Güç Koşullardaki Çocuklar
Tüm dünyada ekonomik problemlerin artması, refah düzeyinin azalması öncelikle çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır. Bu tablo karşımıza güç koşullardaki çocuklar olarak çıkmaktadır.
Güç koşullardaki çocuklar; “0-18 yaş arasında olan ve yaşamlarında global ve kişisel nedenlere bağlı olarak yaşamaları gereken yaşamın dışında bir yaşam içine sürüklenen çocukları kapsamaktadır.”
Bu kapsam içine giren en önemli gruplar ; sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar ile suça itilmiş çocuklar ve istismara maruz kalan çocuklardır. Güç koşullardaki çocuklar olgusuna baktığımızda bunun daha çok gelişmekte olan ülkelerin problemi olduğu ve ekonomik durgunluk faktörünün global nedenler içinde ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bu da problemin boyutlarını büyütmektedir. Dünyadaki bu ekonomik durumun yarattığı sosyal bozulma gelişmekte olan ülkelerdeki şehirlerde sürekli yaşanan, kronik bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.
Şehirde yaşayan, güçlüklerle karşı karşıya kalan çocukları bekleyen sorunların 5 temel nedeni olduğu görülmektedir.
1- Göçler
2- Kalabalık Nüfus
3- İşsizlik
4- Eğitim oranları
5-Yoksulluk düzeyi
Güç koşullardaki çocukları şu alt başlıklarda inceleyebiliriz. “Çalışan çocuklar, sokak çocukları, istismar ve ihmal edilmiş çocuklar,suça itilen çocuklar , silahlı çatışmayı yaşayan çocuklar ve doğal felaket yaşayan çocuklar”.(1)
Çalışan Çocuklar: Kısmi zamanlı ya da tam zamanlı, ücretli ya da ücret ödenmeden, aile içi ya da dışında çalışan çocuklar sömürülmekte ve sağlıkları/gelişmeleri tehlikeye girmektedir.
Sokak Çocukları: Sokaklardaki, aileleriyle çok ince bir bağı olan ya da hiç olmayan, belli hayatta kalma stratejileri geliştirmiş çocuklardır. Ayrıca bu çocukları tehlikeli maddelerin kötüye kullanımı, bunların üretiminde yer alma, işleme ve ticaretini yapma, sömürülerek çalıştırılma, cinsel sömürü, ayırımcılık, yanlış muamele ve şiddet gibi riskler altındadır.
İstismar ve İhmal Edilen Çocuklar: Bunlar, zaman zaman ya da devamlı olarak kaynağı yakın çevreleri olan fiziksel, cinsel ya da duygusal şiddetin kurbanları olan çocuklardır.
Suça İtilen çocuklar ; Çeşitli koşullar çocukların suç işlemelerine ve polisle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu çocuklar yankesicilikten başlayan ve çeteler tarafından kullanıma kadar varan şekillerde kullanılmaktadır.
Silahlı Çatışmayı Yaşayan Çocuklar: Doğrudan ya da dolaylı olarak savaşçıların, savaşın, iç çatışma ve şiddetin kurbanı olan çocuklardır.
Doğal Felaketlerden Etkilenen Çocuklar: Deprem ve sel gibi etkisi büyük boyutlarda olan felaketlerle, kuraklık gibi yavaş yavaş etkisini gösteren olaylardan etkilenen çocuklardır.
Bu kategoriler her zaman sadece bu şekilde ortaya çıkmaz. Örneğin, hem sokak hem de çalışan çocuklar istismara maruz kalabilmektedir.
Çoğu Afrika ülkesinde ve Asya ve Latin Amerika’nın (örn. Brezilya, Filipinler’de ) pek çok gelişmekte olan ülkesinde şehirlerde yaşayan çocuklar 2010′larda, 1980′lerde olduğundan daha çok sayıda yoksulluk içine doğmakta; prematüre doğumların yüksek oranlarda gerçekleştiği ; yaşamın ilk yılında meydana gelen ölümlerin sayısının arttığı; doğum kilosunun düşük olduğu ve annelerin de prenatal bakımı almadığı ya da geç dönemde yetersiz olarak aldığı izlenmektedir.
Güç koşullardaki çocukların aileleri ile ilgili yapılan çalışmalarda şu profil elde edilmiştir; Anne/baba işsizdir ya da kapasitesinin altında çalışmaktadır. Anne/babadan biri ölmüştür ya da hapse girmiştir. Çocuk tek bir ebeveynin olduğu bir evde yaşamakta; standartların altında bir evde yaşamakta; istismara maruz kalmaktadır. Çocukların öğrenimine baktığımızda çocukların genellikle ilkokulu terk ettikleri ve ortaokula hiç gitmedikleri görülmektedir. Çocuklar sömürünün olduğu ortamlarda çalışmaya zorlanmakta; çocukların kötüye kullanımı ve fahişelik yaptırıldıkları gözlenmektedir. Çocuklar caddelerde şiddete maruz kalmaktadır. Çocuklarda madde kullanımı yaygındır. Ayrıca, özellikle Afrika’da AIDS’in yaygın olduğu görülmektedir. Bu çocuklar anne/babalarını AIDS’ten kaybetmekte ya da bu hastalıktan ölmektedir.
Güç koşullardaki çocuklar özellikle endüstrileşmiş ülkelerde problem olarak dikkate alınmış ve çözüm arama çalışmalarına gidilmesine karşın,yapılan çalışmalar problemlerin sistematik olarak dokümantasyonunu yapmaktan öteye gidememiştir. Problemin çözümü için yapılanlara karşın problemin çözülemediği, her geçen gün arttığı izlenmektedir. Bunda dünyadaki global olayların da büyük etkisi bulunmaktadır. Rejim değişiklikleri,savaşlar, ekonomik krizler gibi problemler çocuklara direkt etkileyen boyutta konulardır. Doğu Avrupa’da yoksulluk içindeki çocukların sayısında artış gözlenmektedir. Alkol ve madde kullanımının artması veya kanunlara karşı gelinmesi nedeniyle yüksek risk altındaki çocukların yüzdesi ciddi endişelere neden olmaktadır.
Kırsal kesime oranla şehirde yaşayanlar ekonomik olarak daha avantajlı görülmesine karşın kaynak dağıtımına ilişkin ciddi sorunlar mevcuttur. Şehir yaşamı çoğunlukla oldukça çetindir ve çocuklar için sömürülmeye çok açık kozmopolit bir ortamın olduğu görülmektedir. Bunun nedenleri ; nüfusun hızla artması, yönetimin bu konudaki hataları ve sosyal ile fiziksel ortamın bozulmasıdır. Şehirde yaşayan yoksul ailelerin marjinalleşme duyguları kentlerde, gelir bölüşümündeki uca savrulma, yoksul ailelerde marjinalleşme tutumlarını da desteklemektedir.
Şehir nüfusunun artışındaki en önemli nedenlerinden biri kırsal kesimden kentlere olan göçtür. Diğer önemli bir neden de doğal nüfus artışıdır. Üçüncü olarak önde gelen, popüler şehirlerdeki nüfus artışıdır. Bu şehirler özellikle ekonomik aktivasyonlardaki yoğunlaşma nedeniyle başı çekmektedirler. Ancak, 2025 yılına kadar olan dönem için yapılan tahminler pek çok büyük şehirde ekonomik durgunluk ya da küçülme sonucu nüfus artışı hızının yavaşlayacağını göstermektedir. Bu yavaşlamaya rağmen zaten çok büyük sayılardaki nüfusun doğal artışı bile önde gelen ve büyük şehirlerdeki nüfusu kat kat arttıracaktır.
Demografik boyut: Ekonomik gelişme ve artan yaşam standartları ile ölüm oranları hızla azalmaktadır. Bu da genellikle bir nüfus patlaması ile sonuçlanmaktadır. Bu, belki de birkaç on yıl sonra olabilecek doğurganlık oranının düşmesine kadar gerçekleşebilir. Endüstrileşmiş ülkeler bu demografik geçişi halihazırda yaşamışlardır; ve mevcut durumda da nüfus artışında düşüşler gerçekleşmektedir. Asya’da ve Latin Amerika’da doğurganlık oranı düşmektedir. Afrika’nın çoğunluğunda ölüm oranları düşmektedir; doğurganlık oranları aynı kalmakta ve nüfus artışı hızlanmaktadır. Demografik trendlerin farklı yaş gruplarında meydana getireceği değişiklikler şöyle özetlenebilir;
0-4 yaş grubu: Bu yaş grubunda meydana gelen artışlara en çok katkısı olan ülkeler, gelişmekte olan ülkelerdir. Afrika, yüksek doğurganlık oranları nedeniyle çok yüksek artışlar göstermektedir. Bu yaş grubunda başı çeken Asya da bu yaş grubundaki nüfus artışının çok yoğun olduğu kıtadır.
5-14 yaş grubu: Bu yaş grubundaki artışlar da en fazla gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. 1980′lerden sonra endüstrileşmiş ülkelerdeki çocuk sayısı azalmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük artış Asya’da gerçekleşmiştir.
15-24 yaş grubu: Genelde bu yaş grubunda da aynı şekilde gelişmeler gözlenmektedir.
Sonuç olarak, bu tablonun göstermiş olduğu gibi çoğu gelişmekte olan ülkede olmak üzere dünyada özellikle şehirlerde, önümüzdeki birkaç on yılda çocuk ve genç nüfusunda hızlı bir artış beklenmektedir.
Göç
Göç ailedeki cinsiyet rolleri ve evin yeniden organizasyonu açısından önemli sonuçlar doğuran bir sosyal olgu olarak gözükmektedir. Bu durum ailedeki otoriteyi etkilemektedir. Göç sadece erkek/kadın değil kadınlar arasındaki ilişkileri de etkilemektedir. Kadının aile içindeki yeri önem kazanır; diğer aile üyelerine karşı sorumluluğu artmaktadır. Erkek otoritesi, tek ekonomik destek rolünü yerine getiremediğinden sarsılabilir. Değişen bu roller ailede gerilim yaratır. Aile-içi şiddetin yaşanmasında yukarıda sayılan faktörlerin büyük önemi bulunmaktadır. Göç ve aile-içi şiddet birlikte yaşanan iki sosyal olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çocuk ve Şehir Yaşamı
Bozulan çevre:
Çocuklar çevre kirliliğine karşı daha zayıf oldukları için çocuklarda ölümle sonuçlanan solunum yolları hastalıkları yetişkinlerden daha fazla görülür. Gelişmekte olan ülkelerdeki bebeklerin ve çocukların ishal, zatürre ve kızamıktan ölme olasılıkları Avrupa ve Kuzey Amerika’lı çocuklardan birkaç yüz kat daha fazladır. Ölüm olmaması durumunda bu koşullarda yaşayan çocuklar hastalıklı veya sakat çocuklar olarak yetişirler. Yapılan çalışmalar hem gelişmekte olan ülkelerde, hem de endüstrileşmiş ülkelerde gürültünün yüksek düzeylerde olmasının çocukların üzerinde ciddi şekilde olumsuz etkilere yol açtığını göstermektedir. Çevre kirliliğinin çocuklarda doğurduğu olumsuz etkilere kanser, allerji ve astım da dahildir. Çevrenin bozulması şehirde yaşayan herkesi etkilemektedir. Fakat bu bozulmanın bazı yönleri sadece kenar mahallelere özgü olarak karşımıza çıkmaktadır. Su kesintisi vb. anne-babaları daha başka çözümler aramaya iter. Örneğin taşıma suyun daha da büyük infeksiyon riski taşıdığı görülmektedir. Aşırı kalabalıkta enfeksiyon ve bulaşıcı hastalıkların kolayca yayılmasını sağlar. Bu problemler yoksullukla büyük boyutlara ulaşır.
Yoksulluk ve Kaynakların Dağılımı
Yoksulluk,farklı ülkelerde farklı şekilde tanımlanır ve bu tanım zaman içinde değişebilir. Örneğin, Hindistan’da yoksulluk sınırı kişi başına 2100 kalorinin parasal karşılığıdır.Geçen otuz yılda, Güney-Kuzey zengin-fakir ülkeler arasındaki gelir-gelişme eşitsizliği hızla artmakta ve kaynakların dağılımı gittikçe kötüleşmektedir.
Barınma İçin Uygun Bir Yer Olmaması
Şehirde yaşayan birçok yoksul çocuk için başlarını sokacak bir yer için hiçbir garanti yoktur. Çoğu eski derme-çatma barakalarda yaşamaktadır. Yoksul yerlerde aşırı kalabalıkta yaygın bir sorundur. Örneğin, Hindistan’da şehirdeki evlerin yarısından fazlası tek odalıdır; her odaya da 4.4 kişi düşmektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki daha küçük şehirlerdeki durum da alarm vericidir; binalar çok eskidir ve servisler de oldukça yetersizdir. Okulla yaşadıkları gecekondular arasında uzun mesafe vardır. Genelde gecekondular şehrin küçük bir yüzdesini işgal etmektedir; genellikle de bunlar en kötü yerleşim yerleridir Buralar deprem, seller, heyelanlarda ilk yıkımın görüldüğü yerler olup, hep insan yaşamının yok olduğu ve yüksek kirlilik düzeyi vb. mevcut olduğu yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şehirde İnformal Sektörde Çalışmak
Yoksul çocukların şehirde yaşaması demek genellikle informal sektör faaliyetleriyle kendi başlarına ya da anne-babalarıyla iç içe olmak demektir. İnformal sektör, kayıt dışı ekonomi içinde çalışmak anlamında kullanılmaktadır. İnformal sektörde vergi vermek, insan yaşamının güvenceye alınması veya sağlık açısından korunması söz konusu değildir. Sokaklarda genellikle bir şekilde para alış verişinin yapılması söz konusudur. İnformal gelirler gelişmekte olan dünyanın çoğu şehirlerinde bütün gelirlerin %50’sini oluşturmaktadır.
Ülkelerden örneklere baktığımızda örneğin Filipinler’de ekonomik faaliyetlerin özellikle kadınlar ve göçmenler tarafından gerçekleştirilmekte olduğu görülmektedir. Çocuklar annelerine yardım etmektedirler. Afrika’da informal sektör şehirdeki faaliyetlerin çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Madde ve Organize Suça Maruz Kalma
Brezilya, İtalya, Filipinler, Kenya ve Hindistan’da aileler çocuklarını organize suçla bağlantısı olan, madde kullanma ile madde satışından koruyamamaktadır. Bu açıdan çocuklar yüksek düzeylerde şiddete maruz kalmaktadır. Çocuklar da madde kullanmaya ve madde ticaretine çeteler tarafından sokulmaya başlarlar; çünkü çocuklar bu işi az para alarak yaparlar ve yetişkinlere oranla cezaları da daha hafif olduğu düşünüldüğü için bu işe bulaştırılırlar. Özellikle Filipinler ve Hindistan’da bazı bölgelerde maddeye bağlı şiddet o kadar ciddi boyutlardadır ki sosyal hizmet uzmanlarının bazı bölgelerdeki çocuklara katkıda bulunmaktan vazgeçtikleri gözlenmektedir.
Gelişmekte olan ülkeler, bugün, ağır uyuşturucuların hem büyük ölçüde üreticisi hem de tüketicisidir. Uçucu ve çözücü maddelerin kullanımı aynı anda dünyaya yayılmıştır. Bunlar kolaylıkla bulunabilen maddelerdir. Madde kötüye kullanımı ağırlıklı olarak yoksullar arasında yoğunlaşmıştır. Ucuza bulunabilen çözücü ve diğer uçucu maddeler çocukluktan gençlik çağına geçenler tarafından genellikle 13 -16 yaştakiler tarafından tercih edilmektedir. Brezilya’da 10-12 yaşlarındaki çocuklar arasında çözücü madde kullanımı özellikle yaygındır. Brezilya’da, 1970′den beri uçucu madde kullanımı ciddi ölçüde artış göstermiştir. 1987′de okul çocukları arasında yapılan bir araştırma pek çok çocuğun uçucu maddeleri diğer maddelere tercih ettiklerini göstermiştir.
Filipinler’de yapılan bir çalışma sokak çocuklarının ve sokaktan alınarak ya da hapishanelerdeki çocukların hemen hemen yarısının madde kullandığı belirlenmiştir. Brezilya’nın aksine çok az okul çocuğu madde kullanmaktadır. Kenya’da sokak çocuklarının ağırlıklı olarak nikotin ve alkol kötüye kullanımında bulunduğu görülmektedir.
Avrupa ve Kuzey Amerika’da çocuklar ve aileler sosyal, sağlık, ve eğitim yardımı sistemlerini kemiren ekonomik durgunlukla karşı karşıyadır. Ayrıca, aile destek sistemlerin kaybı ve bireyselliğin uç noktalarda ortaya konması gibi sosyal değişimler yaşanmaktadır. Batı Avrupa Ülkeleri Avrupa Birliği olarak birlikte davrandıklarından o ulusal kimlikler de kriz yaşamaktadır. Bütün endüstrileşmiş ülkelere güneyden göç yaşanmaktadır. Nüfusun yaşlı olması nedeniyle çocuklar toplumsal ve politik düzeyde yeterli ilgi ve dikkati göremedikleri dikkati çekmektedir.
Gelişmekte olan ülkelerde şehirde yaşayan çocuklar ve aileleri yoksulluğun yükü altındadır, işlerinde kalabilme güvenceleri yoktur, altyapı ya yoktur ya da kötüdür, sosyal, eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir. Bunlara bir de yüklü borçlar ve ciddi ve ağır uyum kısıtlamaları ve problemleri eklenmektedir.
Hem güney hem de kuzey yarımkürede geçen yirmi yılda güç koşullar altında yaşayan çocukların sayısında gözle görülür bir artış olmuştur. Bu durumu, ciddi problemler ve derinlerde yatan bir sosyal rahatsızlığın uyarıcı sinyali olarak algılamaktadır.
Tehlikeli Sokak
Sokak hem sanayileşmiş ülkeler hem de üçüncü dünya da tehlikeli ve şiddet doludur. Örneğin şehir içindeki kenar mahalleler de madde problemleri ve suç işleme nedeniyle sosyal yaşam ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. A.B.D.’de özellikle büyük şehirlerde kargaşa, suç, ırksal şiddet, madde ve çete savaşları çok yaygındır. İtalya’da organize suç ve şiddet gözlenmektedir. Üçüncü Dünya’da da sokakta çalışan çocukların şiddet kurbanı olma olasılığı oldukça düşüktür.
Toplum genellikle problemleri sokaktaki bu çocuklara bağlar. Çocukların içinde bulunduğu durum ve hangi nedenlerle sokakta oldukları, genellikle yeterince analiz edilmez.
Evsizlik
Üçüncü Dünya ülkelerinde evsizlik yaygın bir sorundur. Hindistan’da büyük şehirlerde, 1980′den beri artan sayılarda Filipinler ve Brezilya’da sokakta yaşayan ailelere rastlanmaktadır. Kenya’da sokaklarda yatmak kanunen yasaktır. Bu nedenle evsiz aileler üç sopa ve bir plastik muhafaza ile kendilerine korunabilecekleri yerler yaparlar. Filipinler ve Hindistan’daki gözlemler aile üyelerinin ne kadar ağır yük ve baskı altında olsalar da çocuğun hayatı ile ilgili yetişkinler olduklarını ve onlara ihtiyaç duydukları duygusal ve kriz anlarında aile desteği verdiklerini ve bunun önemini ortaya koymuştur. Başka bir deyişle bu çocuklar (sokakta yaşayan ailelerin çocukları) madde kötüye kullanımı ya da illegal faaliyetler vb. tehlikelere karşı oldukça dirençli ve kuvvetli idiler.
Sokakta Çalışan Çocuklar :
Sokakta çalışan çoğu çocuk yoksul, baskı altında fakat hala makul derecede desteğin yer aldığı evlerden gelmektedir: Bu evlerde çocuğun kazandığı paraya olan ihtiyaç ailede yaşanan ekonomik baskıların bir sonucudur.
Sokakta çalışan çocukların katkısı genellikle ev için oldukça önemlidir. Bütün bu ülkelerde bu çocuklar ciddi problemlerle nispeten daha az maruz kalmaktadırlar (kötü beslenme, madde kullanımı/kötüye kullanımı ve aile içi şiddet vb. pek fazla görülmüyordu).
Okula devam etme/gitme açısından farklılıklar gösteriyorlardı, fakat her ne olursa olsun bu çocukların programın gerisinde oldukları izlenmektedir.
Sokakta Çalışan ve Sokak Çocuğu Olma Yolundaki Çocuklar
Sokakta çalışan çocuklar arasında nispeten küçük bir kısmının büyük stres altında olma işaretleri verdiği bulunmuştur. Bunlar eve her gece dönmezler, tutkal ya da petrol koklarlar; okulu bırakmış ya da illegal faaliyetlere yönelmiş olabilirler; daha sık olarak tutuklanma yaşayabilirler. Yaşları sokakta çalışan çocuklarla aynıdır (çoğunlukla 10-12 olmak üzere 8-9′dan 14 yaşa kadar). Çoğunlukla erkektirler. Çoğunluğunun anne ve babası bir aradadır. Yaklaşık 1/3′ü tek-reisli ailelerde yaşamaktadır. Üçte ikinin üzerinde bir sayının hem anne hem de babası sağdır. Aileye, kazandıkları paranın bir kısmını vermek istemezler. Ailede çoğunlukla anlaşmazlıklar yaşanmaktadır.
Sokakta kendi başına yaşayan sokak çocukları için anında tepki veren ve koruyucu müdahaleler şunları içermelidir:
* Varlıklarının ve içinde bulundukları koşulların belirlenmesi,
* Barınabilecekleri güvenli yerlerin kurulması,
* Gündüzlü merkezlerinin kurulması,
*Tıbbi bakım ve psikolojik ölçme/değerlendirmelerin yapılması,
* Madde kullanımı, AIDS ve suç durumunda uzmanların desteğinin verilmesi,
* Cinsel istismara maruz kalan çocuklar, özellikle kızlar için destek sağlanması,
* Çocukların ailelerin belirlenmesi ve desteklenmesi,
* Ailenin yeniden entegre olmasını takip etmek ve aile danışmanlığı sağlamak ve,
* Okul ve mesleki eğitim açısından daha iyi alternatifler yaratmak.
Sokak çocuklarının başa çıkma mekanizmalarını arttırmak için anlık çözümlerin ötesinde uygun, destekleyici ortamlar yaratılmalıdır. Kurumlara yerleştirme çocuğun özgürlük ruhunu ortadan kaldırır ve ona fazla bir şey kazandırmaz. Bu nedenle bundan kaçınılmalıdır, bunun yerine çocukların benlik saygısını pekiştirecek ve aileleri aracılığıyla daha fazla fırsattan yararlanmasını sağlayacak yöntemlere başvurulmalıdır.
Sokakta çalışan, aileleriyle birlikte olan çocuklar için hem koruyucu,çalışma koşullarını geliştirerek hem de önleyici ailelere yardım ederek ve destek olarak ve fazla çalışma ihtiyacını ortadan kaldırarak olmalıdır.
Çalışan Çocuklar :
Çalışmalar farklı kategorilerde çalışan çocuklar olduğunu ortaya çıkarmıştır. İnformal sektörde çalışan çocuklar gazete, sigara vb. şeyler satıyorlardı; ya da bazı hizmetlerde bulunuyorlardı (ayakkabı boyama, araba yıkama vb.) Sokaklarda, marketlerde, otobüs terminallerinde ve tren istasyonlarında çalışıyorlardı. Otel ve restoran önleri ve turistlerin bulunduğu yerlerde de çalışıyorlardı. Ya başkaları hesabına ya da tamamen kendi başlarına çalışıyorlardı. Ayrıca çöpten işe yarar bir şeyler toplayanlar da vardı. Diğer çocuklar kısmi zamanlı ev yardımcıları, dükkanda yardımcı ve otellerde de bu şekilde çalışıyorlardı. Bazıları da evde imalat işlerinde çalışıyorlar.
Şehirde yaşayan bütün yoksul çocuklar sokaklarda çalışmaz. Pek çoğu başka sektörlerde çalışır ve çoğu Üçüncü Dünya Şehirlerinde muazzam bir informal ekonomi faaliyet göstermektedir. Bunlara örnek daha kalifiye olan çalışan çocuklar makine ustaları ve ütücülerdir .
Özellikle sömürüye maruz kalan çocuk işçiler özel bir ilgi gerektirirler. Bunlar; Çalışan çocuklar,tezgahtar vb. ve hizmetçi vb. çalışanlar, çocuk fahişeler, yapı işlerinde çalışanlar gruplarına giren çocuklardır.
Kendi Başına Yaşayan Çalışan Çocuklar
Çoğunlukla kırsal kesimden henüz göç etmiş aileler çocuklarını dükkanlara orada yaşama koşuluyla çalışmaya vermektedirler. Bunlar kendilerini sömüren işverenlerin kontrolüne girmektedirler. Bütün gün çalıştıktan sonra, dükkan kapandığında ya yemek ya da satılacak diğer malları hazırlarlar, dükkanı temizlerler ve gece olunca da orada uyurlar.
Kırsal kesimden şehre göç edenlerden genç kızlar büyük bir oranda o evde yaşayarak ev işlerinde çalışmaktadır. Brezilya, Filipinler ve Kenya’da bu çalışanlar temelde kız çocuklarıydı, fakat Hindistan’da bu işlerde daha çok erkekler (çocuk/genç) çalışmaktadır. Kızlar ise ev işlerinde çoğunlukla kısmi zamanlı çalışmaktadırlar.
Hem dükkanlarda hem de evlerde yaşayarak çalışanların haklarını korumak ve anında sonuç verecek müdahaleler şu şekilde olmalıdır:
* Sayılarını, cinsiyetlerini ve yaşama ve çalışma koşullarını belirlemek. Bu en iyi hükümet dışı organizasyonların yardımıyla yapılabilir.
* Çocuklar arasında destek ağlarının oluşturulması ve devamlı destek sağlanması için bir hizmet merkezinin oluşturulması.
* Çalışanlara daha iyi yaşama koşulları, daha makul çalışma saatleri ve uygun sosyal haklar sağlanması için sendikacılığın teşvik edilmesi.
* Minimum maaş kanunlarının daha iyi savunulması
* Formal ve informal eğitim.
Fahişelik Yapan Çocuklar
Fahişeliğin şehirde yaşayan yoksul çocuklar ve aileleri için ne derece bir “çözüm” anlamına geldiği ülkeden ülkeye değişir, çünkü bu cinslere ilişkin kültürel ideolojilere bağlıdır. Fahişeliğin önlenmesi için;
* Kızlar için gelir getirecek başka bir faaliyet bulunmalıdır, öyle ki bu muhtemelen kollektif olarak gerçekleştirilen bir şey olmalıdır, böylece kızlar ailelerinden gelen ahlaki baskılar karşısında kendilerini savunmalarını sağlayacak kollektif bir kimlik geliştirirler.
* Cinsel olarak sömürülen kızlar ve daha önce bu işte çalışmış kız çocukları için geçici olarak kalabilecekleri bir ev.
* Konu üzerinde uzmanlaşmış sağlık hizmetleri; ve
* Eğitim ya da iş eğitimi gibi, daha iyi işlerin edinilmesini sağlayacak, aileye acil destek sağlamak ve başka alternatifleri teşvik etmek.
Yapı İşinde Çalışan Ailelerin Çocukları
Ödenen para çok düşük olduğu için hem anne hem de baba çalışır, çocuklarını herhangi bir tedbir olmadan bütün tehlikelere açık olarak bırakırlar. Özellikle ülkemizde Güney ve Ege bölgelerinde mevsimlik işçi olarak çalışan çocuklar da bulunmaktadır.
Global olarak, politika oluşturanlar çocuklar için hangi faaliyetlerin sağlık, eğitim ya da gelişim açısından bir tehlike oluşturduğunu belirlemelidir. Hangi işin, hangi yaşta yapılabileceği bu çocukların farklı kültürleri de dikkate alınarak belirlemelidirler.
Genelde çalışan çocuklar konusu üzerinde iki farklı görüş vardır: Bazılarına göre sorun çocuğun ekonomik faaliyette bulunmasından kaynaklanmaktadır; çocuklar okula gitmeli ve oyun oynamalıdırlar. Farklı bir görüş; uygun koruma ve süpervizyon altında, çalışmanın çocuğun sosyalleşmesi eğitim ve benlik saygısı için gerekli olduğu şeklindedir. Çalışan çocuklarla ilgili yapılan sistematik çalışmada özellikle gelişmekte olan ülkelerde oldukça kısıtlıdır ve sıklıkla karşılaşılan problemler şunlardır:
a) Özel bir ihtiyaç içinde olanları operasyonel olarak tanımlamak, sayılarını ve dağılımını tespit etmek.
b) Çalışmanın çocuklar üzerindeki gerçek etkilerini belirlemek.
c) Çalışan çocukların çalışmalarıyla ilgili problemleri ve yapılacak potansiyel müdahale noktalarının neler olduğunun belirlenmesi.
YENİ PROGRAMLAR VE POLİTİKALAR
Değişim Modelleri
Yaygın bir sosyal problemin tanımı yapıldıktan sonra (şehirde yaşayan zorluklarla karşı karşıya olan çocuklar) davranışlarda değişiklikler şu şekilde oluşturulabilir:
a)Kişileri bir görüşün diğeri üzerindeki avantajları konusunda ikna etmek,
b) Kişilerin değişimin ilk elden olan yaşantılarına kişisel olarak maruz kalmalarını sağlayarak algılarını değiştirmek. Bu her ülkeye ait bölümlerdeki bilgilerle gerçekleşebilir. Fırsatlar ve durumlar değiştiğinde ya da yeni görüşler vurgulandığında kişiler bunları önceki anlayışların filtresinden geçirerek ve bu anlayışları zaman içinde yenileriyle değiştirerek davranışlarını ve tutumlarını değiştirmiş olurlar.
Her ülkede durumları algılamanın ve cevap vermenin farkına varmanın acil bir ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır. Ülkelerde ortaya çıkan yeni görüşler genelde bölgesel hareketi olduğu kadar yeni değişim faktörlerinin de belirlenmesini gerektirir.

