Nov 192012
 

Son yıllarda adli bilirkişilik uygulamalarında çalışma alanlarındaki farklılıklar dikkat çekmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu daha da ön plana çıkmaktadır. Örneğin Amerika’da son 3 yılda adli bilirkişilik olgularının % 48 ini digital forensic ya da Türkçeleşmiş haliyle adli bilişim olguları oluşturmaktadır.

Adli bilişim, bilişim sistemleri üzerinden genellikle veri olarak elde edilen delillerin toplanması, saklanması ve analizini kapsayan bir çalışma alanıdır.

“Adli Bilişim; elektromanyetik-elektro optik ortam(lar)da muhafaza edilen ve/veya bu ortamlarca iletilen; ses, görüntü, veri/bilgi veya bunların birleşiminden oluşan her türlü bilişim materyalinin, mahkemede (elektronik dijital)delil niteliği taşıyacak şekilde: tanımlanması, elde edilmesi, saklanması, incelenmesi ve mahkemeye sunulması çalışmaları bütünüdür.’’

Cep telefonu, bilgisayar diski, mp3 çalar, CD, DVD, Flash Disk, sim kartlar, sunucu, modem gibi ağ cihazları gibi günlük yaşamda çok sık kullanılan bir çok alette var olan bilgiler, çok önemli delil niteliği kazanabilmektedir. Bunu özellikle ülkemizde son 3 yıldaki bir çok davada görülmektedir. Burada davaların sadece bilgisayarlarda var olduğu belirtilen dosyalardaki bilgilere dayanılarak açılması ve iddianamenin oluşturuluyor olması konunun ne denli önem kazandığını bize açıkça göstermektedir.

Elektronik delillerin kolaylıkla değiştirilebileceği, manipüle edilebileceği ve yoktan var edilebileceği gerçekleri karşısında, elektronik delillerin saptanmasında objektif ve standart yaklaşımının ne denli önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Adli bilişimde pratikte yaşanan problemlerin başında: özel ve uzman ekiplerin olmayışı, veri cihazlarına yedekleme yapmadan ve elektronik olarak mühürlemeden el konulduğu; şüpheliye ve avukatına herhangi bir tutanak verilmediği; bilgisayarların ve diğer veri depolama aygıtlarının manyetik alan etkisinden soyutlanmadan özensizce taşınması; özelliksiz odalarda “veri yazmayı önleyen cihaz”lar (FRED) olmaksızın elektronik delil incelemesi yapılması gelmektedir.

Bilişim suçlarında yargı açısından en önemli problemlerin başında çok basit bir suçta bile bilgisayarda bulunan ilgisiz verilerin birkaç klasörle dosyanın şişirilerek savcı ve hakimin önüne karmaşık ve içinden çıkılamaz dosyalar halinde gelmektedir.

Bu tip olgularda bilirkişiliğin mutlaka bilimsel çerçevede ,standart ve objektif kriterlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Halbuki şu andaki uygulamada herkes bilirkişi olarak atanabilmektedir.Bu konu adli bilirkişiliğin en önemli konularından biri olarak adli bilimcilerin çalışma alanına girmektedir.

Sorry, the comment form is closed at this time.