Apr 012013
 

Yargının çalışma mekanizmasında en önemli aşamalardan birisi bilirkişilik kurumudur. Bilirkişinin fonksiyonu görüş vermesidir. Bilirkişi görüşü yargı için çok önemlidir.

2009’da yayınlanan Dünya Bankasının Yargılamada bilirkişilik müessesesi hakkında mukayeseli çalışma başlıklı bilirkişiliğin sorunlarının 4 ülke ile yapılan karşılaştırmalı çalışmanın inceleme raporundaki tanıma göre bilirkişi görüşü mesleki, bilimsel ya da teknik bir konuyla ilgili olarak yasal kovuşturmada kanıt olarak sunulacak (yazılı veya sözlü) herhangi ifade olarak tanımlanmaktadır.

Adli Tıp/Bilimler bilirkişiliği, insan ve insanla ilgili olarak konusunda yargının sormuş olduğu sorulara almış oldukları eğitime bağlı olarak cevap verilmesidir.

Bilirkişilik alanlarının özellikle son dönemde çok geniş bir spektrumda yer aldığı gözlenmektedir. DNA analizleri. adli genetik, adli muhasebecilik, adli dijital incelemeleri, tıbbi uygulama hataları, şiddet olguları başlıca alanlardır.

Bilirkişilik çalışmalarında temelde laboratuarda ölçülen değerlerin ve/veya geçmişte yapılmış uygulamaların raporlarının incelenerek analizi ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Burada çok önemli bir boyutun gözden kaçtığını da hemen belirteyim. O da adli bilirkişiliğin yoruma dayalı bir sistem olduğu için güvenirliliğinin tartışmalı olduğu görüşüdür. Bu kesinlikle yanılgıdır çünkü yapılan tüm yorumların mutlaka olaydaki ,dosyadaki geçmişte yapılmış çalışmaların değerlendirilmesi, laboratuvar sonuçları ve standart uygulamalar kapsamında bakılarak değerlendirildiği ve sonuç yorumunun da bilimsel referanslar verilerek yapıldığının altını çizmek gerekiyor.

Başka bir deyişle adli raporda yazılan sonuç mutlaka objektif, ölçülebilir ve bilimsel değerlere standartlara dayanmaktadır, dayanmalıdır da.

Adli Bilirkişi, raporuyla adli kılavuzluk yapmakta, davanın doğru ve çabuk sonuçlanmasını sağlamaktadır. Zaten ana işlevi de yargıya yardımcı olmaktır.

Son dönemdeki çapraz sorgulamayla başlayan değişim sürecinde artık taraf bilirkişiliğinin uygulanmaya başladığı gözlenmektedir. Uzun yıllar Yargıtayın mutlaka bakanlığa bağlı kurumdan alınan raporları sadece kabul ediyor olması günümüzde değişmiş ve artık Yargıtay raporun kim tarafından verildiğine değil içeriğini ön plana almaktadır.

Bilirkişiliğin konusunda bilimsel içeriğe ve donanıma sahip , konusunda uzman olan kişiler tarafından yapılması çok önemlidir.

Bugün sayısı hızla artan konularında yetkin akademik çalışmalar yapan adli tıp öğretim üyelerinin raporlarıyla çok sayıda olgu çözümlenebilmektedir.