ilerlemesi ile bugün olay yeri incelemesi geçmişe göre çok daha kolay ve doğru yapılabilmektedir. Böylece daha kesin değerlendirme yapılabilmekte ve olayların yeniden canlandırılması tatmin edici olmaktadır.

Olay Yeri Dökümantasyonu

Kapsamı:

· Notlar (yazılı veya dikte edilmiş) ve Fotoğraf (olay yeri dökümantasyonunun en önemli kısmıdır.)

· Video-kayıt, planlar ve taslaklar (sıklıkla kullanılır)

· Bilgisayar destekli programlar ve sanal gerçeklik

Bir dizi yardımcı araç, genel veya özel durumlarda kullanım için mevcuttur. Beden şemaları, odaların sınırlarını gösteren krokiler, araçlar vs. rapor yazarken hafızaya yardımcı olurlar. Diktafon, ölçüm araçları, anında çekim yapan fotoğraf makinesi ve portatif video kamera not almayı etkin kılan araçlar olarak rol oynarlar.

Olay yerinde not almak için diktafon kullanmanın birçok avantajı vardır; işlem daha hızlıdır, notlar daha ayrıntılı tutulabilir ve eğer yağmur veya başka nedenlerden dolayı ortam ıslak ise yazma problemi ortadan kalkar. Eğer sese duyarlı diktafon kullanılırsa, eller serbestçe çalışılabilir. Bu da güvenlik gereği merdivende veya başka bir konumda araştırmacı iki eliyle tutunmak zorunda kalabilir. Teyp kayıtları daha sonra çözümlendiğinde, çözümlenmiş tutanak teyple bir kez daha karşılaştırılarak orjinal dikte edilmiş notlara uygunluğu tarih ve imza ile onaylanır. Bu noktada bir uyarı eklemekte yarar vardır. Olay yerinde diktafon kullanımı uygun olsa da diktafon ve pillerin çalışır durumda oldukları kontrol edilmelidir. İkinci olarak, olay yerini terk etmeden önce öykünün tatmin edici şekilde kaydedildiğini kontrol etmek gerekir.

Ölçüm araçları basitten fazlaca gelişkin olanlara kadar değişkenlik içerir. Ekipmanın önemli bir parçası metre ya da mezuradır. Araştırmacı yalnız çalışacaksa ultrasonik mezura daha uygun olabilir. Dikkatli kullanıldığı takdirde ultrasonik mezura 20 metreye kadar olan uzunluklarda oldukça doğru ölçüm sağlar. Bazı aletler, ultrasonik dalgaları yansıtabilen yüzeylerin araya girmesi nedeniyle yanlış sonuç verebilir.

Anında çekim ve basım yapan digital fotoğraf makinesi ve video cihazı aynı gün içinde ilgili taraflar ve diğer araştırmacılar tarafından görülebilen kayıt sağlamakta çok faydalıdır. Özellikle materyallerin zarar görmesi veya çevreyi zararlı yapılardan temizlerken yok edilmesi ihtimali varsa kanıtları ilk bulunduğu durumları ile kayıt altına almak yararlıdır. Bu tür fotoğraf ve kayıtların kalitesi değişkendir ve profesyonel standartta yapılan video kayıt ve fotoğrafların yerini tutamazlar, sadece tamamlayıcıdırlar.

İlk olarak, olay yerinin sınırları içerisinde korunması ihtiyacının olup olmadığına karar verilmelidir. Olanak olduğu kadar en geniş alanla başlamak ve eğer gerekirse onu daraltmak en uygunudur. Bir olayda birden fazla olay yeri olabileceği ihtimali de aynı zamanda akılda tutulmalıdır.

Her bir personel önlük, eldiven ve galoş giymelidir. Galoşlar bir odadan diğerine kanı taşıyarak veya özelliğini bozarak ve ayakkabı izinin üstüne basarak araştırmacıyı korumayacaktır. Özel üretilmiş galoş tipi ayakkabı izinin olay yerinde bulunma ihtimali çok küçük tesadüftür.Her bir kontamine olmuş koruyucu elbise olay yeri incelemesinden sonra atılmalıdır. Modern, çok hassas analiz teknikleri olay yerini kasıt olmaksızın kontamine edebilir. Araştırmacı sigara içmemeli ve külünü olay yerine bırakmamalıdır. Araştırmacının elbisesi olay yerine lif dökmemeli, şüphelinin kanları yıkayabileceği yer olan lavabodaki artık maddelerde kan izi olabilir. Bu yüzden lavaboların kullanımı yasaklanmalıdır.

FİZİKSEL DELİLLE ORTAYA ÇIKABİLEN BULGULAR

Fiziksel-delil, kanıt izlerinin belirlenmesi, fiziksel delil raporundan yola çıkarak gelişmelerin yerli yerine oturtulması ve kanıt örnekleri arasında ortak bir çıkış noktasının bulunması ile ilgilidir. Her türlü adli tıp soruşturmasında amaç kriminal olgunun çözülmesine yardımcı olacak bilgiyi sağlamaktır. Fiziksel-delil analizi ve yorumu bir dizi farklı tipteki bulguyu ortaya çıkartabilir. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz :

1. Corpus Delicti Üzerine Bulgular: Corpus delicti (kelime anlamıyla “suçun vücudu” bir suçun işlendiğini gösteren önemli delillerin varlığına işaret eder.) Alet izleri, kırık kapı ve pencereler, dağıtılmış odalar ve kaybolmuş eşyalar bir hırsızlık olayının gerçekleştirilmiş olduğunu gösteren önemli fiziksel delillere örnektir. Bir cinayet olgusunda ise kurbanın kanı, bir silah ya da parçalanmış elbiseler fiziksel delilin önemli parçalarıdır.

2. Modus Operandi Üzerine Bulgular: Birçok suçlunun, birbirinden farklı özellikler taşıyan, kendisine ait bir “modus operandi”si yani bir çalışma metodu (ÇM) vardır. Fiziksel delil bu çalışma metodunun belirlenmesine yardımcı olabilir. Örneğin, bir hırsızlık olgusunda içeriye girmek için kullanılan yollar, gereçler, çalınan eşyaların çeşidi ve örneğin idrar gibi olay yerinde suçlunun bıraktığı izlerin hepsi büyük önem taşır. Kundaklama olgularında, yangının yayılması için kullanılan maddelerin çeşidi ve yangının hangi yolla çıkarıldığı kundakçının çalışma biçiminin ya da başka bir deyişle “imzasının” ortaya çıkarılmasına yardımcı olan fiziksel delillerdir. Ayrı olarak incelenen olgular, dikkatli bir ÇM belgelemesiyle birbirine bağlanabilir.

3. Şüpheliyle Kurban Arasında Bağlantı Kurulması: Fiziksel delilin, kurulmasına yardımcı olduğu en önemli bağlantı budur. Sıklıkla kullanılır. Özellikle cinayet olguları için önem taşır. Kan, saç ve giysi iplikleri kurbandan saldırgana geçebilir. Şüphelinin sahip olduğu silahla kurban arasında, örneğin tabancadaki kurşunların karşılaştırılması ya da bıçakta bulunan kan örneği analizi yoluyla, bir bağlantı kurulabilir. Saldırgandan kurbana delil transferi de olasıdır. Şüphelilerin giysilerinin ve diğer eşyalarının titizlikle incelenmesi delillerin ortaya çıkarılmasında önem taşır. Kurbanların ve eşyalarının da aynı şekilde incelenmesi gerekir.

4. Kişiyle Suç mahalli Arasında Bağlantı Kurulması: Bu bağlantı da yaşamsal önem taşır ve kurulmasına fiziksel delil analizi önemli rol oynar. Parmak izleri ve eldiven izleri, kan sperm, kıllar, iplik, toprak, kurşun, kovan, alet, ayak, ayakkabı, tekerlek izleri ve suçluya ait objeler suç mahallinde bırakılan delillerdir. Suçun özelliğine göre, farklı çeşitteki deliller suç mahallinden götürülmüş olabilir. Kayıp bir eşya bunun en tipik örneğidir, ancak çift taraflı bir delil arama süreci şüpheli, kurban ya da bir tanıkla suç mahalli arasında bağlantı kurulmasını sağlayabilir.

5. Tanık ifadesinin Desteklenmesi ya da Çürütülmesi: Fiziksel-delil analizi suça tanık olduğu iddia eden kişinin güvenilir ya da yalan söylüyor olduğunu ortaya çıkartabilir. Kazaya sebebiyet vermiş ve sonrasında kaçmış bir aracın tarifine uygun bir araç sahibi buna bir örnek teşkil edebilir. Arabanın tamponunun incelenmesi sonucunda kan izlerine rastlanabilir. Sürücü arabadaki bulguların bir köpeğe vurmuş olmasından kaynaklandığını söyleyebilir. Yapılan kan testleri ise kanın bir köpeğe mi yoksa bir insana mı ait olduğunu ortaya çıkaracaktır.

6. Şüphelinin Kimliğinin belirlenmesi: Şüphelinin kimliğinin belirlenmesinde kullanılan en iyi delil parmak izidir. Olay mahallinde bulunan parmak izlerinin ardından yapılan kimlik tespiti şüphe götürmez. Burada kullanılan kimlik tespiti ifadesi aslında “kimliklendirme” anlamına gelir.

7. Soruşturmanın Önünün Açılması: Fiziksel-delil analizi, soruşturmanın sonuç almasına doğru yönelmesine yardımcı olabilir. Örneğin, bir vurup kaçma olayında, aracın boyasından geriye kalan küçük bir parça araştırılması gereken araç sayısı ve çeşidini sınırlandırabilir.

Adli tıp analizinde yapılması gereken işin önemli bir kısmı şüphelenilen ve bilinen bulgular arasında karşılaştırma yapmaktır. Örneğin bulguların kimliklendirme derecesine bağlı olarak, kişi ve fiziksel delil arasındaki bağlantıyla ilgili farklı sonuçlara varabilir.

Şüphelenilen ve bilinen bulgular karşılaştırıldığında, üç aynı sonuç ortaya çıkar:

(1) Karşılaştırılan bütün özellikler birbirine uygundur. Bu durumda, ortak bir çıkış noktası olasılığı vardır (ya da fiziksel görünüşün tarife ve parmak izlerini birbirlerine tıpatıp uyduğu durumlarda kanıtlanabilir).

(2) Bulgular birbirlerine uymaz. Bu durumda, ortak bir çıkış noktası bulma şansı ortadan kalkar. Dışarıda bırakılan bulgular kişi ve fiziksel delil arasında bir bağlantının var olmadığını kanıtlar. Bu tür bulgular soruşturmanın ilerlemesine yardımcı olur.

(3) Bazı olgularda bulgular, sonuç veren bir karşılaştırma yapabilmek için yetersiz kalır. Böyle bir durumda ise, bulguların sınıfsal özellikleri göz önüne alınır, ancak ortak bir çıkış noktasının varlığı olasılığı üzerine bir sonuca varılamaz.

Nov 212012
 

Çocuklar saldırganlar için en kolay kurbanlardır. Doğalarının gereği meraklıdırlar, yetişkinler tarafından kolayca yönlendirilebilir ve etki altına girebilirler, sevgi, şefkat ve ilgiye açtırlar, ailelerinden bağımsız olduklarını iddia etme merakındadırlar ve yetişkinlere uymayı düşünürler.

Diğer bazı suçlarda olduğu gibi, çocuklara karşı suç işleyenlerde bir istismar çemberi sunarlar. Onlar kendileri de çoğunlukla istismar kurbanları olmuşlardır, onların genç kurbanları da, sırası geldiğinde ya geleceğin saldırganları veya diğerleri tarafından kronik kurbanlar olacaklardır.

Bazı pedofililer, diğer seks suçluları gibi, bir eylem planı yapmak için azami zaman ve enerji harcarlar. Diğerleri bir fırsat buluncaya kadar kısmen zararsız kalabilirler. Örneğin, utangaç, korkak, sosyal duygu ve becerileri olmayan, kişiler arası iletişimi hatalı yönlendirilmiş biri; oyun parkında oyun oynayan bir çocuğa, gözünü dikip bakan ve hatta onun fotoğraflarını çeken birisi, hemen dikkatimizi çeker ve tüyler ürpertici bir durum gibi görünür. Fakat o böyle bir topluluktan çocuğu çalmayacak ve kız ya da erkek onu birlikte götürmeye yeltenmeyecektir. Çünkü yakalanabileceğinden ve çevredeki erişkinlerin durumu anlamasından korkmaktadır. Ancak yalnız bulursa çocuğa yönelik bir davranışta bulunacaktır.

Aynı şekilde saldırgan ilgi duyduğu kızın davranışlarının ailesi veya diğer bir yetişkin akrabası tarafından izlenmesi ve orada veya bir yere girerken ailesinin arabadan baktığını görürse hiçbir şey olmayacaktır. Başka bir açıdan, eğer çocuk yalnız görünüyorsa o anda adam ani bir hamle ile çocuğu içeri çeker, kapıyı kapatıp korkunç bir suç işleyebilir. O ana kadar, fantezilerini bir gün gerçekleştirebilecekmiş gibi görünmez. Fakat durum veya pozisyon kendiliğinden ortaya çıkarsa, o da yapar. Çocuk suçluları etkileyicidirler ve avantajlarını kullanırlar. Onlar kurbanlarından daha büyük ve daha güçlüdürler. Meslek olarak polis memuru, öğretmen veya memur gibi saygın konumda olabilirler. Kız ya da erkek, çocuğun duygularını ilgiyle uyandırarak ve ardından ailesinden ya da diğer çevresinden ayırmak tehdidi ile yönlendirirler.

Genel de deneyimli, görmüş geçirmiş suçlu ;, zayıf, duyguya ihtiyacı olan kurbanını tespit edecektir. Bundan dolayı, aileler için en önemli tek savunma stratejisinin, çocuklarına özgüven ve saygıyı öğretmektir.

Çocukları, yabancı bir erişkinin yardım talep etmesi veya bir yere götürmeye , bir şey göstermeyi teklif etmesi halinde uyanık olmaları gerektiğini düşünmelidirler. Birisi onları bir yere götürmek istediğinde, sözünü dinlememenin doğru olduğunu ve yardım için çığlık atmaları gerektiğini bilmelidirler.

Erişkin suçluları gibi çocuk saldırganları da değişik gruplara ve alt gruplara ayrılırlar, farklarını anlamak önemlidir. Şunu bilmek gerekir ki, tüm pedofililer çocuklara sarkıntılık etmezler, onların çoğu duygularını kontrol ederler. Pedofililerin erişkin cinsel partnerleri olabilir ve dürtülerini farklı yollarla tatmin edebilirler, fantezilerle, oyuncak bebekle masturbasyon yaparak, çocuksu sevgililer seçerek (düz veya küçük göğüslü kadınlar ya da çocuk gibi konuşan veya davranan kadınlar olabilir) dürtülerini tatmin ederler. Diğer fetişistler gibi, pedofililer de fantezi elemanları yetersiz kaldığı durumlarda potansiyel tehlike olabilir.

Önce gerçek pedofili ile durumsal pedofilileri ayırt etmek lazımdır. Kişi çocuklarla seks yapmayı tercih ediyor ve onların fantezileri için obje olarak kullanıyorlarsa; gerçek pedofili, kişinin öncelikli olarak cinsel fantezileri erişkinlere yönelik başka ihtiyaçlarını karşılamak için de çocuklara yöneliyorsa bu durumsal pedofilidir. İkinci gruba örnek; kişi kendini yetersiz hissediyor ve isteklerini karşılamak için doğru objeyi bulamamışsa, çocuğu bu amaçla kullanır.

Çocuk saldırganlarının sayısının durumsal pedofililerden daha çok olduğu düşünülmektedir. Hatta bir çocuğa sarkıntılık eden pedofili, hayatı boyunca çocuklara sarkıntılık etmeye devam edecektir, çünkü onun cinsel dürtüleri bunun üzerine kurulmuştur. Her zaman düşündüğü şey budur. Durumsal suçlu, tek bir çocuğa bir kere sarkıntılık edebilir ve çok uzun bir zaman aralığında bu eylemini tekrarlamayabilir.

Davranış Bilimi Ünitesi’nden özel FBI ajanı Kenneth Lanning durumsal çocuk istismarcılarının 4 tipinin altını çizmiştir; bastırılmış, ahlaki ayırım yapmayan, cinsel ayırım yapmayan, yetersiz.

Bastırılmış istismarcılar, kendi çocuklarına karşı cinsel istismarda bulunabilirler, çünkü onlara ulaşmak kolaydır. Erişkinlere ulaşamadığını düşündüğü için erişkinlerin yerine çocuklarla seks yapar ve kendine saygısı az görünümdedir. Bu kişiler çocuğu zor kullanmak yerine ayartarak onunla gitmesini sağlar ve bu olayda, kişinin hayatına etki eden bir stres faktörü de mevcuttur.

Ahlaki ayırım yapmayan saldırgan, kendi çocuklarına sarkıntılık yapabileceği gibi, diğer kurbanlarını da yönlendirerek, ayartarak ya da zor kullanarak kazanmaya çalışacaktır. Bu tip, yaşamının diğer alanlarında da istismar eğilimindedir; karısını, arkadaşlarını istismar eder, yalancıdır, işte ve evde hırsızlık yapar, istediği bir şeyi yaparken (hırsızlık) hiç pişmanlık veya üzüntü duymaz. Çünkü bu tipin herhangi bir bilinci yoktur. Bir uyarı ile herhangi bir şeyler yapmak onun için hiç de zor değildir. Neden bir çocuğa sarkıntılık diye sorulduğunda, o, neden olmasın diye düşünecektir.

Cinsel ayrım yapmayan saldırgan da aynı soruya aynı anlama gelen cevap verebilir, ancak o bir basamak ilerisini düşünür. O çocuğu istismar eder çünkü sıkışmıştır, bu deneyim onun için yeni, heyecanlı ve farklıdır. Lanning bunu her şeyi denemek isteyen anlamında (try-seksüel) diye tarif etmiştir. Bu tip suçlular erişkinlerle grup seksi arayabilir, eş değiştirebilir, köleliği deneyebilir ki bunlar gönüllü olduğu sürece suç değildir, fakat sonra bu cinsel deneyime bir çocuğu (bu kendi çocuğu da olabilir) da dahil edebilir. Bu diğer tiplerle kıyaslandığında, sosyoekonomik durumu genellikle daha yüksektir ve çok sayıda kurbana sarkıntılık etme eğilimi vardır. Diğer tipler çocuk pornografisine tutkun iken, bu tipin daha fazla çeşitte erotik koleksiyonu vardır.

Yetersiz saldırgan, diğer yetersiz suçlular gibidir. Sosyal açıdan dışlanmıştır, gençliğinde kendi yaşında çok az arkadaşı vardır, ailesi ile birlikte yaşamaya devam ediyor veya yaşlanıncaya kadar daha yaşlı bir akrabası ile birliktedir. Bu faile göre, çocuk da diğer erişkin veya fahişe gibi potansiyel hedefleri gibi güzünün korkutulmaması gerekir. O, kurbanının bir çocuk olabileceği gibi, ulaşamayacağını düşündüğü bir yabancı erişkin de olabileceğini iyi bilir. Aslında failin cinsel saldırı fikri doğrudan çocuklara yönelik değildir, ancak erişkinlere karşı kendisine güveni yoktur.

Eğer pornografi koleksiyonu yapıyorsa, onlar erişkinlere yöneliktir, çocuklarla ilgisi yoktur. Çünkü o içine kapanıktır, tehlike de zaten bu kin ve öfkeyi bir çıkış yolu buluncaya kadar beslemesinden kaynaklanır. Bu fail çok tehlikeli olabilir, eğer öfkesi patlarsa kurbanına işkence yapar ve öldürebilir.

Lanning, tercihli sarkıntılık yapanları üç kategoriye ayırır; baştan çıkarıcı (seduction), içine kapanık (intraverted) ve sadistik (sadistic)

Baştan çıkarıcı fail, kurbanının hediyelerle gözüne girmeye çalışır, yavaşça yaklaşarak güvenini kazanmaya çalışır. O, çocuklarla iletişim kurma ve en zayıf olanını seçme konusunda ustadır. Bu tip çok sinsidir ve çocuklara bir öğretmen, bir antrenör, bir izci ve gençlik grubunun lideri gibi yaklaşabilir. Uyanık aileler potansiyel tehlikeyi fark edebilirler.

İçine kapanık saldırgan, yağmurluk içindeki tüyler ürpertici yabancı stereotipinin en kapalısıdır, kişileri ayartmak için sosyal becerisi yoktur. Onun cinsel aktivitesi kısa tesadüflerle sınırlıdır ve hedefi genellikle yabancılar ve çok küçük çocuklardır.

Sadistik saldırgan fiziksel olarak en tehlikelisidir. Erişkinlerin sadist tecavüzcüsü gibi, onun tatmini kontrolün tamamen elinde olması ve kurbanının acıya cevabını görmekten geçer. Cinsel olarak uyarılabilmesi için fiziksel ve/veya psikolojik acı vermesi gerekir. Bu tip kurbanını elde etmek için hile ya da zor kullanır, kontrolüne girdiği anda da işkence yapar. Bu tip kurbanını kaçırıp öldürme eğilimindedir.

Diğer seks suçluları gibi çocuk istismarcılarını da tanımak zordur. Bir çok olguda normal bir insanın davranışlarını sergilerler . Buna rağmen uzun süreli birlikte olunduğunda kısmen şüphe uyandıran davranışları vardır. Bir gencin çocuklarla alışılmadık ilgisi ve kendi eşdeğerleri ile kontak kurmada zorluğu bir örnek olabilir. Bir erişkinin beklenmedik zamanlarda sıklıkla ortadan kaybolması bir başka örnek teşkil edebilir. Pedofilik davranış özelliklerine ek olarak kadınlarla, baskıcı veya zayıf, bağımlı, çocuksu gibi alışılmadık ilişkilere de girebilir. Ayrıca yaşamındaki herhangi bir kadınla cinsel problemi olması, çocuk pornografi koleksiyonu yapması, çocuk oyun alanları ve çocukların yaygın olarak bulunduğu alanlara girmesi, çocukları amacı haline getirmesi ve onları dikizlemek de diğer özellikleri olabilir.

Çocuk kaçıranlar da, kendi çocukluklarında probleme işaret eden, çevreye uyumsuzlukları vardır. Genellikle evlenmezler-normal arkadaşlık bile olsa bir kadınla ilişki kurmakta yetersizlerdir- çocuklarla düzgün ilişkileri yoktur. Bu beceriksizlikleri nedeni ile çocukları kandırmakta zorlanacakları için, kurbanlarını kontrol edebilmek için yanlarında silah taşırlar. Onlar kurbanlarına zarar da verebilirler.

Kadın çocuk kaçırıcıları erkeklerden farklı davranış sergilerler. Erkekten farklı olarak bir kadın çocuk kaçırıyorsa, bu onun cinsel dürtüleri için değil, çocuğa olan duygusal ihtiyacından dolayıdır.

Lanning çocuk kaçırmayı dört fazda anlatır: Gelişme, Kaçırma, Kaçırma sonrası; Bırakma/Bırakmama

Gelişme ve kaçırma fazında, fanteziler ihtiyacı yaratır, stres faktörleri de eyleme devamını sağlar. Planın düzeyi ve başarı şansı, kaçırma tipine bağlıdır. Düşünüp de davranan kaçırıcılar önceden plan yaparlar, riskleri tartarlar ve kurbanın seçimini dikkatli yaparlar. Oysa fantezilerin kontrolünde hareket eden kişi duygusal ihtiyaçlarına cevap olmak üzere, bildiği doğrultuda hareket eder ki, bu yakalanma riskini arttırır.

Kaçırma sonrası ve bırakma fazında, çocuğun eğitimi, suçlunun kaçırma eylemi ve becerisindeki motivasyona etki eder, çünkü baskı yükselince, kaçıran kişi kendini kurbandan kurtarmaya çalışacaktır. Çocuğun kaybolma süresi ne kadar uzunsa olumlu bir sonuç alma şansı o kadar küçüktür.

Diğer şiddet suçlarında olduğu gibi, bunlarda organize, dezorganize ve karışık tip olarak kategorize edilmektedir . Davranışsal ve fiziksel kanıtlar bu ayrımın yapılmasını sağlar.

Organize kaçırıcının orta ya da ortanın üstünde zeka düzeyi ve sosyal becerisi vardır, kurban olarak yabancıları seçer ve planını yapar. Kurbanını canlı veya ölü olarak önemli bir mesafeye taşıyabilir. Cesedi bulmak zor olabilir. Kanıtlar yok edilmiş olabilir. Cesetten kurtulmak için ideal zamanı bekliyor olabilir. Cinsel aktivitesinde de agresiftir, heyecanından veya kaçıp kurtulmak için öldürebilir.

Dezorganize olanın zeka düzeyi düşüktür, seçtiği kurbanları tanıyordur ve plan yapmadan hareket eder. O kontrolünü yitirdiği için veya kazara öldürür. Cinsel girişim, çocuk bilinçsiz kaldığında veya öldüğünde gerçekleşebilir. Ceset olay yerinden uzağa taşınmaz, saklanmamıştır ve kolayca bulunur.

Akraba ile cinsel ilişki kuran istismarcılar birçok tip hareket ile farklı tip çizer. İçe dönük pedofili evlenir ve istismar edebilmek için çocuk sahibi olur. Seduction (iğfal) saldırganlar çocukları olan bir kadınla evlenir, ki baba kimliği altında onlara ulaşır. Bir başka tipte görünüşü kurtarmak için gerekli olduğu süre boyunca kendine para ile cinsel eş tutar. Akrabaya karşı cinsel saldırganlar, sadece baba ile sınırlı kalmaz, onlar büyük baba, amca veya başka akrabalar olabilir.

Bir saldırgan tutuklandığında, özellikle ilk seferinde, sıklıkla kesin bazı davranışlar gösterir. Önce olayı inkar edecektir, şoka girmiş gibi davranacak, şaşıracak ve içerleyecektir. Çocuğun yanlış anlamasından dolayı suçlandığını söyleyecek ve çocuğa sarılmanın suç mu olduğunu soracaktır. Sosyal durumuna göre kurtulmak için tanıklar getirecektir. Olayları hafife almaya çalışacaktır, böylece kurbanın yanlışlıkla kendi ölçüsünde sıkıntısı ve rahatsızlığını itiraf etmek için gönülsüzce yardım edecektir.

Saldırgan sıklıkla savunmaya geçecektir. Bazen olayı anlatacaktır veya tümüyle gerçeği çarpıtacaktır. O, daha küçük bir suçlama için yalvarma veya bunun geçici bir çılgınlık olduğunu iddia etmek gibi, tepki ve suçu azaltmaya yönelik bir strateji izleyecektir. Bu dönemde suçlanan saldırganların intihar riskinin yüksek olduğu görülmektedir.

Nov 212012
 

Saldırgan profili çıkarma, psikolojik profil çıkarma, suçlu profili çıkarma, ve suçlunun kişilik profilini çıkarma tekniğini anlatmak için kullanılan terimlerdir.

Saldırgan profili çıkarma, olayın özelliklerine dayanarak suçun failinin (failleri) tarifini oluşturma girişimidir. Bir profilin davranışsal bir bileşim oluşturma -sosyal ve psikolojik bir ölçme- işlemi olduğu varsayılır. Profil, bir suç sahnesinin uygun yorumunun saldırıda bulunan kişinin kişilik yapısını gösterebileceği düşüncesine dayalıdır. Belli kişilik yapılarının benzer davranış paternleri sergileyeceği ve bu paternlerin bilinmesinin suçun incelenmesinde ve potansiyel şüphelilerin değerlendirmelerinin yapılmasını sağlayacağı varsayılır.

Profil çıkaranların oynadığı rol hakkında bir fikir birliği vardır. Profil çıkaranlar aşağıdaki üç soruyu cevaplayarak şiddet içeren cinsel suçların incelenmesine rehberlik ederler:

1. Suç sahnesinde ne olmuştur?

2. Meydana gelenleri ne tipteki bir kişinin gerçekleştirmiş olma olasılığı en fazladır.

3. Böyle bir kişinin kişilik özellikleri nelerdir?

Şunu belirtmek gerekir ki, bu sorulara verilen cevaplar çözüm niteliğinde değildir. Profiller, strateji geliştirmeye rehberlik etme, bilginin idaresini destekleme ve olgunun daha iyi anlaşılmasını sağlama konusunda oldukça büyük bir katkı sağlamaktadır.

Tarihce

Suçluların incelenmesi işlemine psikolojik profil çıkarmanın geniş olarak kabul edilen ilk uygulanması, 1956’da New York’un “Çılgın Bombacısı”George Metsky’nin Psikiyatr Dr. James A. Brussel tarafından yapılan tariftir. Suç sahnelerinin psikanalitik bir yorumu ve bombacının mektuplarını inceleyerek Brussel bazı tahminlerde bulunmuştur. Bunlar arasında, kilolu, orta yaşlı, ve kız veya kardeşi ile yaşayan, çift sıra düğmeli takım elbise giymekte olduğu da vardır. Her ne kadar bombacı, Brussel’in tarifi polise vermesinden bir kaç yıl sonra devam etse de, iyi bir dedektiflik çalışması ile yakalandığında, Metsky kıyafetinin detaylarına kadar tanıma uyuyordu.

Tarifteki bu başarıya rağmen, inceleme amacıyla psikolojik profil çıkarma olanakları 1970’lerin sonlarına kadar daha sistematik bir şekilde belirlenmemişti. Bu yenilik niteliğindeki çalışma, FBI Davranış Bilimleri Ünitesi’ni teşvik etmiştir. FBI temsilcileri adli laboratuarda yeni gelişmelerin kaydedildiğini gittikçe daha çok farkına varmışlardır. Fakat, yine de, üretmekte oldukları bulgular bir yönden sınırlıdır. Adli bilgi bir olguyu gerçekten perçinleyebilir, fakat bu delilin sadece bir şüpheli veya halihazırda tutuklanmış/hapiste biri olması durumunda bir değeri bulunmaktaydı. Benzer nedenlerle, daha spesifik bir öneriye ihtiyaç duyulduğu ve davranış bilimcilerin oynayacağı rolün çok önemli olduğu kabul edilmiştir.

FBI Davranış Bilimleri Ünitesi tarafından başlangıçta edinilen yaklaşım, cinsel yönelimli seri cinayet işleyen sınırlı sayıdaki (N=36) mahkum ile yapılan derinlemesine görüşmelere ve birimin üyelerinin ciddi cinsel suçlar ve cinayet alanında sahip oldukları büyük deneyime dayanıyordu. FBI’ın yaklaşımının planı, suç sahnesinin mevcut yönlerinin; saldırıların tabiatı; adli delil ve kurbanla ilgili bilginin hesaba katılması ve daha sonra saldırganın sınıflandırılması ve son olarak tahminde bulunmaya olanak veren uygun özelliklerin ele alınmasını içermektedir. Bu incelemelerin sonuçları cinayeti işleyen kişiyi “organize” (cinayeti işleyen kişinin suçu planladığı, suç sahnesinde kontrol sergilediği, çok az ipucu bıraktığı ya da hiç bırakmadığı ve kurbanın hedeflenmiş, tanımadığı bir kişi olduğu izlenimini verir) veya “organize olmayan” (cinayetin planlanmadığı, ve suç sahnesinin gelişigüzel davranışa ilişkin deliller ortaya koyduğu izlenimini verir.) veya ikisinin bir karışımı olarak sınıflandıran temel bir çerçeveye oturtulur.

FBI yaklaşımı, yıllar içinde, yaygın olarak kabul edilen evrelerden oluşan bir sırayı izleyen sistematik bir işlem geliştirmiştir:

1. Evre: veri özümsenmesi—mümkün olduğu kadar çok kaynaktan mevcut bütün bilgilerin toplanmasını içerir.

2. Evre: suçun sınıflandırılması—toplanan verilere dayanarak suç tipini sınıflandırma işlemidir.

3. Evre: suçun yeniden oluşturulması—suçu yeniden oluşturma ve kurbanın davranışları, suçun izlediği sıra veya hareket tarzı hakkında hipotezler geliştirme işlemlerinden oluşmaktadır.

4. Evre: profil oluşturma—suçun failinin demografik ve fiziksel özellikleri, davranış alışkanlıkları ve kişilik dinamikleri hakkında hipotezleri içeren bir profil oluşturma işlemidir.

Dördüncü evre ile ilgili olarak, bu şekilde geliştirilen profiller çoğunlukla şu bilgileri içeren standart bir format izler: (1) yaş, aralığı, , mesleki beceri derecesi, medeni veya sosyoekonomik durum; (2) eğitim düzeyi ve zihinsel işleyişe ilişkin tahminler; (3) yasal ve tutuklanma hikayesi; (4) askerlikle ilgili geçmiş; (5) aile özellikleri; (6) alışkanlıklar ve sosyal ilgi alanları; (7) suç sahnesiyle ilgili olarak ispatlar; (8) vasıtanın yaşı ve tipi; (9) olası bir psikopatoloji şekli de dahil olmak üzere kişilik özellikleri; ve (10) bunların akla getirdiği görüşme teknikleri

FBI yaklaşımına çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Bunlar, özellikle, teorinin dayandığı araştırma örneklem büyüklüğünün yetersiz oluşu, organize/organize olmayan sınıflamasının ve tecavüz tiplemelerinin yararlılığı ve gelişmelerle ilgili yayınların yetersizliği ve yöntemlerinin faydalılığı gibi konulardan oluşmaktadır. Bütün bunlara rağmen, FBI yaklaşımı Kanada, İngiltere ve Hollanda gibi ülkeler tarafından model alınmıştır. İngiltere’de, “saldırgan profili” terimi, 1980’lerde hem polis kuvvetleri hem de halk tarafından tanınır hale gelmiştir.

Suçlu profili çıkarmanın potansiyelini gerçekleştirebilmesi iki şeye bağlıdır. İlk olarak, profil çıkaranlar polis, incelemelerinin gerekliliklerini ve ihtiyaç duyduğu şeyleri daha iyi anlamalıdırlar. Bu, bilimsel inceleme metodolojilerinin gerçek incelemeler bağlamında geçerlilik ve güvenilirlik meselelerini hesaba katmaları ile gerçekleşir. İkinci olarak, incelemeyi yapanlar profillerin tabiatını ve amaçlarını daha iyi anlamalıdırlar. Bu, incelemeyi yapan kişinin saldırgan profili çıkarma tekniklerinin dayandığı teori ve araştırmayı öğrenmesine bağlıdır.